XANTHOS ( …hayat bazen ölmektir sadece ölmek…)
“…Evlerimizi
mezar yaptık Mezarlarımızı ev. Yıkıldı evlerimiz .Yağmalandı mezarlarımız
Dağların doruğuna çıktık Toprağın altına girdik Suların altında kaldık Gelip buldular
bizi. Yakıp yıktılar Yağmaladılar bizi.Biz ki analarımızın, kadınlarımızın Ve
ölülerimizin uğruna; Biz ki onurumuz ve özgürlüğümüz uğruna, toplu ölümleri
yeğleyen bu toprağın insanları .Bir ateş bıraktık
geride…”
Xanthos
Kitabesi {Xanthos kazılarnda bulunuş m.ö. dörtyüzlü yılara ait bir kalıntı)
"Pers ordusu, başında komutanları olduğu halde Xanthos Ovası'na indiği
zaman, Xanthoslular bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile dövüştüler,
yiğitlikte nam saldılar, ama yenildiler, kentlerine geri atıldılar, kadınları,
çcukları, hazineleri ve köleleri kaleye doldurdular. Alttan, yandan ateşe
verdiler. Öyle ki yangın kaleyi yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine
korkunç yeminlerle bağlanarak düşmana saldırdılar ve Xanthos'ta oturanların
tümü de savaşarak öldüler."
Heredot M.Ö.
545 yılında Lykialıların Pers komutanı Harpagos'a karşı savaşını böyle
anlatmaktadır. Bu ateşten yalnızca o sırada başka yerlerde bulunan Xanthoslular
kurtulabilmişler, daha sonra şehirlerine gelerek şehri yeni baştan
kurmuşlardır.istilalara karşı xanthos duruşu tarihleri boyunca hiç
değişmemiştir.Yine yaklaşık 500 yıl sonra m.ö. 42 yılında da ,Roma döneminde
Romanın ağır vergilerine itiraz eden Xanthos, Brutus komutasındaki Roma ordusu
tarafından kuşatılır. Brutus Xanthosu ağır yenilgiye uğratmış ve ordusuna
Xanthosluları canlı ele geçirmelerini emretmiştir. Ancak roma ordusu sadece 16
Xanthosluyu canlı olarak yakalayabilir ve Brutus istilaya gittiği şehirlerde,
savaşırsanız işte böyle yok olursunuz diye göstermek için bu 16 Xanthosluyu hep
yanında taşır.
Xanthos
tarihi M.Ö. 8.yy’lara dek dayanan tarihi ile Likya eyaletinin en büyük
şehridir.Likyalıların, İ.Ö III. binyıl´in ikinci yarısında Anadolu´ya gelen ve
II. binyıl boyunca Güney Anadolu bölgesinde yaşamış ve Anadolu´nun en eski Hint-Avrupa kökenli halkı olan Luviler´in
dağılmasından sonra bir kısmının devamı olduğu da söylenir. Luvi dilinin Hititçeyle yakınlığı ve Luvilerin de Hititlilerle
akraba olduğu göz önünde bulundurulursa Likyaca´nın da Hititçe bağlantısı
anlaşılır. Hitit dilinde Likya´nın adı Lukka´dır. Tarihte bilinen ilk demokratik birliği kurmuş olmakla bilinen
Likyalıların yayıldıkları bölgenin isimleri günümüzde Antalya ve Fethiye arasında kalan,
Teke Yarımadası denen bölgedir.Tarihsel önemi; Jeopolitik durumu, eşsiz
doğası ve farklı şehirlerden bir araya gelmiş olmalarına rağmen ortak bir
kültür yaratmış ve var oldukları sürece bunu paylaşıp yaşatmış olmalarıdır.
Bunu, arkalarında bırakmış oldukları, bugüne kadar ayakta kalabilen eserlerinin
izlerinde rahatlıkla görebiliyorsunuz.Herodot da Likya ve Likyalılar
hakkında yazmıştır;
|
“ |
“..Likyalılar'ın kökeni eski devirlerde Grek olmayan halkın yaşadığı
Girit'ti. Europa'nın iki oğlu olan Sarpedon ve Minos tahtı ele geçirmek için
mücadele etmişler ve galip gelen Minos, Sarpedon'u ve taraftarlarını ülkeden
dışarı atmıştı. Sürülen grup, gemilere binip Asya'ya doğru hareket etmiş ve
Milyaslar'ın topraklarına yerleşmişlerdi. Milyas, o zamanlar Solymler
tarafından işgal edilen ve bugün Likyalılar'ın yaşadıkları ülkenin eski
adıdır. Sarpedon'un krallığı zamanında isimleri Termiller diye bilinirdi.
Şimdi bile komşuları Likyalılar için bu adı kullanırlar. Gelenekleri yönünden
bazıları Giritliler'e, bazıları Karyalılar'a benzer. Fakat hiç kimseye
benzemeyen bir töreleri vardır. O da babaları yerine analarının adını
kullanmalarıdır. Bir Likyalı'ya kim olduğunu sorun, size adını annesinin,
anneannesinin, büyük anneannesinin ve daha büyükanneannesinin ismini
söyleyerek cevap verir. Hür bir kadının bir köleden çocuğu olursa yasal
sayılır. Buna karşılık, toplum içinde ne kadar önemli bir yeri olursa olsun,
hür bir erkekle bir yabancı kadının veya metresinin çocuğuna vatandaşlık
hakkı tanınmaz…” |
„ |
Xanthos'un perslere karşı bu direnişinden M.Ö. V. yüzyılda
varolduğunu anlıyoruz. M.Ö. 1200 yılında yapılan Troya Savaşı sırasında
başlarında Xanthoslu Sarpedon olduğu halde Lykialılar Troya Savaşı'na
katılmışlardır. Bu da bize gösteriyor ki Xanthos M.Ö. 1200 yıllarında da
vardır. Fakat, görkemli ama talihsiz bu şehir M.Ö. 475 - 450 sırasında bu kez
bir yangınla karşılaşmış, baştan başa yanmıştır. Kazılarda bu tarihlere
ait kalın bir kül tabakası ortaya çıkarılmıştır. M.Ö. 429'da Melesandros isimli
Atinalı bir komutan vergi toplamaya kalkınca tüm Lykialılar birleşerek yine ona
karşı koyarlar. Bu savaşta Melesandros ölür ve Atina ile olan ilişkiler da sona
erer. M.Ö. 333'de İskender'in eline geçen Xanthos, İskender'in ölümüyle M.Ö.
309'da Ptolemaiosların eline geçer. Daha sonra da Suriye Kralı III.
Antiokhos'un eline geçen Xanthos'u bu dönemde büyük bir gelişme içinde görürüz.
M.Ö. II.
yüzyılda Xanthos Likya Birliği'nin başkentidir. Bir ara Rodos yönetimine
verilen Xanthos, Rodosluların yönetimine karşı gelerek özgürlüğüne kavuşmuştur.
Tarihi boyunca büyük istilâlar ve felaketler geçiren Xanthos'u Roma döneminde
M.Ö. 42 yılında Brutus işgal eder. Likya akropolünü yerle bir ederek
Xanthosluları kılıçtan geçirir. Xanthoslular Brutus'a teslim olmamak için yine
ölümü seçerler. Sonrasında, Roma, dönemsel politik
çıkarlarına uygun olarak Likya Birliğini yeniden ayağa kaldırmak için,
Xanthos’a ve bulunduğu bölgeye önem vermiştir; Ancak, Likya, M.S. 2. ve 3.
yüzyıllarda yaşadığı büyük depremlerin ardından bir daha kendisini
toparlayamamıştır. M.S. 8. yy.da Arap akınları ve bu süreye kadar da korsan
saldırıları sebebi ile terk edilen bölge, 13.yy.da Türk Beylikleri ile yeniden
yerleşime açılmıştır.
Xanthos'u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün
rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara'ya yanaşan savaş
gemisiyle Londra'ya taşımıştır. Bugün British Museum'un Lykia salonunda
buradan götürülmüş olan birçok eser sergilenmektedir. 1950'den beri kazı
Fransızlar tarafından yapılan Xanthos'u önce Dr. Pierre Demargne, sonra Prof.
Dr. Henri Metzger
kazmıştır.
Şimdi ise Fethiye-Kaş yolu üzerinde tüm tarihleri boyunca
yaşadıkları yağmadan arta kalan kalıntıları gezilebilmektedir.Tarihe
bıraktıkları izse ,geleceğe;muazzam,görkemli bir mirastır kuşkusuz..
Xanthos, Fethiye - Kaş yolu üzerinde, Fethiye'ye 55 km uzaklıktadır. Kınık
Köyü'nün yakınında Eşen Çayı'nın ayırdığı Muğla - Antalya il sınırı
üzerindedir. Kınık Köyü'nün hemen yanından Xanthos harabelerine çıkılır.
Kaynaklar:
İlhan AKŞİT'in "Işık Ülkesi LYKİA" kitabı.
--Vikipedi(özgür
ansiklopedi)
--Kültür
bakanlığı tanıtımları