INKILAP TARİHİ
İnkılâp, değiştirme, eskisinin yerine yenisini getirme anlamındadır. Kullanım olarak eski kurumları kaldırarak daha modern ve çağdaş kurumlar kurulmasıdır.
İnkılâp, mevcut düzeni zor kullanarak yıkıp yeni düzen kurulmasıdır. Kökten değişiklikleri öngörür.
İhtilal, silah yoluyla yapılan yönetim değişikliğidir. Sadece yöneticiler değişir. Rejim değişmez. Eski düzeni yıkar. İnkılâbın bir safhasıdır.
Islahat, işlevini yitirmiş olan kurumların üzerinde değişiklik yapılmasıdır.
INKILABIN ÖZELLİKLERİ
1- Bir halk hareketidir. İhtiyaçların ve aydınların yönlendirmesi ile oluşur.
2- Mevcut düzeni yıkma olayıdır. İhtiyaçlara cevap veremeyen düzenin yıkılmasıdır.
3- Yeni düzen kurmayı amaçlar. Bütün kurumların değiştirilmesidir.
INKILABIN SAFHALARI
1- Fikri Hazırlık Safhası, aydınların yenilik fikrini topluma aşıladığı dönemdir.
2- Aksiyon (ihtilal) Safhası, eski düzenin gerekirse silah zoruyla değiştirilmesi aşamasıdır.
3- Yeni Düzenin Kurulması Safhası, bu başarılamazsa inkılâp gerçekleşmemiş olur. Yenilikler ve hukuki düzenleme bu evrede olur.
TÜRK INKILABININ ÖZELLİKLERİ
1- Türk inkılâbında ulusal egemenlik ve ulusal bağımsızlık birlikte gerçekleşmiştir. Hem düşmana hem de padişaha karşı aynı anda yapılmıştır.
2- Kültürel bir inkılâptır. Kültürel anlamda da batılılaşmayı amaçlar.
3- Halk hareketidir. Her kesimden insanların desteği ile yapılmıştır.
4- Demokratiktir. Kongreler ve TBMM’nin açılması ile demokratik bir yöntem izlenmiştir.
5- Türk inkılâbı evrensel bir özellik gösterir. Bağımsızlığını sonradan kazanan milletlere örnek olmuştur.
6- Planlı yapılmamış ihtiyaçların yönlendirmesiyle akılcı bir yöntem izlenmiştir.
TÜRK INKILABINI DİĞERINKILAPLARDAN AYIRAN ÖZELLİKLER
1- Ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik aynı anda gerçekleşmiştir.
2- Türk inkılâbının hazırlığını yapanlar ve başarıya ulaştıranlar aynı kişilerdir.
3- Türk inkılâbının fikri hazırlık safhası yoktur.
4- Yıkılan devletin yerine yeni bir devlet kurulmuştur.
5- Sanayi inkılâbının yanında kültürel alanda çağdaş batı kültürüne geçiş sağlanmıştır.
OSMANLININ YIKILIŞINI HAZIRLAYAN İÇ VE DIŞ GELİŞMELER
Osmanlıda Bütün kurumların ve sistemlerin bozulmasıyla isyanlar çıkmış ve devletin yıkılışı hızlanmıştır. Avrupa’da ise, coğrafi keşifler, Rönesans ve reform ile güçlenmiş ve Osmanlıya üstün hale gelmiştir. Fransız İhtilali ve sanayi İnkılâbı iyi değerlendirilememiş milliyetçilik isyanları ve sanayileşmede yetersiz kalmıştır.
OSMANLIYI KURTARMA ÇABALARI
17 yy da Avrupa’nın üstünlüğü kabul edilmediğinden ıslahatlar yüzeysel kalmış ve başarılı olmamıştır.
18 yy da Avrupa örnek alınarak ıslahatlar yapılmıştır. Genelde askeri amaçlı ıslahatlar olduğundan başarılı olmamıştır.
19 yy da her alanda ıslahatlar yapılmış, Tanzimat, Islahat ve Meşrutiyet ile azınlıklara ayrıcalık tanınmıştır. Fakat azınlık isyanları, Büyük devletlerin Osmanlının iç işlerine karışması, kapitülasyonların olumsuz etkilerinden dolayı ıslahatlar başarılı olmamıştır.
FİKİR AKIMLARI
OSMANLICILIK: Genç Osmanlıların savunduğu görüştür. Osmanlı içerisindeki bütün toplumlara eşit haklar verip dayanışma ve kaynaşmanın sağlanmasını amaçlamıştır. Önce anayasa ilan edilmeli ve Meclisi Mebusan açılmalıydı. Genç Osmanlılara göre Osmanlının yıkılması bu şekilde önlenirdi. 2. Abdülhamit zamanında uygulanmış 1876 da Kanuni Esasi ilan edilerek Meclis-i Mebusan açılmıştır (1. Meşrutiyet). Her toplumu temsil eden milletvekili vardı. Ancak Milliyetçi isyanların devam etmesi, 1877–1878 Osmanlı-Rus savaşında azınlıkların Rusları desteklemesi üzerine 2. Abdülhamit Meclisi Mebusanı kapattı ve bu fikre son verdi. Bu fikir Balkan halkını ve Arapları memnun etmemiş. Milliyetçilik akımıyla çeliştiği için başarılı olmamıştır.
İSLAMCILIK: 1. Meşrutiyet’in sonlarında bütün Müslümanların Osmanlı halifesi önderliğinde teşkilatlandırılması amaçlanmıştır. Meclisi Mebusan kapatılınca 2. Abdülhamit bu fikri uygulamaya koydu. Devletlerin bu fikri engellemesi ve Osmanlıdaki milliyetçilik isyanlarını desteklemesi sonucu bu fikir başarılı olmamıştır. 1909’dan itibaren İttihat ve terakki cemiyeti yönetimde etili olarak bu fikir önemini kaybetmiştir. 1. Dünya Savaşında Osmanlının cihat çağrısına İslam toplumlarının destek vermemesi ve Osmanlı içinde yaşayan Arapların Osmanlı ile savaşması bu irkin başarılı olmadığını gösterir.
TÜRKÇÜLÜK: En önemli savunucusu Ziya Gökalp’tır. 1. Meşrutiyet ve Balkan Savaşlarındaki başarısızlıklar bu fikrin uyanmasını sağladı. Osmanlıdaki Türkleri bir çatı altında toplamayı amaçlamıştır. İttihatçıların etkili olduğu dönemde sınır dışındaki Türkleri de teşkilatlandırmak amaçlanmış ve Türkçülük Turancılık’a dönüşmüştür. Dönemin şartlarından ve Uygulamanın güç olmasından bu fikir başarısız olmuştur. Kurtuluş Savaşında Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli’nin kabul edilmesiyle bu fikir önemini yitirmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında bu fikir halkta birleştirici rol oynamıştır.
BATICILIK: 1718–1730 Lale Devrinde başlayan bu fikre göre her alanda batı uygarlığının ölçülerini kabul etmek gerekliydi. Bu fikri Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında başarıyla uygulanmıştır. Devlet kurulduğu zaman ulaşılmak istenen gelişmelerin batı dünyasında olması çağdaşlaşmayı batılılaşma ile eşdeğer hale getirmiştir.
ÂDEM-İ MERKEZİYETÇİLİK (FEDERAL YÖNETİM): Devletin parçalanmasının önlenebilmesi için bölgesel yönetimlerin yetkilerinin artırılması ile bölge daha iyi kalkınacak ve devletin yükü hafifleyecekti. Bu fikir uygulanamamıştır.
20 YY DA OSMANLI DEVLETİ
GENEL DURUM
1- İç karışıklılar ve dış baskılardan dolayı büyük çapta toprak kaybetmiştir.
1829- Yunanistan bağımsızlığını kazandı.
1830-Fransa Cezayir’i işgal etti.
1881-Fransa Tunus’u işgal etti.
1882- İngiltere Mısır’ı işgal etti.
1878- Rusya Kars, Ardahan ve Batum’u işgal etti.
2- Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsızlığını kazandı.
3- İngiltere, Fransa ve Rusya’nın kışkırtması ile Balkanlarda milliyetçi isyanlar çıkmıştır.
TRABLUSGARB SAVAŞI (1911–1912)
Nedenleri
1- İtalya’nın hammadde ve pazar arayışı
2- Trablus’un hammadde zengini olması ve ticaret yolları üzerinde olması
3- Osmanlının savunacak gücünün olmaması
4- İtalya’nın Avrupalıların desteğini alması
NOT: Osmanlı Trablus’a yardım gönderemedi çünkü
1-Mısır İngiliz işgalinde olduğu için karadan bağlantı yoktu.
2- Osmanlı donanması yetersizdi.
NOT: Almanya tarafsız kalmıştır. Bazı gönüllü Osmanlı subayları (Mustafa Kemal) buraya giderek halkı teşkilatlandırmış ve İtalya’ya ağır kayıp verdirmiştir. Osmanlının Trablus’u vermeyip savaşı uzatması üzerine İtalya Osmanlıyı barışa zorlamak için Ege’deki On iki ada ve Rodos’u işgal etti. Osmanlı antlaşma yapmak istemese de Balkan Savaşları çıkması üzerine 18 Ekim 1912 Uşi Antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.
Maddeleri
1- Trablus ve Bin gazi İtalya ya verilecek
2- On iki ada ve Rodos Balkan Savaşı bitene kadar İtalya’da kalacak
3- Buradaki Müslümanlar Osmanlı halifesine bağlı olacak
4- Osmanlının dış borçlarının ödenmesine İtalya yardım edecek
Sonuçları
1- Osmanlı Kuzey Afrika’daki son toprağını da kaybetti.
2- Yunanistan’ın On iki adayı işgal tehlikesine karşı geçici olarak İtalya’ya verildi. Balkan Savaşları sonunda vermeyerek 1. Dünya savaşında işgal ettiğini ilan etmiştir. 2. Dünya Savaşından sonra 1947 de İtalya On iki adadan çekilince Büyük devletlerinde araya girmesiyle Rodos ve On iki ada Yunanistan’a verildi.
3- Osmanlı halifeliği kullanarak bölge halkı ile bağları devam ettirmek istemiştir.
BALKAN SAVAŞLARI (1912–1913)
1. BALKAN SAVAŞI
Nedenleri
1- Rusya’nın Balkan devletlerini kışkırtması
2- Osmanlı’nın Almanya’ya yaklaşmasından rahatsız olan İngiltere Rusya’yı Osmanlı, boğazlar ve balkan politikasında desteklemesi
3- Balkan ulusların Osmanlı topraklarını ele geçirip genişlemek istemesi
4- Avrupalıların Balkan uluslarını desteklemeleri
5- Milliyetçilik fikirlerin etkisi ve Balkan ulusların aralarında uzlaşma sağlamaları
6- Osmanlı’nın Trablus’ta zayıfladığının ortaya çıkması
NOT: Önce 8 Ekim 1912 de Karadağ sonra Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan Osmanlıya savaş açtı. Trablus Savaşından yeni çıkan Osmanlı hazırlıksızdı. İtalya ile antlaşma yapmasına rağmen Balkan savaşında başarılı olamadı Yunanistan’ın Ege adalarını işgal etti. Osmanlının Balkan uluslarını yeneceğini düşünen Avusturya ve Rusya bir bildiri ile Osmanlının 1878 Berlin Antlaşmasındaki sınırları dışındaki sınırları tanımayacaklarını ilan ettiler. Fakat Osmanlı başarılı olamadı ve Ege adaları da işgal edildi. Arnavutluk da Avusturya ve İtalya’nın kışkırtması ile bağımsızlığını ilan etti ve Osmanlıdan ayrılan son Balkan devleti oldu. Osmanlı yenilgiyi kabul ederek Bulgaristan ile antlaşma imzalamasına rağmen Yunanistan, Karadağ ve Sırbistan savaşa devam ediyordu. Osmanlının Balkan savaşlarında başarısız olması Avrupalıları memnun etti. Yapılacak antlaşmaları görüşmek için 17 Aralık 1912 de Londra Büyükelçiler Konferansını topladılar.
OSMANLININ YENİLMESİNİN NEDENLERİ
1- Büyük devletlerin balkan devletlerini desteklemesi
2- Orduya siyasetin girmesi ve disiplinin bozulması
3- Balkanlardaki 65 bin askerin terhis edilmesi
6- Ordunun eğitimsiz olması ve savaş planının yapılmaması
7- Dört cephede birden savaşması
NOT: İttihatçılar 1. Balkan Savaşının kaybedilmesinin sorumlusunun İstanbul Hükümeti olduğunu söyleyerek 23 Ocak 1913 de Babı-Ali Baskını ile yönetimi ele geçirdi. Bu olaydan sonra Avrupalıların baskısı sonucu Osmanlı ile Balkan Devletleri arasında 30 Mayıs 1913 de Londra Antlaşması imzalandı.
1- Osmanlı ile batı sınırı Midye-Enez hattı olacaktı
2- Arnavutluk ve Ege adalarının geleceği büyük devletlere bırakıldı.
3- Yunan Selanik, G.Makedonya ve Girit’i alacaktı.
4- Bulgar Kavala, Dedeağaç ve bütün Trakya’yı alacaktı.
5- Sırplar Orta ve Kuzey Makedonya’yı alacaktı.
1. Balkan Savaşının Sonuçları
1- Osmanlı Balkanlardan tamamen çekildi.
2- Ege’deki Osmanlı hâkimiyeti sona erdi.
3- Arnavutluk savaşmadan bağımsızlığını kazandı.
4- Osmanlının batı sınırındaki tek komşusu Bulgaristan oldu.
5- Bulgaristan en karlı devlet olduğundan 2. Balkan Savaşının nedeni olmuştur.
6- Osmanlıcılık fikri önemini kaybetti.
7- Balkanlardan Anadolu’ya Türk göçü başladı ve Türkçülük fikri güçlendi.
8- Atatürk’ün ordunun siyasete karışmaması gerektiği görüşü yenilgiyle kanıtlandı
2. BALKAN SAVAŞI (1913)
1.Balkan Savaşından karlı çıkan Bulgaristan Yunanistan ve Sırbistan’ın kendine saldıracağını anlayınca Onlara savaş açtı. Daha sonra Romanya ve Karadağ’da Bulgaristan’a karşı savaşa girdi. Bulgaristan yenildi. Osmanlıda Bundan yararlanarak Bulgaristan’a savaş açtı ve Edirne’yi aldı. Bulgaristan barış istedi ve Bükreş Antlaşması ile savaşa son verildi.
Bükreş Antlaşması 10 Ağustos 1913
Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Karadağ ve Sırbistan arasında imzalandı. Bulgaristan bu dört devlete de toprak vererek üstünlüğünü kaybetti. Dede ağaç ile Ege bağlantısını devam ettirdi.
Bu antlaşmadan sonra Balkan devletleri Osmanlı ile ayrı antlaşma imzaladılar. 1. Dünya savaşı Balkanlardaki istikrarsızlıklardan dolayı çıkacaktır.
İstanbul Antlaşması 29 Eylül 1913
Osmanlı ile Bulgaristan arasında imzalandı.
1-Meriç Nehri sınır kabul edildi.
2-Edirne, Kırklareli, Dimetoka Osmanlıya bırakıldı.
3-Bulgaristan’da kalan Türkler 4 yıl içinde göç edebileceklerdi.
4-Bulgaristan’daki Türkler ile Bulgarlar eşit olacaktı.
5-Mülkiyet hakkı, eğitim dili Türkçe olması, din hürriyetini kabul etti.
Atina Antlaşması 14 Kasım 1913
Osmanlı ile Yunanistan arasında imzalandı.
1-Osmanlı Girit’in ve balkanlardaki aldığı toprakların Yunanlıların olduğunu kabul etti.
2-Yunanistan’daki Türklerin hakları belirlendi.
3-Ege adalarının geleceği büyük devletlerin hakemliğine bırakıldı. Büyük devletler On iki adayı İtalya’ya Ege adalarını Yunanistan’a vermeyi kararlaştırdı. Osmanlı kabul etmedi ve bu sorun 1. Dünya Savaşı sonrası çözüldü.
İstanbul Antlaşması 13 Mart 1914
Osmanlı ile Sırbistan arasında imzalandı. İki devlet arasında ortak sınır kalmadığı için Sırbistan’daki Türklerin hakları ve taşınmaz malların durumu ile ilgili kararlar alınmıştır.
BALKAN SAVŞLARININ GENEL SONUÇLARI
1- Osmanlı Balkan hâkimiyetini tamamen kaybetti.
2- Balkanlarda Türkler azınlık oldu ve Balkan Türkleri Sorunu çıktı.
3- Osmanlının Ege hâkimiyeti sona erdi ve Ege Adaları Sorunu çıktı
4- Osmanlının Balkanlardaki Türk nüfusu azaldı ve Anadolu’da nüfus arttı.
5- Bugünkü Batı sınırımız çizildi.
6- Babı- Ali baskını ile İttihatçılar yönetimi ele geçirdi. Orduyu gençleştirerek askerin eğitimi için Almanya’dan subaylar getirildi.
7- Bulgaristan 2. Balkan Savaşı ile verdiği toprakları alabilme arayışına girdi.
1. DÜNYA SAVAŞI (1914–1918)
Genel Nedenleri
1- Fransız İhtilalinin Sonuçları: Fransız İhtilali ile yayılan düşünceler köklü değişikliklere neden oldu. Milliyetçilik hareketleri ile İtalya ve Almanya kurulmuş Bu iki devletin kurulması siyasi dengeleri bozdu ve 1.Dünya Savaşına neden oldu. 1830 ve 1848 İhtilalleri bu fikirden dolayı çıkmıştır. Milliyetçilik hareketlerin etkisi ile uluslar kendilerini yönetenlere karşı ayaklanmıştır.
2- Sanayi İnkılâbı: Hammadde ve pazar arayışları sömürge devletleri arasındaki rekabeti artırmıştır. Bundan dolayı devletler silahlanma yarışına girmiş, çıkar çatışmaları da bloklaşmalara neden olmuştur.
Özel Nedenler
1- Almanya, sanayisi için maden kömürü olan Fransa toprağı Alsas-Loren’i işgal etmesi, Donanmasıyla İngiltere’nin sömürgelerini tehdit etmesi, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlıyı pazar olarak görmesi, Balkanlarda Panslavizm’i yaymaya çalışan Rusya’ya karşı mevcut durumun devamını savunması
2- İtalya’nın Akdeniz’de güçlü olmaya çalışması ve Almanya’nın İtalya’yı desteklemesi,
3- Avusturya Macaristan Rusya’nın Panslavizm’i politikasına karşı güvenliğini sağlamaya çalışması ve Sırbistan’ı ortadan kaldırmayı planlaması, İtalya ile Dalmaçya Kıyıları Sorununun çıkması, Almanya’ya yakınlaşması,
4- İngiltere, büyük sömürgelere ve donanmaya sahipti. Bu üstünlüğünü Almanya’nın tehdit etmesi ve Almanya’ya karşı her girişime destek vermesi,
5- Fransa, Almanya’dan Alsas Loren’i almak istemesi ve İngiltere ile Almanya için işbirliği yapması,
6- Rusya, Balkanlarda Panslavizm’i yayarak etkinliğini artırmak istemesine karşı Avusturya-Macaristan ve Almanya’nın da etkinliğini artırmak istemesi, Boğazlara hâkim olarak sıcak denizlere inmek istemesi,
7- Bulgaristan, 2. Balkan savaşında verdiği toprakları almak için Almanya ile yakınlaşması,
8- Osmanlının, kaybedilen yerlerin geri almak için Almanya ile işbirliği yapması,
İttifak Devletleri: Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya
İtilaf Devletleri: İngiltere, Fransa, Rusya
NOT: 1. Dünya Savaşı başladıktan sonra Osmanlı ve Bulgaristan da İttifak devletlerine katılmıştır. İtalya, Sırbistan, Japonya, Romanya, ABD ve Yunanistan İtilaf Devletlerine katılmıştır.
MOT: 1914’de Avusturya-Macaristan veliahtı ve eşini bir Sırplı öldürmesi sonucu Avusturya Sırbistan’a savaş açtı. Rusya ve Fransa Sırbistan’ı destekleyince Almanya da Avusturya’nın yanında yer aldı. Almanya’nın Belçika’ya savaş açması ile İngiltere Belçika’nın yanında yer alarak savaş denizlere yayıldı. Japonya Uzakdoğu’daki Alman sömürgelerini ele geçirdi ve en kısa sürede amacına ulaşan devlet oldu.
Osmanlının Savaşa Girmesi
Osmanlı İngiltere ve Fransa ile ittifak yapmak istemiş fakat bu devletler kabul etmemiştir.
Nedenleri
1- Osmanlıyı paylaşmak istemeleri
2- Rusya’nın emellerini bu devletlerin kabul etmiş olması
3- Osmanlının ekonomik ve askeri zayıf olduğundan yaradan çok yük olacağını düşünmeleri
4- Osmanlının güçlenmesi bu devletleri olumsuz etkileyecek olması
NOT: bu nedenler Osmanlının Almanya ile yakınlaşmasını sağlamıştır.
Almanya’nın Osmanlıyı yanında savaşa sokmak istemesinin nedenleri
1- Halifenin gücünden yaralanarak İtilaf devletlerinin sömürgesi Müslümanların isyan etmesini sağlamak
2- Yeni cepheler açarak Almanya’nın yükünü hafifletmek
3- İngiltere için önemli olan Süveyş Kanalını tehdit etmek
4- Rusya’ya Boğazlardan gidecek yardımı engellemek
5- Osmanlının yeraltı ve insan kaynaklarından yaralanmak
Osmanlının Almanya ile ittifak yapmasının nedenleri
1- Yönetimdeki İttihatçıların Alman yanlısı bir politika izlemesi
2- Almanya’nın savaşı kazanacağının inanılması
3- Son zamanlarda kaybedilen toprakların geri alınmak istenmesi
4 - Almanya yardımıyla Ordu ve ekonomiyi güçlendirmek istemesi
5- Orta Asya’daki Türklerle bağlantı kurulmasını Almanya’nın desteklemesi
6- Uluslar arası alanda yalnızlıktan kurtulmak istemesi
NOT: Osmanlı parasını ödediği halde İngiltere’nin Osmanlı için yaptığı iki savaş gemisini vermemesi sonucu Almanya ile yakınlaşmıştır. İngiliz donanmasından kaçan Goben ve Breslaw isimli Alman savaş gemileri Çanakkale’ye gelince Osmanlı bu gemilerin satın alındığını ve mürettebatım Osmanlı uyruğuna girdiğini açıklamıştır. Daha sonra bu gemiler Rusya’nın Karadeniz’deki limanlarını bombalayınca Rusya Osmanlıya savaş açtı ve Osmanlı savaşa girmiş oldu.
Osmanlının Savaşa Girmesiyle
1- Yeni cepheler açılarak savaş daha geniş alana yayıldı.
2- Osmanlı halifesi Cihat ilan etti.
3- Almanya’nın yükü hafifledi ve Sömürgelerdeki Müslümanların isyanı İtilaf devletlerini zor duruma düşürdü.
4- İngiltere Kıbrıs’ı işgal ettiğini açıkladı.
5- Osmanlı birden çok cephede savaşmak zorunda kaldı.
6- İtilaf devletleri Osmanlıyı paylaşmak için aralarında gizli antlaşmalar yaptı.
7- Savaş süresi uzadı.
OSMANLININ SAVAŞTIĞI CEPHELER
TAARRUZ CEPHELERİ
KAFKAS CEPHESİ
Kafkas sınırı 1878 Berlin Antlaşması ile çizilmişti. Kafkasları alarak Türklerle bağlantı kurmayı, buradaki petrol yataklarını almak ve İngiliz elindeki Hindistan’a saldırmayı amaçlamıştır. Rusya’da iç karışıklık olduğundan Enver Paşa kolay kazanacağını düşünmüş ve 150 bin askerle taarruz etmiştir 1914. Başlangıçta kolay ilerlerken ağır kış şartlarından dolayı 90 bin asker donarak ölmüştür. Buna Sarıkamış harekâtı da denir. Osmanlının yenilerek Ruslar Doğu Anadolu’ya gelerek 1916’da Trabzon, Erzurum, Erzincan, Muş ve Bitlis’i işgal etti.
Osmanlının Bu cephede Yenilmesinin Nedenleri
1- Taarruz için mevsimin uygun olmaması
2- Ordunun yeterli donanıma sahip olmaması
3- Ulaşım ve haberleşmenin yetersiz olması
NOT: Çanakkale’de başarılı olan Mustafa Kemal bu cepheye atandı ve Muş ve Bitlis’i geri aldı. Rusya’da Bolşevik İhtilali olunca Ruslar Doğu Anadolu’dan çekildi ve bu bölge tekrar Osmanlının oldu. Rusya 3 Mart 1918 de Brest Litowsk Antlaşmasını bütün ittifak devletleriyle imzalayarak savaştan çekildi. Bu antlaşma ile Kars, Ardahan ve Batum Osmanlıya katıldı. Osmanlı Bakü’ye kadar ilerledi. Fakat savaş sonunda 30 Ekim 1918 de yaptığı Mondros Ateşkes Antlaşması ile aldığı yerleri geri verdi ve Kafkas Savaşından önceki sınırlarına çekildi.
KANAL CEPHESİ
Osmanlının olan Mısır’ı 1882 de İngiltere işgal etti. Çünkü Süveyş Kanalı İngiltere ile Hindistan’ı birbirine bağlayan en kısa yoldu. Almanya’nın isteği üzerine Süveyş Kanalına hâkim olmak için Osmanlı taarruza geçti.
Kanal Cephesinin Açılma Nedenleri
1- Mısır’ı İngiltere’den geri almak
2- İngiltere’nin Hindistan ev diğer sömürge bağlantılarını keserek hammadde ve asker ihtiyacını karşılamasını önlemek
NOT: Cemal Paşa Saldırıya geçmesine rağmen başarılı olamadı ve geri çekildi.
Kanal Cephesinde Başarısız Olunmasının Nedenleri
1- İngilizlerin silah yönünden üstün olması
2- Arapları Osmanlıya karşı İngilizleri desteklemesi
3- Almanya’dan gerekli yardımın alınamaması
NOT: Osmanlının geri çekilmesi üzerine İngilizler ilerleyerek Sina Yarımadasını ve Kudüs’ü aldı.
SAVUNMA CEPHELERİ
ÇANAKKALE CEPHESİ
İtilaf devletlerinin Çanakkale Cephesini açmalarının Nedenleri
1- Rusya’ya yardım ulaştırarak savaşın devam etmesini sağlamak
2- İstanbul’u işgal ederek Osmanlıyı savaş dışı bırakarak savaşın bitişini hızlandırmak
3- Balkanlardaki tarafsız devletleri yanlarında savaşa sokmak
4- Yeni bir cephe açarak İttifak devletlerini zor durumda bırakmak
5- Süveyş Kanalı ve Hindistan’a yönelik tehditleri ortadan kaldırmak
NOT: İtilaf donanması 19 Şubat 1915 de saldırıya geçti. Amaçları Boğazlardan geçip İstanbul’a ulaşmaktı. Direnişle karşılaşınca geri çekilmek zorunda kaldılar. Bunun üzerine İngiltere sömürgelerden getirdiği askerleri Gelibolu Yarımadasına çıkardı. Karadaki direnişe son vermeyi amaçladılar. Fakat bunda da başarılı olamadılar. Mustafa Kemal Paşa Anafartalar, Conk bayırı, Kireç tepe ve Arı burnu’nda başarılı oldu.
Çanakkale savaşının Sonuçları
1- Rusya’ya yardım gitmediği için Bolşevik İhtilali oldu ve rejim değişti
2- 1.Dünya savaşı uzadı.
3- 500 bin insan öldü.
4- Bulgaristan’ın ittifak devletlerine katılmasına neden oldu.
5- Mustafa Kemal Paşanın bu savaşta aldığı başarılar Kurtuluş Savaşında lider olmasını kolaylaştırdı.
6- Bu savaştan sonra İtilaf devletleri gizli antlaşma imzaladılar
7- Mustafa Kemal paşaya Generallik rütbesi verildi.
IRAK-MUSUL CEPHESİ
İngiltere Basra’ya asker çıkararak Irak’ ilerledi. İngiltere Bölgedeki petrol yataklarını denetim altında tutmak ve Kafkaslara kadar işgal ederek Rusya’ya yardım ulaştırmayı amaçlamıştır. İngilizler başta başarılı oldu. Fakat Bağdat yakınlarında Kutül Emare bölgesinde Osmanlı İngilizleri yendi ve Komutanlarla beraber 18 bin asker esir edildi. Ancak bölgeye yeni kuvvetler gönderen İngiltere Musul’a kadar ilerledi.
SURİYE-FİLİSTİN CEPHESİ
Osmanlı Kanal cephesinde yenildiği için Suriye ve Filistin’de savunma hattı kurdu ve bu bölgede Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı oluşturdu. Komutan olarak da Alman General Liman Von Sanders atandı. 1917 de Kafkas Cephesinde savaşın durması üzerine Mustafa Kemal Paşa Suriye cephesine atandı. İngilizleri savunma hattını geçmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa orduyu Halep’e kadar çekti ve burada İngilizleri durdurdu ve Misak-ı Millinin Suriye sınırı çizildi. Bu cephe Mondros Antlaşması ile kapandı. İngilizleri durduran bu ordu Kurtuluş savaşındaki ordunun çekirdeğini oluşturdu. Mondros Antlaşmasından sonra Yıldırım Komutanlığı kaldırılarak Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a çağrıldı. Böylece Mustafa kemal Paşa 1. Dünya savaşındaki son görevi Suriye Cephesini tamamlamıştır.
HİCAZ-YEMEN CEPHESİ
Osmanlı bu cephedeki savaşı kutsal yerleri korumak için İngilizlere ve İsyan eden Araplara karşı yaptı. Bu cephelerin Osmanlı ile bağlantısı kesilmesinden sonra buradaki askerler ya öldürüldü ya da esir edildiler.
SINIR DIŞINDAKİ CEPHELER
GALİÇYA-MAKEDONYA VE ROMANYA CEPHELERİ
Osmanlı bu cephelerde Rus, Rumen, Sırp ve Fransızlara karşı Bulgaristan ve Avusturya ile birlikte savaşmıştır. Rusya’nın savaştan çekilmesiyle bu cephelerdeki savaşlar sona ermiştir.
OSMANLIYI PAYLAŞAN GİZLİ ANTLAŞMALAR
İtilaf Devletlerinin aralarında gizli antlaşma yapmalarının nedenleri
1- Savaştan çekilmeyi düşünen devletlerin savaşa devam etmesini sağlamak
2- Tarafsız devletlerin İtilaf devletlerine katılmasını sağlamak
3- Osmanlıdaki milletlerin ayaklanmasını sağlamak
4- Savaş sonrası aralarında çıkacak anlaşmazlıkları önlemek
1- BOĞAZLAR ANTLAŞMASI (Mart 1915)
İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalandı. Boğazların Rusya’ya verilmesini kabul edildi. Rusya’da iki devletin Osmanlı üzerindeki çıkarlarını kabul etti.
2- LONDRA ANTLAŞMASI ( 26 Nisan 1915)
İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya arasında imzalandı. On iki ada ve Antalya İtalya’ya bırakıldı. Bu antlaşma sonrası İtalya İtilaf devletleri yanında savaşa girdi.
3- SYKES-PİCOT ANTLAŞMASI (30 Ocak 1916)
İngiltere ile Fransa arasında imzalandı.
1- Adana, Antakya, Suriye ve Lübnan Fransa’ya bırakıldı.
2- Irak İngiltere’ye bırakıldı.
3- Suriye, Musul ve Ürdün’de İngiliz ve Fransa kontrolünde bir Arap Krallığı kurulması kararlaştırıldı.
4- Filistin’de İtilaf devletleri ve Şerif Hüseyin tarafından uluslar arası bir kurul oluşturulması istendi.
5- Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde halifeliğin Araplara verilmesi kararlaştırıldı.
NOT: Bu maddeler Arapların Osmanlıya karşı ayaklanmalarında etkili oldu.
4- PETROGRAT PROTOKOLÜ (Mart 1916)
İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalandı. Rusya Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis’i alması karşılığında Sykes-Picot Antlaşmasını kabul etti.
5- SAİNT-JEAN DE MAURİENNE ANTLAŞMASI (19 Nisan 1917)
İtalya’nın Sykes-Picot ve Petrograt Antlaşmalarından haberdar olması üzerine İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalandı.
1- Antalya, Konya, Aydın ve İzmir İtalya’ya verildi.
2- Bazı limanların İngiliz, Fransız ve İtalyanlara verildi.
NOT: Antlaşmanın yürürlüğe girmesi için Rusya’nın onayı gerekiyordu. Rusya’da iç karışıklık olduğundan onaylanamadı ve yürürlüğe konulmadı.
6- MAC-MAHON ANTLAŞMASI (1916)
İngiltere ile Hicaz Emir’i Şerif Hüseyin arasında imzalandı. Osmanlıya karşı ayaklanmaları karşılığında bağımsız Arap Devletinin tanınacağı belirtildi. Bu antlaşmadan sonra Araplar Osmanlıya karşı isyan ettiler.
NOT: Gizli antlaşmaları sadece İtilaf devletleri biliyordu. Rusya’da yönetimi ele geçiren Bolşevikler bu antlaşmaları dünyaya açıklayınca antlaşmaların uygulaması zorlaştı. Rusya’nın savaştan çekilmesiyle Rusya’ya verilen toprakların durumunun yeniden görüşülmesi gerekti. Ayrıca Wilson İlkeleri’nin yayınlanması da bu antlaşmaların uygulanmasını zorlaştırdı.
NOT: Gizli antlaşmalar Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında uygulanmaya başlanmış ve uygulandığı 1. Dünya Savaşı sonrasında görülmüştür.
TARAFSIZ DEVLETLERİN SAVAŞA GİRMESİ
1- İtalya’nın Savaşa Girmesi
1. Dünya savaşından önce İttifak Devletleri içerisindeydi. Almanya her konuda destek veriyordu. Fakat Avusturya-Macaristan’ın Adriyatik sahillerine doğru genişlemesi çıkarlarına tersti. Bu nedenle savaşın başında tarafsızlığını ilan etmiştir. İtalya İtilaf devletleriyle gizli görüşmeler yaparak 1915 Londra Antlaşmasını imzaladı ve Çanakkale Savaşı sırasında Avusturya-Macaristan’a savaş açarak İtilaf devletlerinin yanında savaşa girdi. 20 Mayıs 1915
2- Bulgaristan’ın Savaşa Girmesi
Bulgaristan 2. Balkan Savaşında Balkan devletlerine önemli miktarda toprak vermişti ve bu toprakları geri istiyordu. Rusya’nın 2. Balkan Savaşında Bulgaristan’a destek vermemesi ve toprak verdiği Sırbistan ve Romanya’nın Rusya ile yakın siyaset izlemesi Bulgaristan’ı ittifak devletlerine yakınlaştırdı. Çanakkale savaşında itilaf devletlerinin yenilmesi üzerine İttifak devletleri yanında savaşa girdi ve İtilaf devletlerinin Balkanlardaki gücünü zayıflatmıştır. Ekim 1915
3- Romanya’nın Savaşa Girmesi
Savaşın başlarında tarafsızlığını ilan etti. Konumu itibariyle iki tarafta onu kendi yanında savaşa sokmak istiyordu. Bulgaristan ile ilişkilerin bozuk olması ve Avusturya’dan toprak almak istemesinden dolayı Rusya’ya yakınlaştı. Bulgaristan’ın İttifak devletlerine katılması sonucu İtilaf Devletleri de Romanya’yı yanlarında savaşa sokarak dengeyi sağladılar. Bolşevik İhtilali ile Rusya savaştan çekilince Romanya’da çekildi. Ağustos 1916
4- ABD’nin Savaşa Girmesi
Savaşın başında tarafsızlığını ilan etti. Ama İtilaf devletlerine silah satıyordu. Almanya buna tepki gösterdi ve Alman denizaltıları Avrupa’ya silah taşıyan gemileri batırmaya başladı. Son olarak iki ABD yolcu gemisini batırınca ilişkiler bozuldu. İtilaf devletleri Rusya ve Romanya’nın çekilmesiyle sıkıntıya düştü. İtalyan ve Sırplar bekleneni veremiyordu. ABD’nin savaşa girmesi şarttı. İtilaf devletleri ABD başkanı Wilson’un şartlarını kabul ettiler. Almanya ABD’ye karşı Meksika’yı savaşmaya ikna etmeye çalışınca ABD Almanya’ya savaş açtı. 2 Nisan 1917
5- Yunanistan’ın Savaşa Girmesi
Yunan başbakan Venizelos Çanakkale savaşından itibaren topraklarını itilaf devletlerinin kullanımına açtı. Yunan Kralının karşı çıkması üzerine ayaklanma başlatarak kralı deviren Venizelos ABD’den sonra savaşa girdiğini ilan etti ve savaşa katılan son itilaf devleti oldu. Bu durum Bulgaristan’ı zor durumda bıraktı. Balkanlardaki dengeler İtilaf devletleri lehine değişti.
WİLSON İLKELERİ
ABD’nin savaşa girmesi savaşın bitişini hızlandırdı. ABD başkanı Woodrow Wilson savaşın sona ermesi için 14 maddelik bir bildiri yayınladı. İngiltere ve Fransa ABD’nin savaşa devam etmesi için bu maddeleri kabul etti.
Maddeler
1- Açık diplomasi yapılacak ve gizli antlaşma yapılmayacak
2- Karasuları dışında uluslararası sularda dolaşım serbest olacak
3- Silahlanma yarışına son verilerek devletler garanti verecek
4- Sömürge yönetimleri bölge halkının isteği dinlenerek çözülecek
5- Rusya’da işgal edilen yerler boşaltılıp Rusya’ya yardım edilecek
6- Belçika toprakları boşaltılıp Belçika Devleti yeniden kurulacak
7- Alsas-Loren ve işgal edilen Fransız toprakları geri verilecek
8- İtalya’nın sınırları yeniden düzenlenecek
9- Avusturya’daki halklara kendini geliştirme imkânı verilecek
10- Romanya, Sırbistan ve Karadağ toprakları boşaltılarak Sırbistan’a Adriyatik sahillerinde bir liman verilecek.
11- Osmanlının Türk olan bölgelerin egemenliği tanınacak, Türk olmayan bölgelere kendini yönetme hakkı tanınacak, Boğazlar bütün devletlerin gemilerine açık olacak bu durum milletlerarası garanti altında olacak
12- Bağımsız bir Polonya Devleti kurulacak
13- Bütün devletlerin toprak bütünlüğünü ve siyasi bağımsızlıklarını garanti altına almak için bir Milletler Cemiyeti “Cemiyeti Akvam” kurulacak.
14- Balkan devletleri arasındaki ilişkiler milliyet prensibine göre belirlenecek
Wilson İlkelerinin Önemi
1- Osmanlı Milliyet prensibine göre parçalanmak istenmiştir. Bu durumdan cesaretlenen azınlıklar cemiyetler kurarak bağımsız devlet için faaliyetlere başlamışlardır.
2- İtilaf devletleri bu ilkeleri kabul etti. Fakat savaş sonrası imzalanan antlaşmalarla çıkarlarına uygun maddeleri uygulayıp çıkarlara ters maddeleri göz ardı ettiler.
3- Wilson İlkelerinin devletlerarası eşitlik prensibine uygun olması İttifak devletlerinin savaştan çekilmesini hızlandırdı.
1. DÜNYA SAVAŞININ SONA ERMESİ
1918 de ABD Avrupa’ya geldikten sonra İtilaf devletleri bütün cephelerde taarruza geçti. Yenilgiyi ilk kabul eden Bulgaristan oldu. Sonra Osmanlı, Avusturya ve Almanya yenilgiyi kabul etti ve ateşkes antlaşması imzaladılar.
—Bulgaristan 29 Eylül 1918 de Selanik Ateşkes Antlaşmasını
—Osmanlı 30 Ekim 1918 de Mondros Ateşkes Antlaşmasını
—Avusturya 3 Kasım 1918 de Willa Gusti Ateşkes Antlaşmasını
—Almanya 11 Kasım 1918 de Rethandes Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak savaştan çekildi.
PARİS BARIŞ KONFERANSI (18 Ocak 1919)
Galip devletler barış antlaşmalarının taslaklarını hazırlamak ve aralarındaki problemleri çözmek için bu konferansı düzenlediler. Konferansa sadece İttifak devletleriyle savaşmış 32 devlet katıldı.
1- Bu devletlerin oluşturduğu Milletler Cemiyeti kuruldu.
2- Galip devletler Wilson ilkelerine uymayarak ağır şartları olan antlaşmalar hazırladılar. ABD de Avrupa ile ilişkileri en alt düzeye indirdi.
3- Ermeniler ilk defa bu konferansta Doğu Anadolu’da Bir Ermenistan Devleti kurulması fikrini dile getirdi. Avrupa destekledi.
4- İngiltere ve Fransa’nın İtalya’ya vermeyi kararlaştırdıkları İzmir’i Boğazlara yakın olmasından dolayı İngiliz çıkarlarını tehdit edecek bir güç olmasından çekinmeleriydi. Bu nedenle İtilaf devletleri ile İtalya arasında ilk görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır.
5- Savaş sırasındaki gizli antlaşmaların uygulanması karara bağlandı.
6- İngiltere ve Fransa Wilson ilkelerine ters düşmemek için savaş tazminatı yerine “savaş onarımı” sömürgecilik yerine “manda-himaye sistemi” getirerek uygulanmasını sağladılar.
7- Bu konferansta Almanya, Avusturya ve Bulgaristan’ın antlaşma taslağı hazırlanırken Osmanlının ki sonraya bırakılmıştır. Çünkü Rusya’ya verilen bölgelerin Rusya’nın savaştan çekilmesiyle yeniden paylaşılması gerekiyordu.
8- ABD Avrupa’daki bu olaylara aktif olarak katılmama politikası izledi. Monroe Doktrini denilen bu politika sayesinde İngiltere ve Fransa 2. Dünya Savaşına kadar rahat hareket etmişlerdir.
1. DÜNYA SAVAŞINI BİTİREN ANTLAŞMALAR
VERSAİLLES (Versay) ANTLAŞMASI (28 Haziran 1919)
İtilaf devletleri ile Almanya arasında imzalandı.
1- Alsas-Loren Fransa’ya verilecek
2- Belçika yeniden bağımsız olacak
3- Çekoslovakya, Polonya, Lituanya ve Danimarka’ya toprak verilecek
4- Avusturya ile ittifak yapamayacak
5- Sömürgeleri itilaf devletleri arasında paylaşılacak
6- Almanya savaş tazminatı ödeyecek
7- Asker sayısı sınırlandırılacak ve silah üretimi durdurulacak
SAİNT GERMAİN (Sen Germen) ANTLAŞMASI ( 10 Eylül 1919)
İtilaf devletleri ile Avusturya arasında imzalandı.
1- Avusturya ile Macaristan ayrı iki devlet olacak
2- Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya’nın bağımsızlığını tanıyacak
3- Zorunlu askerlik kaldırılacak ve asker sayısı sınırlandırılacak
4- Avusturya savaş tazminatı ödeyecek
5- Almanya ile ittifak yapmayacak
NEULLY ( Nöyyi) ANTLAŞMASI (27 Kasım 1919)
İtilaf devletleri ile Bulgaristan arasında imzalandı.
1- Romanya, Yugoslavya ve Yunanistan’a toprak verecek
2- Zorunlu askerlik kaldırılacak ve asker sayısı sınırlandırılacak
3- Donanma ve hava kuvvetleri bulundurmayacak
4- Bulgaristan savaş tazminatı ödeyecek
TRİANON (Triyanon) Antlaşması (4 Haziran 1920)
İtilaf devletleri ile Macaristan arasında imzalandı.
1- Romanya, Yugoslavya ve Yunanistan’a toprak verecek
2- Zorunlu askerlik kaldırılacak ve asker sayısı sınırlandırılacak
3- Donanma ve hava kuvvetleri bulundurmayacak
4- Macaristan savaş tazminatı ödeyecek
BARIŞ ANTLAŞMALARININ GENEL ÖZELLİKLERİ
1- Versay Antlaşması ile Almanya’nın bir daha Avrupa’daki dengeleri sarsmaması amaçlanmış fakat bu ağır şartlar 2. Dünya Savaşına neden olmuştur.
2- Bulgaristan’ın Ege’deki son toprağı Yunanistan’a vererek Bulgaristan’ın Ege bağlantısı kesildi ve Osmanlı ile Yunanistan komşu oldu.
3- Antlaşmalarda Wilson ilkeleri dikkate alınmamış çıkarlar dikkate alınmıştır.
4-Sınırların çizilmesinde Milliyet prensibi dikkate alınmadığı için azınlık sorunları artmıştır.
5- Avrupa’da birçok yeni devlet kuruldu ve Avrupa’nın siyasi yapısı değişti.
6- Yeni rejimler ortaya çıktı.
1. DÜNYA SAVAŞININ GENEL SONUÇLARI
1- Osmanlı, Rusya, Avusturya ve Almanya parçalandı.
2- İngiltere’nin üstünlüğü bir süre daha devam etti.
3- Polonya, Macaristan, Çekoslovakya, Yugoslavya, Ukrayna, Lituanya ve Türkiye gibi yeni devletler kuruldu.
4- Barışı korumak amacıyla Milletler Cemiyeti kuruldu.
5- Sömürgecilik Manda şekline dönüştü.
6- Sınırların çizilmesinde milliyet prensibi gözetilmemesi yeni problemler doğurdu ve yeni çok uluslu devletler kuruldu.( Çekoslovakya, Yugoslavya)
7- Çok ağır şartlar taşıyan antlaşmalar yeni bir savaşın çıkmasına neden oldu.
8- ABD’nin uluslar arası alanda etkisi arttı.
9- Büyük devletlerin parçalanması ile yeni kurulan devletlerin bulunduğu bölgelerde otorite boşluğu oluştu.
10- Komünizm, Faşizm ve Nasizm gibi yeni yönetimler kuruldu.
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI (30 Ekim 1918)
Bulgaristan’ın Selanik Ateşkes Antlaşması imzalayarak savaştan çekilmesi sonucu Osmanlının Almanya ve Avusturya bağlantısı kesildi. Trakya güvenliği ve Suriye ve Filistin’deki Osmanlı ordularının esir düşme tehlikesi vardı. Ateşkes antlaşması yapılmazsa Anadolu İşgal edilebilirdi. Osmanlının yenilgisi kesinleşince İttihatçılar yurt dışına kaçtı. Yeni kurulan hükümetinde ateşkes yapmaktan başka çaresi yoktu. Wilson ilkelerinin uygulanacağına inanan İzzet Paşa kabinesi ateşkes teklifinde bulundu. Ateşkes görüşmeleri Yunanistan’ın Limni adasının Mondros Limanında yapıldı. Osmanlıyı Bahriye Nazırı Rauf Bey İtilaf devletlerinin temsilcisi de İngiliz Amiral Calthorpe idi. Ateşkes 25 maddeden oluşuyordu.
Önemli maddeleri
1- Çanakkale ve İstanbul Boğazı İtilaf devletlerine bırakılacak, Osmanlı sularındaki mayınları temizlemede yardımcı olunacak
2- Esir olan itilaf askerleri ve Ermeniler serbest bırakılacak
3- Türk ordusunun asker sayısı azaltılacak fazlası terhis edilecek
4- Osmanlıda bulunan tüm savaş gemileri teslim edilecek, Türk ticaret gemileri gerektiğinde kullanılabilecek
5- Haberleşme dışında tüm telsiz, telgraf ve haberleşme istasyonları İtilaf devletlerince denetim altında tutulacak
6- Toros tünelleri ve tüm demir yolu ağları işgal edilecek
7- 7. madde: İtilaf devletleri kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durumda istedikleri stratejik bir bölgeyi işgal edebilecek
8- ülkenin ihtiyaçları karşılandıktan sonra kömür, akaryakıt ve deniz gereçleri dışarıya satılmayacak, itilaf devletleri bunları satın alacak
9- Türk tutsaklar itilaf devletlerinin elinde tutulacak
10- Anadolu dışındaki Türk subaylar ve askerler teslim olacak
11–24. madde: Doğudaki altı ilde (Vilayet-i Sitte de) bir karışıklık çıkarsa itilaf devletleri bu illeri (Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Elazığ, Diyarbakır) işgal edebilecek
Antlaşmanın Önemi
1- Osmanlı kâğıt üzerinde siyasi olarak varlığını hukuken devam ettirmesine rağmen fiilen sona ermiştir.
2- Orduların terhisi ve silahların teslimi direnişi önlemeyi amaçlamışlardır. Türk halkı Kuva-i Milliye birlikleri ile direnmişlerdir.
3- Demir yolları, tünel ve geçitler işgal edilerek direnişçilerin yardımlaşmaları önlenmek istemiştir.
4- Haberleşme vasıtalarına el koyarak işgalin yurt ve dünya kamuoyuna duyurulmasını önlemek istemişlerdir.
5- 7. madde ile işgallere hukuki bir dayanak sağlamışlardır.
6- 24. madde ile Doğu Anadolu’da Ermeni Devleti kurulması amaçlanmış ve Bu iller asıl metinde Ermeni vilayetleri olarak yazılmıştır.
MONDROS ATEŞKES ANTLŞAMASINA TEPKİLER
Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına atanan Mustafa Kemal Paşa İstanbul hükümetine bir telgraf çekerek bu antlaşmayla vatanın bütününün tehlike altında olduğunu bildirdi. İstanbul hükümeti antlaşmaya karşı gelebileceği düşüncesiyle Yıldırım Orduları Grup Komutanlığını kapatıp Mustafa kemal Paşayı İstanbul’a çağırdı. Mustafa Kemal Paşa da 13 Kasım 1918 de İstanbul’a geldi.
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASINA DAYANILARAK YAPILAN İŞGALLER
İlk işgal edilen bölge MUSUL’DUR. ( İngiltere)
İNGİLTERE: Musul, İskenderun, Urfa, Antep, Maraş, Kars ve Batum’u tamamen işgal etti. Kars ve Batum’u Kafkaslardaki petrol yataklarını kontrol etmek ve Ermeni Devletine zemin hazırlamak için işgal etti. İngiltere 1919 Paris Konferansı ile Urfa, Antep ve Maraş’ı Fransa’ya verdi. Ayrıca İngiltere Afyon, Eskişehir, İzmit, Samsun ve Merzifon’a asker göndermiştir.
FRANSA: Mersin, Dörtyol, Adana, Urfa, Antep, Maraş’ı işgal etti. Ayrıca Doğu Trakya ve Afyon tren istasyonlarını işgal etti.
İTALYA: Bodrum, Kuşadası, Marmaris, Fethiye, Konya ve Antalya’yı işgal etti.
YUNANİSTAN: İzmir, Afyon ve Bursa’yı işgal etti.
NOT: Doğu Karadeniz’de Rumlar ve Doğu Anadolu’da Ermeniler isyan ederek devlet kurmaya çalışmışlardır. Azınlıkların bu isyanları kurdukları cemiyetlerle yönlendiriyor İtilaf devletleri de destekliyordu. Bu yıkıcı faaliyetlere karşı bazı vatanseverler de direniş cemiyetleri kurdu.
CEMİYETLER
Mondros’un uygulanması ile Osmanlı ordusu terhis edilmiş, işgaller başlamıştı. Köyüne dönen askerler işgali görünce çeteler kurarak bölgesel direnişe geçtiler. Bazı aydınlar da direnişi yönlendirmek amacıyla cemiyetler kurdu. Cemiyetleri iki grupta inceleyebiliriz.
1- ZARARLI CEMİYETLER
a) Azınlıkların kurduğu azınlık cemiyetleridir. Osmanlı topraklarında bağımsız devlet kurmayı amaçlamışlardır. Desteği almak için isteklerini Wilson ilkelerine dayandırmışlardır. İtilaf devletleri bunları desteklemiş ve kullanmıştır.
b) Osmanlıdaki Müslümanların kurduğu milli varlığa düşman cemiyetlerdir. İşgalleri engellemenin mümkün olmadığını ve direniş yapılmamasını savunmuştur. İtilaf devletleriyle iyi geçinerek taviz koparmaya çalışılmalıydı.
AZINLIKLARIN KURDUĞU CEMİYETLER
Mavri Mira Cemiyeti
İstanbul Rum Patrikhanesi tarafından yönetilirdi. Amacı, Trakya, İstanbul, Marmara ve Batı Anadolu’yu Yunanistan’a bağlayarak “Megalo İdea” yani Bizans’ı yeniden kurmaktı. Rumları silahlandırarak Yunan işgaline yardımcı oluyorlardı.
Pontus Rum Cemiyeti
İstanbul’daki Rum patrikhanesine bağlı idi. Amacı Trabzon Pontus Rum İmparatorluğunu yeniden kurmaktı. Bu amaç için Dışarıdan bu bölgeye Rum getirmişlerdir.
Etnik-i Eterya Cemiyeti
Yunan subaylar tarafından kurulmuş. Amacı Rumları yaşadığı tüm toprakları Yunanistan’a katılmasını sağlamaktı. Girit’in Yunanistan’a bağlanmasında önemli faaliyetleri vardır.
Kardos Cemiyeti
Anadolu’ya geçmek için gönüllü Rum nüfusu bulmak için çalışmışlardır.
Taşnak ve Hınçak Cemiyeti
Ermeniler kurmuştur. Amacı, Doğu Anadolu ve Çukurova’da Ermenistan Devleti kurmaktı. Kurdukları çetelerle Anadolu’da katliamlar yapmışlardır. TBMM’ye bağlı 15. Kolordu bunlarla başarıyla mücadele etmesi ile amaçlarına ulaşamamışlardır.
Alyans İsrailit ve Makabi Cemiyeti
Musevilerin kurduğu cemiyettir. Ortadoğu’da devlet kurmayı amaçlamışlardır. Diğer cemiyetlere maddi destek sağlamışlardır.
Azınlık Cemiyetlerin Genel özellikleri
1- Osmanlının parçalanması için çalışmışlardır.
2- Bağımsız devlet kurmayı amaçlamışlardır.
3- Rum ve Ermeni Patrikleri ile Musevi Hahambaşı tarafından yönlendirilmişlerdir.
4- İtilaf devletleri tarafından desteklenmişlerdir.
5- İtilaf devletlerinin işgallerine zemin hazırlamışlardır.
6- tepki çekmemek için Wilson ilkelerine göre hareket ettiklerini savunmuşlardır.
MİLLİ VARLİĞA DÜŞMAN CEMİYETLER
Sulh ve Selameti Osmaniye cemiyeti
Kurtuluşun padişaha bağlılıkla sağlanacağını savunan cemiyettir. Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile birlikte hareket ettiğinden İstanbul hükümeti üzerinde etkili oldular.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası
İttihat ve Terakki düşmanıdır. Milli mücadeleye karşı en sert muhalefeti yapmışlar ve TBMM’ye karşı çıkan isyanları desteklemişlerdir.
İslam Teali Cemiyeti
Medrese hocaları kurmuştur. Ülkenin korunmasının İslam kurallarına uymakla mümkün olacağını savunan cemiyettir. Anadolu’daki ulusal direnişe karşı çıkmışlardır.
Kürt Teali Cemiyeti
Doğu Anadolu’da bir devlet kurmayı amaçlamışlardır. Amerika ve İngilizlerle işbirliği yapmış, Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine katılmayı reddetmiş bu yüzden halktan destek alamamıştır.
İngiliz Muhipler Cemiyeti
Sömürgelerinde milyonlarca Müslüman olan İngilizler halife ve padişahla samimiyeti kuvvetlendirmek için kurmuştur. Anadolu ulusal direnişine karşı çıkan isyanları desteklediler ve ülkede İngiliz manda yönetimini kurmayı amaçlamışlardır.
Wilson İlkeleri Cemiyeti
Amerika manda yönetimini isteyenler kurmuştur. Bu sayede İtilaf devletlerinin ülkeyi parçalamasından kurtulmayı Milletler Cemiyetinde eşit hukuka sahip olmayı amaçlamışlardır.
Milli Varlığa Düşman Cemiyetlerin Özellikleri
1- Müslümanlar tarafından kurulmuştur.
2- İşgallerin kolaylaşmasını sağlamışlardır.
3- Ulusal direnişe karşı faaliyet yürütmüşlerdir.
4- İtilaf devletleri tarafından desteklenmiştir.
5- Hürriyet ve İtilaf fırkası ile birlikte hareket etmişlerdir.
6- Saltanat ve hilafet yanlısıdırlar.
MİLLİ CEMİYETLER
İşgallere İstanbul hükümetinin sessiz kalması sonucu halk ve aydınların kurduğu cemiyetlerdir. Birbirinden bağımsızdırlar. Sadece bulundukları bölgelerin işgalini önlemeye çalışmışlardır.
Trakya Paşa eli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Amacı Doğu Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini engellemekti. Sonraları Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine katılmıştır. Lüleburgaz ve Edirne’de kongre yapmışlardır.
İzmir Müdafaa-i Hukuk cemiyeti
İzmir’in Yunanistan’a verilmesini önlemek amacıyla kurulmuştur.
Reddi- İlhak Cemiyeti
İzmir’in işgalinden önce kurulmuş. Alaşehir ve Balıkesir’de kongre yapmış Yunan işgaline karşı silahlı direniş kararı alınmış ve Batı Cephesi kurulmuştur. Ayrıca Kuvay-ı Milliye birlikleri ilk defa kurulmuştur.
Kilikyalılar Cemiyeti
Adana ve çevresini Fransız ve Ermeni işgaline karşı kurulmuştur.
Trabzon Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti
Pontus Rum Devletinin kurulmasını engellemek amacıyla kurulmuştur. Erzurum Kongresinin toplanmasına yardım etmiştir. Sonraları Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine katılmıştır.
Milli Kongre Cemiyeti
İstanbul’daki yazar ve aydınlar tarafından kurulan cemiyettir. Anadolu’nun işgalinin haksızlığını basın yoluyla dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlamışlardır. Avrupa’daki Kamuoyunun desteğini alabilmek için Fransızca eserler hazırlatmışlar ve bölgesel silahlı gruplar için Kuvay-ı Milliye ifadesini ilk defa kullanan cemiyettir.
Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk cemiyeti
Doğu Anadolu’da Ermenilerin çalışmalarını engellemek amacıyla kurulmuştur. Burada Ermeni nüfusunun çoğunlukta olmadığını nüfus sayımı yaparak Ermeni iddialarının asılsız olduğunu göstermiştir. Erzurum Kongresini toplamıştır. Başkan Mustafa Kemal cemiyetleri birleştirmek için ilk adımı burada atarak Doğu Anadolu’daki cemiyetleri Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında toplamıştır.
NOT: Ayrıca direnişe silah kaçırmak ve istihbarat sağlamak amacıyla Karakol Cemiyeti, Mim Mim Grubu, Felah Grubu gibi cemiyetlerde vardır.
Mili Cemiyetlerin Genel Özellikleri
1- Bulundukları bölgenin Türklere ait olduğunu ve işgalin haksız olduğunu dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlamışlardır.
2- Ulusal Mücadele’deki teşkilatlanmanın temelini oluşturdular.
3- İşgalcilere, azınlık cemiyetlerine ve İstanbul hükümetine karşı mücadele etmişlerdir.
4- Genellikle İttihatçı düşünceye sahip kişiler tarafından kurulmuştur.
5- Birleştirici bir lider olmadığından bölgesel savunma yapmışlardır.
6- Kuruluşlarında milliyetçilik duygusu etkilidir.
7- Sivas Kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmişlerdir.
8- Önceleri basın yoluyla ve silahlı mücadele şeklinde direnişi desteklemişlerdir.
9- Bölgesel direnişin yanında İstanbul’da da faaliyet yürütmüşlerdir.
İTİLAF DEVLETLERİNİN DONANMASININ İSTANBUL’A GELİŞİ
(13 Kasım 1918)
13 Kasım 1918 de İngiliz, Fransız, Yunan ve İtalya’dan oluşan 61 parçalık donanma İstanbul Boğazına demirledi ve İstanbul’un önemli semtlerine asker çıkararak denetimi sağladı. Ayrıca İngilizlere Doğu Karadeniz kıyıları, Fransızlara Mersin, İskenderun limanları ve Batı Karadeniz kıyıları, İtalyanlara da Ege ve Akdeniz’in sorumluluğu verilmişti. İstanbul hükümetinin sessiz kalması işgallerin artırmasına neden olmuştur.
İZMİR’İN İŞGALİ (15 Mayıs 1919)
Gizli antlaşmalarda Batı Akdeniz ve Ege sahilleri İtalya’ya verilmişti. Bu durumda çıkarlarına ters düşen İngiltere Paris Barış Konferansında İzmir ve çevresinin Yunanlılara verilmesini sağladı. 15 Mayıs 1919 da İngiliz ve Fransız donanmasının koruması altında Yunanlılar İzmir’e asker çıkararak işgale başladı. Yunanistan işgali haklı göstermek için Rumların Türklerden daha kalabalık olduğunu iddia etmiştir. Bu fikir çürütülünce bu sefer Türklerin Rumları katletmek üzere olduğunu söyleyip Hıristiyan dünyasının desteğini almışlardır. Bu işgal “Megalı İdea” yani Büyük Yunanistan hayali gerçekleşmekteydi. Bizans yeniden kurabilecekti. Yunanlılar İzmir’de katliam yaptığı için Türk halkı diğer işgallerden daha çok tepki göstermiştir. İlk gün katliama başlayan yunanlara ilk kurşunu gazeteci Hasan Tahsin sıkmıştır. Yunan işgali itilaf devletlerinin desteği ile 1922 de Sakarya Irmağı’na kadar geldi.
İzmir’in işgalinin Kurtuluş Savaşındaki Önemi
1- Yunan katliamına karşı Kuvay-ı Milliye birlikleri kuruldu. Düzenli orduya kadar bu birlikler ile direniş devam etti.
2- Reddi İlhak Cemiyeti Batı Anadolu direnişini yönetmeye başladı ve Balıkesir, Alaşehir Kongrelerini toplayarak Batı Cephesi kuruldu.
3- Anadolu’nun değişik yerlerinde İzmir’in işgali için protesto mitingleri düzenlendi. İzmir’in işgali ulusal bilincin canlanmasında etkili oldu.
4- Halkta Mili direniş düşüncesi arttı.
5- Tepkiler nedeniyle İtilaf devletleri işgali izlemek için bir heyet oluşturdu. Bu heyetin hazırladığı rapor “Amiral Bristol Raporu” olarak Milli Mücadelede yerini aldı.
Amiral Bristol Raporu
1- Yunanlılar Paris Barış Konferansında İtilaf devletlerini yanlış bilgilendirmiştir.
2- İzmir’de Rumların çoğunlukta olduğu yalandır. Türkler çoğunluktadır.
3- Bölgedeki Hıristiyanların katledildiği şeklindeki Yunan iddiaları yalan ve asılsızdır.
4- Batı Anadolu’da Yunan ordusu katliam yapmıştır.
5- Yunan ordusu derhal çekilmeli ve yerine itilaf kuvvetleri gönderilmelidir.
Önemi
1- Batı Anadolu’daki işgalin haksızlığı ilk defa uluslar arası bir belgeyle kabul edildi.
2- Yunanistan işgali bölgede güvenliği sağlamak için değil sınırlarını genişletmek için yaptığı ortaya çıktı.
3- itilaf devletleri bu raporda tavsiye edilenleri uygulamamıştır. Fakat bu rapor Kurtuluş Savaşında bir araç olarak kullanılmıştır.
KUVAY-I MİLLİYE VE ÖZELLİKLERİ
İşgale karşı küçük gönüllü direnişçiler oluştu bunlara Kuvay-ı Milliye denir. Önce İzmir ve çevresinde oluştu sonra tüm yurtta yaygınlaştı.
Kurulma Nedenleri
1- İşgallerin haksız olmasına rağmen önlenememesi
2- İstanbul hükümetinin halkı korumakta yetersiz kalması
3- Orduları büyük bir kısmının terhis edilmiş olması
4- İşgalciler ve azınlık çetelerine karşı koyma isteği
5-Türk milletinin vatanın bütünlüğüne ve bağımsızlığına düşkün olması
Kuvay-ı Milliye Birliklerinin Özellikleri
1- İşgallere karşı vatanı savunmak amacıyla kuruldular
2- Her biri kendi bölgelerini korumaya çalışmışlardır.
3- Tek bir merkezden yönetilmemiş, başındaki kişiler e göre hareket etmişlerdir.
4- Tam bir askeri disipline sahip değillerdir.
5- İhtiyaçlarını halktan karşılamışlardır.
6- Resmi kuruluşlar değil, tamamen gönüllülerden oluşurlardı.
7- Düşman ordularını durduramamış fakat yavaşlatmayı başarmışlardır.
8- Güney Cephesinde bu birlikler Urfa, Antep ve Maraş’ı Fransız ve Ermeni işgalinden kurtardılar.
9- Düzenli ordu kurulmasına zemin hazırladılar.
10- TBMM’ye ve Milli Mücadeleye karşı çıkan isyanları bastırdılar.
Kuvay-ı Milliye Birliklerinin Kaldırılmasının Nedenleri
1- İhtiyaçlarını karşılamak için halka baskı yapmaları
2- Suçlu gördükleri kişileri kendi kurallarına göre cezalandırmaları
3- İşgalleri durdurmada yetersiz kalmaları
4- Tek bir merkezden yönetilmemeleri
5- TBMM’nin isteklerini her zaman uygulamamaları
NOT: 8 Kasım 1920 de düzenli ordu kurulması için Kuvay-ı Milliye birliklerinin dağıtılmasına karar verildi. İsmet Paşa bu görev için Batı Cephesi Komutanlığına atandı. Böylece TBMM kendi düzenli ordusunu Batı Cephesinde kurmuş oldu.
KURTULUŞ SAVAŞI
HAZIRLIK DÖNEMİ
Mustafa Kemal Paşanın İstanbul’a gelişi
Mustafa Kemal Paşa Suriye-Filistin Cephesinde Yıldırım Orduları Grup Komutanı idi. Mondros’ karşı çıkmış ve silahlı mücadele yapılarak antlaşmanın uygulanmaması için İstanbul’a telgraf çekmiştir. İstanbul hükümeti de Yıldırım Ordularını kaldırıp onu İstanbul’a çağırdı. Mustafa Kemal Paşa da vatanın kurtulması için şimdilik İstanbul hükümetinde görev alınması gerektiğine inanmaktaydı ve 13 Kasım 1918 de İstanbul’a geldiğinde itilaf devletlerinin donanmasını görmüş ve “Geldikleri gibi giderler” demiştir ve 4 yıl sonra gideceklerdir.
Mustafa Kemal Paşa Vatanın İstanbul’dan kurtarılamayacağını ancak Anadolu’ya geçip Milli Mücadele başlatırsa bunun gerçekleşeceğini anladı. İstanbul’a çağrılan diğer komutanlara da bu fikrini söylemiş ve desteklerini almıştır.
İstanbul hükümeti ile görüşmüş ve işgallere göz yummamalarını istemiş ayrıca İtilafçılarla görüşerek de niyetlerini öğrenmeye çalışmıştır. Ayrıca padişah ile görüşerek durum değerlendirmesi yapmıştır. Sonuçta Anadolu’ya geçmeye karar vermiştir.
Mustafa Kemal Paşanı Samsun’a Çıkışı 19 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Paşa çalışma yaparken Samsun işgal edilmiş buradaki Rumlar çete kurarak halkı katletmeye başlamış ve Pontus Rum Devletini kurmayı amaçlıyorlardı. Samsun’da bir Yüzbaşı Mondros’u kabul etmeyip askerleri ile dağa çıkmıştı. İngilizler 7. maddeye dayanarak burayı işgal edeceğini İstanbul hükümetine bildirdi. İstanbul hükümeti de olayları incelemek için
Bölgeye müfettişlik heyeti göndermeye karar verdi. Bu göreve Mustafa Kemal Paşanın seçilmesinin nedenleri şunlardır.
1- 1. Dünya Savaşında gösterdiği başarılar.
2- Padişah Vahdettin ile dostluğunun olması ve ona güvenmeleri
3- 1. Dünya savaşına girilmesine karşı çıkması ve ittihatçılara bazı konularda muhalefet etmesi
4- İstanbul’daki bazı siyasi teşebbüsleri nedeniyle İstanbul’dan uzaklaştırmak istenmesi
Mustafa Kemal Paşanın 9. Ordu Müfettişi olarak görevleri
1- Bölgedeki karışıklıklara son vermek
2- Silahların toplanmasını ve teslimini sağlamak
3- Karışıklık çıkaran direnişçilerin cezalandırılmasını sağlamak
NOT: Mustafa Kemal Paşanın Doğu Karadeniz ve Anadolu’da bütün asker sivil yöneticilere emredebilme yetkisi vardı. Bu yetkiler bölgesel idi fakat Kurtuluş savaşını teşkilatlandırmasında işini kolaylaştırdı. Mustafa Kemal Paşa 17 kişilik çalışma ekibi hazırladı ve 16 Mayıs’ta Bandırma Vapuru ile Samsun’a yola çıktı ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a vardı. Sevgi gösterileriyle karşılandı.
Mustafa Kemal Paşanın Samsun’daki Çalışmaları
9. Ordu Müfettişliğini İstanbul hükümeti 3. Ordu Müfettişliği olarak değiştirmiş fakat yetkileri devam etmiştir. Bu dönemde kurtuluş çaresi olarak İngiltere ve ABD himayesine girmek veya Bölgesel direniş başlatmak gibi düşünceler vardı. Fakat Mustafa Kemal bağımsız bir Türk Devleti kurmayı düşünüyordu. Bunun için bölgenin ileri gelenleri ile görüşmüş ve İstanbul’a ilk raporunu göndermiştir. Raporda karışıklığı bölgedeki Rum çetelerinin çıkardığını İngilizlerinde buna göz yumduğunu bildirmiştir. Samsun’da tutuklanma tehlikesinden dolayı 25 Mayı1919 da Havza’ya hareket etmiştir.
GENELGELER VE KONGRELER DÖNEMİ
1- HAVZA GENELGESİ 28–29 Mayıs 1919
Samsun’dan Havza’ya geçen Mustafa Kemal Paşa Bütün ordu komutanlarıyla haberleşerek asker ve sivil makamlara bir genelge gönderdi.
1- Hükümeti ve itilafçılara telgraflar çekilerek işgaller protesto edilecek
2- İşgalleri protesto için mitingler düzenlenecek
3- Miting sırasında Hıristiyan halka zarar verilmeyecek
Önemi
1- Bu genelgeyle halkın işgallere tepki göstermesini ve ulusal bilinci uyandırmak istemiştir.
2- İtilaf devletlerine fırsat vermemek için Hıristiyan halka zarar verilmemesini istemiştir.
3- Mili Mücadele döneminde yayınlanan ilk ulusal genelgedir.
NOT: bu genelgeden sonra Havza, İzmir ve İstanbul’da mitingler düzenlenmiş ulusal birlik sağlanmıştır.
NOT: İtilaf devletleri bu genelgeye tepki olarak önceleri tutuklamış olduğu bazı devlet adamlarını Malta’ya sürgüne göndermiştir.
NOT: İstanbul hükümeti İtilaf devletlerinin baskısıyla Mustafa Kemal’i İstanbul’a çağırmış, Mustafa Kemal emre uymayarak Amasya’ya geçmiştir.
2- AMASYA GENELGESİ 22 Haziran 1919
Amasya’ya geçen Mustafa Kemal burada daha rahat bir çalışma ortamı bulmuş Ali Fuat, Refet, Rauf, Cemal paşa ve Kazım Karabekir’in onayını alarak Amasya Genelgesini yayınladı.
1- Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir.
Önemi
1- Mili Mücadelenin gerekçesi belirtilmiştir.
2- Bölgesel çarelerin yetersizliği anlatılmıştır.
3- Ulusal ağımsızlık için Türk milletine çağrı yapılmıştır.
2- İstanbul hükümeti görevini yapamamaktadır. Bu durum milletimizi yok saymak anlamına gelir.
Önemi
1- İstanbul hükümetine güvensizlik duyulduğunu ilk kez açıkça belirtmiştir.
2- İstanbul hükümetinin Türk milletini temsil etmediği belirtilmiştir.
3-Bu durumun Anadolu’da yeni bir direnişin başlaması gerekliliğini ortaya koymuştur.
NOT: Mustafa Kemal yetkisini aşmış ve İstanbul’a çağrılmıştır.
3- Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Önemi
1- Genelgenin en önemi ve kapsamlı maddesidir.
2- Kurtuluş Savaşının yöntemi ve amacı belirtilmiştir.
3- Milli mücadelenin demokratik yöntemle gerçekleştirileceği belirtilmiştir.
4- Milli Mücadelenin amacının milletin iradesine dayalı bir yönetim kurmak olduğu belirtilmiştir.
5- Üstü kapalı bir şekilde Cumhuriyetten bahsedilmiştir.
6- Bölgesel kurtuluş, manda-himaye ve sömürgeciliğin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
7- Yapılacak olan direnişin evrensel niteliklere dayandığı belirtilmiştir.
4- Milletin haklarını korumak amacıyla her türlü etki ve denetimden uzak milli bir kurul oluşturulmalıdır.
Önemi
1- Kurtuluş savaşının teşkilatlanması gerektiği belirtilmiştir.
2- Bu maddenin sonucu ilk kez Erzurum Kongresinde Temsil Heyeti adıyla bir kurul oluşturulmuştur. Bu kurul Sivas Kongresinde tüm yurdu temsil hale getirilmiştir.
5- Anadolu’nun en güvenli yeri olan Sivas’ta milli bir kongre toplanmalıdır.
Önemi
1- Bölgesel direnişlerin bir merkezde toplanması amaçlanmıştır.
2- Teşkilatlanmak için somut adımlar atılmaya başlanmıştır.
3- Alınacak kararların tüm yurdun temsilcilerinin onaylaması amaçlanmıştır.
4- Demokratik yöntem uygulamaya konulmuştur.
5- Milli birlik sağlanarak cemiyetlerin birleşmesine zemin hazırlanmıştır.
6- Her ilden halkın güvendiği üç kişi hemen Sivas’a doğru yola çıkmalıdır.
Önemi
1- Alınacak kararların kişisel değil de Milli kararlar olması amaçlanmıştır.
7-Sivas’ta kongreye katılacak delegeler Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetleri ve belediyeler tarafından seçilecektir.
Önemi
1- Yerel idareler etkili kılınmıştır.
2- Delegelerin Milli Mücadele yanlısı olmaları sağlanmaya çalışılmıştır.
8- Bu genelge milli bir sır olarak saklanmalı, delegeler gerektiğinde kimliğini gizleyerek Sivas’a gelmelidirler.
Önemi
1- Genelge kararlarının İstanbul hükümeti ve İtilafçılar tarafından engelleneceği hatırlatılmıştır.
2- Sivas Kongresinin engelleneceği belirtilmiştir.
9- Doğu illeri adına 10 Temmuz 1919 da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. Diğer illerin delegeleri Sivas’a ulaşabilirlerse Erzurum Kongresinin delegeleri de Sivas’a yola çıkacaklardır.
Önemi
1- Erzurum’da bölgesel cemiyetlerin toplayacağı kongre diğer bölgelere de duyurularak bu tip kongrelerin yaygınlaştırılmasını sağlamak istenmiştir.
10- Askeri ve Sivil teşkilatlar dağıtılmayacak, yönetim devredilmeyecek ve silahlar teslim edilmeyecektir.
Önemi
1- Gerektiğinde silahlı mücadele yapılacağı belirtilmiştir.
2- Mondros Antlaşmasına karşı çıkılmıştır.
3- Yapılacak mücadelenin top yekûn olacağı belirtilmiştir.
4- Mustafa Kemal Paşanın asıl görevini yerine getirmeyeceği ortaya çıkmıştır.
5- Askeri ve sivil makamların Milli Mücadele yanlılarında kalması amaçlanmıştır.
Amasya Genelgesinin Mili Mücadeledeki Yeri
1- Bir ihtilal beyannamesi özelliğini taşır.
2- Türk İnkılâbının İhtilal Safhasını başlatmıştır.
3- Siyasi, askeri ve hukuki bir direniş başlatmıştır.
4- Havza Genelgesiyle uyanan ulusal bilinç harekete geçirilmiştir.
5- İstanbul’un Anadolu’nun sesini dinlemesi gerektiği belirtilmiştir.
6- İstanbul hükümetine güvenini yitiren vatansever aydın ve subayların Anadolu’ya geçmeleri sağlanmıştır.
7- Sivas Kongresi için delege seçimleri yapılmaya başlanmıştır.
8- En karanlık günlerde bir milletin yeniden dirilişini sağlamıştır.
9- Mili Mücadelenin gerekçesi, amacı ve yöntemi belirtilmiş ve bütün kongrelerin ve teşkilatların temeli bu genelgeye dayanır.
10- Milli egemenlik ve milli bağımsızlık birlikte başlatılmıştır.
11- İstanbul hükümetine karşı cephe alınmasına rağmen saltanata karşı çıkılmamıştır.
Amasya Genelgesine Tepkiler
1- İstanbul hükümeti Mustafa Kemal Paşayı İstanbul’a çağırmış ve isterse izne ayrılabileceğini söylemiştir.
2- İstanbul hükümeti genelgenin yasadışı olduğunu ilan etmiş ve uygulayanların tutuklanacağını açıklamıştır.
3- Mustafa kemal Paşanın İstanbul’a gelmemesinden dolayı müfettişlik görevinden alınmış ve tutuklama kararı çıkartmıştır.
ERZURUM KONGRESİ 23 Temmuz–7 Ağustos 1919
Mustafa Kemal Paşa Tokat’tan Erzurum’a geçmiş ve bir süre daha İstanbul ile haberleşmeyi sürdürmüştür. Ancak bunun fayda sağlamadığını görerek askerlikten istifa etmiştir ve İstanbul hükümetine bağlılığı ve emirlere uyma zorunluluğu ortadan kalkmıştır. Mustafa Kemal sivil olarak ulusal direnişi teşkilatlandırmayı sürdürmüştür. Sivil olarak ilk çalışması Erzurum Kongresinin başkanlığıdır.
Ermenilerin Doğu Anadolu’daki faaliyetlerine karşı Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş ve bu cemiyetin çalışmaları sonucu bu kongre toplanmış ve ileri gelenler ve Kazım Karabekir daveti üzerine Mustafa Kemal de katılmıştır.
Mustafa Kemal askerlikten istifa ettiği zaman 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Ben ve ordum emrinizdeyiz diyerek onu desteklemiştir
Kongrenin Toplanma Nedenleri
3 Mart 1918 de Rusya ile Brest Litowsk Antlaşması yapılarak Doğu Anadolu Osmanlıya kalmıştı. Fakat İtilaf devletleri bu antlaşmayı tanımamaktaydı. Mondros’ta Doğu Anadolu’da Ermeni Vilayetleri ifadesi vardı. Ve Ermeni devleti kurmayı amaçlıyorlardı.18 Ocak 1918 deki Paris Barış Konferansında Doğu Anadolu’da ermeni Devleti kurulması kararı alındı. Bu kongrenin temel amacı, bölgenin Türk yurdu olarak kalmasını sağlayacak kararlar almaktı. Bu kongreye Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de delege göndererek katılmıştır.
Kongrenin Açılışı ve Alınan Kararlar
Doğu Anadolu illerinden 54 delegenin katılmasıyla kongre başladı. Kongrenin başladığı gün İstanbul hükümeti başkanı Damat Ferit Paşa kongreyi isyan hareketi olarak nitelemiştir.
1- Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür parçalanamaz
Önemi
1- Yurdun her bölgesinin bir bütün olduğunu ve sınırlardan taviz verilmeyeceği belirtilmiştir.
2- Milli Sınırlar ifadesi ilk defa kullanılmıştır.
3- Bu madde Misak-ı Milli kararlarında da yer almıştır.
2- Her türlü işgale karşı millet birlikte karşı koyacaktır.
Önemi
1-Bölgesel güçlerin birlikte hareket etmesi gerektiği belirtilmiştir.
2- Bu amaçla ilk önemli adım olarak da Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu cemiyetleri, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla birleştirildi.
3- İstanbul hükümeti görevini yapamazsa geçici bir hükümet kurulacaktır. Hükümetin üyeleri Milli Kongre veya Temsil Heyeti tarafından seçilecektir.
Önemi
1- İstanbul hükümetine karşı Alternatif bir hükümet kurulması gerektiği belirtilmiştir.
2- Alınan kararların uygulanabilmesi için bölgesel bir Temsil Heyeti oluşturulmuş, başkan da Mustafa Kemal Paşa seçilmiştir.
4- Mili iradeyi hâkim kılmak için milli kuvvetler kullanılmalıdır.
Önemi
1- Ulusal iradenin hâkim kılınması gerektiği belirtilmiştir.
2- Yabancı devletlerden yardım almaktansa bu işin milli kuvvetler ile gerçekleştirileceği belirtilmiştir.
5- Hıristiyan halka siyasi hâkimiyetimizi ve Sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
Önemi
1- Azınlıkların Tanzimat ve Islahat Fermanıyla kazandıkları ayrıcalıkların kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
2- Her yönüyle tam bağımsızlık hedeflendiği ve hiçbir devletin karışamayacağı belirtilmiştir.
6- Manda ve himaye kabul edilemez.
Önemi
1- Mondros’tan sonra ulusal direnişin gerçekleşemeyeceğine inanalar Yurdun parçalanmasına karşı İngiliz veya ABD manda yönetimini istemekteydiler. Buna ilk ciddi tepki Erzurum Kongresindeki bu kararla belirtilmiştir.
7- Mebusan Meclisi hemen toplanmalı ve hükümeti denetlemelidir.
Önemi
1- İstanbul hükümeti denetlenemediği için milleti temsil edemediği belirtilmiştir.
2- Meclisin açılarak milli iradenin egemen kılınması amaçlanmıştır.
3- Ulusal iradeye verilen önem belirtilmiştir.
Erzurum Kongresinin Milli Mücadeledeki Yeri
1- Bölgesel bir kongre olmasına rağmen alınan kararlar tüm yurdu ilgilendiren niteliktedir.
2- Bu kongrede ulusal egemenliği koşulsuz olarak gerçekleştirmek görüşü ortaya çıkmıştır.
3- Bu karaların uygulanması için 9 kişilik heyet oluşmuş ve Mustafa Kemal Başkan seçilmiştir. Yetkileri bölgeseldir. Fakat Sivas Kongresinde Tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
4- Yetkileri elinden alınmış olduğu halde Mustafa Kemal Paşayı başkan seçmeleri ona güvendiklerini gösterir.
5- alınan kararlar sadece İstanbul hükümetini değil itilaf devletlerini de bağlayıcı niteliktedir.
6- Mondros Ateşkes Antlaşmasının kabul edilmediği açıkça belirtilmiştir.
7- Osmanlı yönetimi ile halk arasında büyük görüş ayrılığı olduğu ortaya çıktı.
8- Erzurum Kongresi bir meclis gibi hareket etmiştir.
9- Erzurum Kongresi batı direnişine de olumlu etki yapmıştır.
10-Erzurum Kongresindeki kararlar Sivas Kongresinde aynen kabul edilmiştir.
11- Doğu Anadolu’daki direnişler birleştirilmiş ve bütün yurtta birleştirilmesi yolunda ilk adım atılmıştır.
12- İstanbul hükümeti Kongrenin engellenmesini ve Mustafa Kemal Paşanın tutuklanmasını istemesine rağmen istekleri yapılmamıştır. Bu da güvenirliğini ve otoritesini kaybettiğini gösteriştir.
13- Mustafa Kemal Paşa İstanbul hükümetinin karşı halkın temsilcisi ve lideri olarak seçilmiştir.
14- Bu kararlar bütün resmi makamlara ve itilaf devletlerine gönderilmiştir.
4- BALIKESİR KONGRESİ 26–30 Temmuz 1919
Batı Anadolu’da Yunan ordularına karşı düzensiz hareket eden Kuvay-ı Milliye birliklerini örgütlemek için bölgesel kongreler düzenlenmiştir. En önemlilerinden biri bu kongredir.
1- Yunan ordusuna karşı seferberlik devam edecek
2- Herkes Yunanlılara karşı silâhaltına alınmakla yükümlüdür
3- Askerlikten kaçanlar cezalandırılacaklardır.
4- Direnişi bir elden yönetmek için Merkezi bir heyet kurulacaktır.
Önemi
1- Amasya Genelgesinin kararları bu kongrede de kabul edildi.
2- Sadece Batı Anadolu’daki direnişi örgütlemek için kararlar alınmıştır.
3- İstanbul hükümetinin yetersizliği bir kez daha ortaya çıktı.
4- Batı Anadolu’daki direnişin yönetimi bir merkezde toplanmıştır.
5- Kongre kararları itilaf devletlerine telgrafla bildirilmiştir.
6- Amacı ve alınan kararlar ile bölgesel bir kongredir.
5- ALAŞEHİR KONGRESİ 16–25 Ağustos 1919
Balıkesir kongresinde alınan kararları gözden geçirmek ve kararların daha iyi uygulanmasını sağlamak için toplanmıştır.
1- Yunanlılara karşı direniş işgaller sona erene kadar sürecektir.
2- Yunanlılara karşı askere alma işlemleri hızlandırılacaktır.
3- Yunanlıların halka yaptığı katliamlar nedeniyle gerekirse itilaf devletlerinden yardım istenecektir.
Önemi
1- Yunanlılarla daha etkili mücadele gerektiği belirtilmiştir.
2- Yunanlıların katliamlarından hoşnut olmayan itilaf devletlerinin bu durumundan yararlanılması amaçlanmıştır.
3- Askeri örgütlenmeye öncelik verilmesi belirtilmiştir.
4- İstanbul hükümetine karşı çıkılmış padişaha ise bağlılık bildirilmiştir.
5- Bölgesel bir kongredir.
NOT: Toplanması yönüyle Erzurum Kongresi gibi bölgesel olmalarına karşın farkı bu kongrelerde Mustafa Kemal Paşa gibi bir liderlerinin olmayışıdır.
NOT: Balıkesir ve Alaşehir Kongreleriyle Yunanlılara karşı Batı Cephesi kurulmuştur. Sivas Kongresinde de alınan kararla Ali Fuat Paşa Batı Cephesinin komutanı olmuş ve Batı direnişi Temsil Heyetine bağlı hale geldi.
SİVAS KONGRESİ 4–11 Eylül 1919
Sivas’ta kongrensin toplanacağı Amasya genelgesinde duyurulmuş ve her ilden üç kişinin katılması istenmişti.
Sivas Kongresinin Amaçları
1- Amasya Genelgesinin karalarını uygulamaya geçirmek
2- Ülke genelindeki direnişi tek elde toplamak ve yönetmek
3- Temsil Heyetinin tüm yurdu temsil etmesini sağlamak
4- İstanbul hükümetinin yetersiz kalmasıyla halkın haklarını koruyan kararlar almak
NOT: İtilaf devletlerinin baskısıyla İstanbul hükümeti kongreyi engelleme isteyerek Anadolu’daki otoritesini kazanmaya çalışmıştır.
Sivas Kongresini Engelleme Çalışmaları
1- İstanbul hükümeti kongreyi yasadışı ilan etti ve katılanların tutuklanacağını bildirdi.
2- Sivas’a giden yollarda denetim artırıldı.
3- Harput-Elazığ valisi Ali Galip kongreyi basmakla görevlendirildi
4- kongre toplanırsa şehrin Fransızlarca işgal edileceği duyuruldu
NOT: Bütün engellemelere rağmen Sivas Kongresi toplandı. Fakat baskı nedeniyle katılamayan delegeler oldu. Kongreyi basmak isteyen Elazığ valisi Ali Galip’in ordusunu Kazım Karabekir tarafından dağıtılmıştır. Bu durum Anadolu’daki direnişin İstanbul’a karşı gücünü göstermektedir. Bu olay sonrasında Mustafa Kemal Paşa İstanbul Hükümeti ile Anadolu arasındaki haberleşmeyi kesmiştir.
1- Milli sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı belirtilmiştir.
Önemi
1- Erzurum Kongresinde alınan bu karar bütün temsilciler tarafından onaylanmıştır.
2- Gayri Müslimlere siyasi egemenliğimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
Önemi
1- Din ve ırk ayrımcılığına karşı çıkılmış ve bu amaçla dış baskılara boyun eğilmeyeceği belirtilmiştir.
3- Ulusal direnişi etkili kılmak için bütün cemiyetleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk cemiyeti adı altında birleştirilmiştir.
Önemi
1- Yurt genelindeki direniş tek elde toplanmıştır.
2- Bölgesel direniş yerine ulusal bir örgütlenme düşüncesi kabul edilmiştir.
4- Temsil Kurulunun yetkileri tüm yurdu temsil edecek şekilde genişletilmiştir.
Önemi
1- Erzurum Kongresinde oluşturulan Temsil Heyeti tüm yurdu temsil eder hale gelmiştir.
2- Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Temsil Heyeti karar verme yetkisine sahip oldu.
3- Temsil Heyeti başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Paşa yurt çapında direnişin temsilcisi olmuştur.
4- Temsil Kurulu Ali Fuat Paşayı Batı Cephesine atayarak yürütme yetkisini kullanarak ilk defa hükümet gibi hareket etmiştir.
5- Temsil Kurulu 23 Nisan 1920 Ankara’da TBMM açılana kadar varlığını devam ettirmiştir.
5- Manda ve himaye kesin olarak reddedilmiştir.
Önemi
1- Erzurum Kongresinde büyük tartışmaya sebep olan bu konu bu kongrede de tartışılmış ve Kongre bu konu nedeniyle dağılma tehlikesi geçirmiştir. Fakat delegeler ikna edilerek manda ve himaye kesin olarak reddedilmiştir.
6- Mebusan Meclisinin toplanabilmesi için çalışmalara devam edilmesi kararlaştırıldı.
Önemi
1- Ulusal iradenin her şeye rağmen sağlanması gerektiği belirtilmiştir.
7- Milletin bağımsızlığını ve vatanın bütünlüğünü tehlikeye düşürmemek kaydıyla herhangi bir devletten ekonomik yardım alınabileceği belirtilmiştir.
Önemi
1- Ülkenin kurtulması ve kalkınması için her türlü çalışmanın yapılabileceği ancak milletin bağımsızlığı ve vatanın bütünlüğünden taviz verilemez.
SİVAS KONGRESİNİN SONUÇLARI
1- Her yönüyle ulusal bir kongredir.
2- Yurdun her yerinden delegelerin katılmasıyla meclis gibi çalışmış TBMM’nin bir provasıdır.
3- Erzurum Kongresinde alınan kararların bütün yurt için geçerli olması sağlanmıştır.
4- Mustafa Kemal Paşa tüm askeri ve sivil direnişin lideridir.
5- Batı, Doğu ve Güney Cephelerindeki askerlerin organizeli hareket etmeleri sağlanmıştır.
6- Temsil Heyetinin uygulamaları sonucu Damat Ferit Kabinesi 2 Ekim 1919 da istifa etmiştir ve yerine Ali Rıza Paşa Kabinesi kurulmuştur. Bu gelişme Temsil Heyetinin ilk siyasi başarısıdır.
7- Amasya Genelgesinde alınan kararlar yurt genelinde uygulamaya koyulmuştur.
8- Temsil Heyeti İstanbul hükümetine karşı alternatif bir hükümet gibi hareket etmeye başlamıştır.
9- Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararlar Misak-ı Milli’nin de temelini oluşturmuştur.
10- İstanbul hükümeti ile Temsil Heyetinin arasındaki Amasya Görüşmelerinin yapılmasında Sivas Kongresi etkili olmuştur.
11- Kongreden sonra Temsil Heyetinin yayın organı İrade-i Milliye gazetesi çıkarılmaya başlandı.
NOT: Sivas Kongresinden 1 hafta sonra Sivas’a gelen Amerikalı General J.G. Harbord ile görüşen Mustafa Kemal bir Türk devleti kuracağını söyleyerek Sivas Kongresinin amacını göstermiştir.
AMASYA GÖRÜŞMELERİ VE PROTOKOLÜ 20–22- Ekim 1919
Damat Ferit Paşanın yerine hükümet kuran Ali Rıza Paşa uzlaşmacı bir tavır sergiledi. Mustafa Kemal Paşa Ali Rıza Paşaya Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararlara saygılı olursa yardım edebileceğini söylemiştir. İstanbul hükümeti Bahriye Nazırı Salih Paşayı Amasya’ya gönderdi.
Protokoldeki Maddeler
Temsil Heyeti başkanı Mustafa Kemal ile Salih paşa arasında şu kararlar alındı.
1- Mebusan Meclisinin açılması için milletvekili seçimleri serbestçe yapılacak
2- İstanbul hükümeti lehinde ve aleyhinde hiçbir çalışma yapılmayacak
3- Sivas Kongresi kararları Mebusan Meclisine sunulmak şartıyla prensip olarak uygun görülmüştür.
4- Mebusan Meclisinin güvenli olmayan İstanbul’da toplanması uygun değildir.
5- Azınlıklara siyasi ve sosyal dengeleri bozacak ayrıcalıklar tanınmamalıdır.
6- Temsil Heyeti İstanbul hükümeti tarafından tanınmalıdır.
7- Türklerin bulunduğu milli sınırların işgaline izin verilmemelidir.
8- Temsil Heyetinin izni alınmadan İtilaf devletleri ile her hangi bir antlaşma yapılmamalıdır.
Önemi
1- İstanbul hükümeti Temsil Heyetini resmen tanımıştır.
2- Ulusal direnişin göz ardı edilemeyeceği ispatlanmıştır.
3- Anadolu’nun kabul etmediği hiçbir şeyin uygulanamayacağı görülmüştür.
4- Salih Paşa bu protokolü İstanbul hükümetine sunmuş fakat kabul ettirememiştir.
5- Sadece Mebuslar Meclisi açılması konusunda fikir birliğine varıldığı ortaya çıkmıştır.
6- Temsil Heyeti bu görüşmeden sonra Mebusan Meclisi seçimleri ile ilgilenmiştir.
TEMSİL HEYETİNİN ANKARA’YA GELİŞİ 27 Aralık 1919
Amasya Görüşmelerinden sonra Mustafa Kemal Paşa Sivas’a döndü ve komutanlarla görüştü Amasya Görüşmelerinde varılan uzlaşma ile Anadolu’da seçimler yapıldı ve seçilen mebuslar İstanbul’da toplanarak Mebusan Meclisi çalışmalarına başlamıştır. Erzurum mebusu seçilen Mustafa Kemal Paşa İstanbul’da toplanacak Mebuslar Meclisinin güven içinde olana kadar Temsil Heyeti ile Ankara’ya hareket etmiş ve Ankara’da kalmıştır.
Temsil Heyetinin Ankara’ya Gelmesinin Nedenleri
1- İstanbul’da açılan Mebusan Meclisinin çalışmalarını yakından takip etmek
2- Meclise giden çoğu milletvekilinin yolu Ankara’dan geçmesini değerlendirerek onlarla görüşmek
3- Batı Cephesindeki gelişmeleri yakından takip etmek
4- Milli Mücadele yanlısı Ankara halkının desteğini almak
NOT: 27 Aralık 1919 da Ankara’ya gelen Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a gidecek milletvekilleriyle görüşerek onlardan şu
İsteklerde bulunmuştur.
1- Açılacak olan Mebusan Meclisinde Müdafaa-i Hukuk Grubu kurulmalıdır.
Önemi
1- Böylece Sivas Kongresinde alınan kararların kabul edilmesi kolaylaşacaktır.
2- Sivas Kongresi kararları Mebusan Meclisine kabul ettirilmelidir.
Önemi
1- Bu kararlar Mustafa Kemal ve miletvekilleri ile son kez görüşülmüş, düzenlenmiş ve Misak-ı Milli’nin taslağı hazırlanmıştır.
3- Mebusan Meclisi İstanbul dışında toplanmalıdır.
Önemi
1- Meclisin İtilaf devletleri baskısından kurtarılarak hiçbir etki altında kalmadan milli kararların alınmasını sağlamak amaçlanmıştır.
4- Mümkünse Mustafa Kemal Paşa meclis başkanı seçilmelidir.
Önemi
1- Mebusan Meclisinin Mustafa Kemal Paşanın yönetimine alınması düşünülmüştür. Böylece ulusal direnişin Osmanlının en yetkili kurumu tarafından yönetilmesi amaçlanmıştır.
SON OSMANLI MEBUSAN MECLİSİSNİN ÇALIŞMALARI
12 Ocak–18 Mart 1920
Amasya Görüşmelerinde İstanbul hükümeti ile Temsil Heyetinin anlaştığı ortak konu Mebusan Meclisinin açılmasıdır. Temsil Heyetinin amacı İstanbul hükümetini denetim altına alarak milli kararları kabul ettirmekti. İstanbul hükümeti de Anadolu’daki otoritesini bu yolla tekrar kazanmayı amaçlamıştır. İlk başta Meclisin açılmasını sakıncalı gören itilaf devletleri sonraları Osmanlı ile yapacakları antlaşmayı meclise onaylatabilmeleri için kendi denetimlerinde olan İstanbul’da açılmasını desteklediler. 12 Ocak 1920 de açılan meclisin milletvekilleri saltanata bağlıydı. Ankara’da Mustafa Kemal ile görüşen birçok milletvekili sözünden dönmüştü. Sonuçta meclis başkanı seçilemedi. Mecliste Müdafaa-i Hukuk Grubu kurulmamış onun yerine az milletvekili ile Felah-ı Vatan Grubu oluşturulmuştur. Bu da milletvekillerinin baskı ile fikirlerinin değiştirdiklerini göstermiştir. Yine de Milli Mücadelecilerin çoğunlukta olduğu mecliste 28 Ocak 1920 de Misak-ı Milli karaları gizli bir oturumda kabul edilmiş. 17 Şubat 1920 de açık oturumla bütün dünyaya duyurulmuştur.
MİSAK-I MİLLİ (Milli Yemin) 28 Ocak 1920
1- 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzaladığı gün işgal edilen çoğunluğu Araplardan oluşan yerler bölge halkının vereceği karara bağlı olacaktır. Fakat çoğunluğu Türk ve İslam olan yerler bölünemez ve ayrılamaz bir bütündür.
Önemi
1- İlk defa Erzurum Kongresinde ifade edilmiş Sivas Kongresinde de kabul edilmiş olan Milli sınırlar bu madde ile açıklanmıştır.
2- Vatanın bölünmez bir bütün olduğunu ve işgallerin tanınmayacağını belirtmiştir.
3- Mondros’tan sonra yapılan işgallerin sona ermesi gerektiği belirtilmiştir.
4- 1. Dünya Savaşı sırasında işgal edilen çoğunluğu Arapların olduğu bölgenin yönetimi işgalci devletlere bırakılmasına karşı çıkılmış ve Wilson ilkesine dayanarak halk oylaması yapılması istenmiştir.
2- Halkın oyları ile anavatana katılmış olan Kars, Ardahan ve Batum için gerekirse tekrar halk oylaması yapılmalıdır.
Önemi
1- Bu üç vilayetin durumu 3 Mart 1918 de Rusya ile yapılan Brest Litowsk antlaşması ile halk oylamasına gidilmesine karar verildi. Yapılan oylamada bu iller Osmanlıya bağlanmayı kabul etti. Mondros’ta ise Osmanlının bu illerden çekilmesi kararlaştırılmıştı. Bu madde halkın çoğunluğunun Türk olması nedenine dayanmıştır.
3- Batı Trakya’nın hukuki durumu bir halk oylaması ile belirlenmelidir.
Önemi
1- Osmanlının Balkan Savaşlarında kaybettiği Batı Trakya’da Türklerin çoğunlukta olması nedeniyle bu karar alınmıştır.
4- İstanbul ve Marmara’nın güvenliği sağlandıktan sonra İstanbul ve Çanakkale Boğazı ticari ulaşıma açılacaktır. Bu konuda ilgili devletlerin oybirliğine gitmesi gerekir.
Önemi
1- İstanbul’un ve Boğazların güvenliği garanti altına alınmak istenmiş, Boğazların Türk yönetimine bırakılması gerektiği belirtilmiştir.
5- Azınlıkların hakları komşu ülkelerde yaşayan Müslüman halka tanınan haklar kadar güvenlik altına alınacaktır.
Önemi
1- Komşu ülkelerde yaşayan Müslüman halkın uluslar arası antlaşmalarla belirlenmiş olan haklarını kullanabilmeleri karşılığında Osmanlıdaki azınlıklar için de geçerli alabileceği belirtilmiştir.
6- Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan her türlü sınırlandırmalar kaldırılmalıdır.
Önemi
1- Osmanlının iç işlerine karışma anlamına gelen her türlü durumun ortadan kaldırılması gerektiği belirtilmiştir.
2- Özellikle kapitülasyonların kaldırılması gerektiği belirtilmiştir.
Misak-ı Milli’nin Kurtuluş Savaşındaki Yeri
1- Daha önce yasadışı olarak ilan edilen Erzurum ve Sivas Kongreleri kararları Mebusan Meclisi tarafından onaylanmış ve resmiyet kazanmıştır.
2- Milli Sınırların ne anlama geldiği açıkça belirtilmiştir.
3- Mustafa Kemal Paşanın ulusal direnişin haklılığı kabul edilmiştir.
4- yapılacak barış antlaşmasında Türk tarafının kabul edeceği konular ve sınırlar belirtilmiştir.
5- Siyasi, ekonomik ve hukuki alanlarda tam bağımsızlığın amaçlandığı belirtilmiştir.
6- Milli Mücadelenin siyasi programı belirlenmiştir.
7- Lozan Barış Antlaşması görüşmelerinde Misak-ı Milli kararları TBMM temsilcilerinin temel dayanağı olmuştur.
Misak-ı Milli’ye Tepkiler ve İstanbul’un İşgali
İtilaf devletleri ve İstanbul hükümeti Meclise baskı yaparak kararların iptal edilmesini istemiş fakat başaramamışlardır. İtilaf devletlerinin baskısı nedeniyle Ali Rıza Paşa kabinesi istifa etmiş ve Salih Paşa yeni kabine kurmuştur. Fakat İtilaf devletleri baskıyı artırarak 16 Mart 1920 de İstanbul’u işgal etmiş ve birçok aydını tutuklamışlardır. Azınlıkların Müslümanlara karşı yağmalamaları başlamış birçok Türk subayı tutuklanmıştır. Meclisin yapılanları sindiremeyeceğini anlayan itilaf devletleri Mebusan Meclisini kuşatmış, çok sayıda milletvekilini tutuklamış ve zorla meclisi kapatmıştır.
NOT: İtilaf devletleri İstanbul’un işgalinin Anadolu’da ayaklanmaya neden olmasını önlemek için şu bilgiyi yayınlamışlardır.
1- İşgal geçicidir.
2- İtilaf devletlerinin amacı saltanat makamının etkisini kırmak değil daha etkili hale gelmesini sağlamaktır.
3- Anadolu’da isyan çıktığında veya katliam yapıldığında İstanbul Türklerden alınacaktır.
4- Herkes saltanat makamı olan İstanbul’un emirlerine uymalıdır.
Mustafa Kemal Paşanın İstanbul’un İşgaline Karşı Tepkisi
İstanbul’u işgali ve meclisin kapatılması Mustafa Kemal Paşanın Meclisi İstanbul’un dışında güvenli bir yerde kurulması gerektiği fikrini haklı çıkarmıştır. Mustafa Kemal Paşa Milli İradenin Ankara’da harekete geçmesi için şu çalışmaları yapmıştır.
1- İtilaf devletlerine protesto telgrafları çekerek işgalin haksız olduğunu belirtmiştir.
2- Tutuklanmamış milletvekillerini Ankara’ya çağırarak yeniden seçimler yapılmasını ve Ankara’da meclis kurulması çağrısında bulundu.
3- Gelirleri İstanbul’a giden kurumların bu gelirlerini dondurmalarını istedi.
4- Ani bir işgali önlemek için Ankara’ya bağlantısı olan Geyve ve Ulukışla demiryollarını tahrip ettirmiştir.
NOT: İstanbul’un işgali ve meclisin kapatılması direnişi daha kararlı hale getirdi. Bu durum Mustafa Kemal Paşanın kurtuluşun tek çaresi olduğunu göstermiş ve TBMM’nin açılmasını hızlandırmıştır.
TBMM’NİN AÇILMASI VE ÇALIŞMALARI
Mustafa Kemal Paşa Meclisin güvenli olmadığı için İstanbul’da açılmasına karşı çıkmıştı. Meclis itilaf devletlerince kapatılınca haklılığı ortaya çıktı ve yeni bir meclis için çalışmalara başladı.19 Mart 1920 de bir genelge yayınlayarak Ankara’da olağanüstü toplanacak meclise her ilden 5 milletvekili seçilerek 15 gün içinde Ankara’ya gelmelerini istedi. İstanbul’daki meclisten tutuklanmamış olanlar da seçime girmeden Ankara’daki meclise katılmalarını istedi. Bu da Mustafa Kemal Paşanın milli iradeye verdiği önemi gösterir. İstanbul işgal edilmesine rağmen Mustafa Kemal’in çağrısına katıldı ve bazı engellemeler dışında seçimler yapılarak 23 Nisan 1920 de Ankara’da meclis açıldı. Bu meclis 1 Nisan 1923’e kadar olağanüstü yetkilere sahip meclis adıyla açıldı. İlk oturumu 120 kişi ile gerçekleşmiş, sonradan katılanlarla bu sayı 390’a ulaşmıştır. Mustafa Kemal Paşa başkan seçilmiş ve meclisin çalışma sistemi ile ilgili bir önerge vermiş ve 24 Nisan 1920 de meclis tarafından kabul edilmiştir.
İLK TBMM’NİN ÇALIŞMA ESASLARI
1-TBMM’nin üstünde hiçbir güç yoktur.
Önemi
1- Yönetimde tek egemen güç millettir ve ulusun egemenliğine dayalı yönetim anlayışı benimsenmiştir.
2- Saltanat makamı ve İstanbul hükümetinin TBMM’yi yönlendiremeyeceği belirtilmiştir.
2- Padişah ve halife zor durumdan kurtulduğu zaman meclis onların durumunu kanunlarla belirleyecektir.
Önemi
1- Milli birliğin korunması, saltanat yanlılarının küstürülmemesi için böyle bir madde benimsenmiştir.
2- Bu maddeyle TBMM’nin padişahı da kurtarmak için mücadele ettiği belirtilmiştir.
3- Hükümet kurmak gereklidir. Geçici bir reis veya padişah vekili atamak doğru değildir.
Önemi
1- Alınacak kararları uygulanabilmesi için İstanbul hükümeti yerine Ankara’daki meclis yeni hükümet kurmalıdır.
2- Ankara’daki hükümetin her türlü faaliyette tek yetkili olduğu belirtilmiştir.
3- Padişah vekili atanamaz denerek TBMM hükümetinin baskıda kalmamasını sağlamıştır.
4- Yeni açılan meclisin sürekli olduğu ve kararların bağımsız olduğu belirtilmiştir.
4- TBMM, yasama ve yürütme yetkisine sahiptir.
Önemi
1- Olağanüstü bir durumda açıldığı için meclis tüm yetkileri elinde toplamıştır. (Güçler Birliği)
2- Güçler Birliği uygulanarak alınacak kararları kısa sürede sonuçlanması amaçlandırılmıştır.
3- Yasama yetkisini kullanan TBMM suçluların yargılanması için ‘İstiklal Mahkemeleri’ kurulmasını kararlaştırılmış ve böylece meclis yargı yetkisini de eline almıştır.
5- Meclisten seçilecek bir heyet hükümet işlerini yürütecektir. Meclis başkanı hükümetinde başkanıdır.
Önemi
1- Meclis Hükümeti Sistemi kabul edilmiştir. Cumhuriyetin İlanından sonra bu sistemin yerini Kabine Sistemi almıştır.
İLK TBMM’NİN ÖZELLİKLERİ
1- İşgallere karşı oluşan direniş tek çatı altında toplanmıştır.
2- Milletin iradesi yönetimde egemen kılınmış Ulusal egemenlik gerçekleşmiştir.
3- Osmanlı Mebusan Meclisi milletvekilleri de TBMM’ye katılmış böylece TBMM farklı görüşlere açık olduğunu göstermiştir.
4- TBMM Güçler Birliğini benimsemiş ve böylece Olağanüstü yetkilere sahip meclis ya da İhtilalci Meclis unvanını almıştır.
5- Kurtuluş Savaşında bütün savaşalar TBMM tarafından yönetildiği için Savaş Meclisi de denir.
6- Yeni Türk Devletinin ilk kurumlarını kurması ve temel yasarlını kabul etmiş olması bakımından Kurucu Meclis de denir.
7- TBMM’nin açılmasıyla Temsil Heyetinin görevi sona ermiştir.
8- İtilaf devletlerine telgraf çekilerek İstanbul hükümeti ile yapılacak hiçbir antlaşmanın kabul edilmeyeceği bildirilmiştir.
9- 23 Nisan 1920 de açılan ilk TBMM 1 Nisan 1923 de seçimlerin yeniden yapılması için çalışmalarına son vermiş ikinci meclis 11 Ağustos 1923 de açılmıştır.
10- İlk TBMM’de azınlık milletvekillerinin bulunmaması bu meclisin milliyetçi niteliklere sahip olduğunu gösterir.
İLK TBMM YAPTIĞI FAALİYETLER
1- Hıyanet-i Vataniye kanunu çıkarıldı.
2- İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
3- İç isyanlar bastırıldı.
4- Batı Anadolu’da düzenli ordu kuruldu.
5- 1. İnönü, 2. İnönü, Eskişehir-Kütahya, Sakarya, Büyük Taaruz ve Başkomutanlık savaşları yapıldı.
6- Doğu, Güney ve Batı cephelerindeki zaferlerle Anadolu işgallerden kurtarıldı.
7- 1921 Anayasası ile İstiklal Marşı kabul edildi.
8- Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.
9- Saltanat kaldırıldı.
10- Lozan Görüşmeleri başlatıldı. Bu sırada meclis seçime gittiği için Lozan Antlaşmasını ikinci TBMM onayladı.
TBMM’YE KARŞI ÇIKAN AYAKLANMALAR
Direnişin engellenememesi ve Meclisin açılması sonucu itilaf devletlerinin desteğiyle Damat Ferit hükümeti 4 Mayıs 1920 de Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları için idam kararı aldı. İstanbul Şeyhülislamından Mustafa Kemal aleyhine fetvalar alınmış ve Anadolu’ya dağıtılmıştır. Ayrıca Kuvay-ı Milliye’ye karşı çıkan isyanlar desteklenerek TBMM’nin otoritesinin zayıflatılması amaçlanmıştır.
1- İSTANBUL HÜKÜMETİ TARAFINDAN ÇIKARILAN İSYANLAR
Aznavur Ayaklanması
Osmanlı subayı Ahmet Aznavur İstanbul ve itilafçılardan aldığı destekle Manyas, Susurluk, Biga, Gönen ve Ulubat’ta çıkarmış Kuvayı Milliye Kasım 1919 da isyanı bastırmıştır. TBMM açıldıktan sonra tekrar ayaklanmış bu defa Çerkes Ethem ve Ali Fuat Paşa Mayıs 1920 de etkisiz hale getirmiştir.
Kuvay-ı İnzibatiye Ayaklanması
İstanbul hükümeti itilafçılardan silah alarak Adapazarı Geyve bölgesinde Kuvay-ı Milliye’ye karşı bu birliği kurmuş. Hilafet Ordusu da denir. Bu birlik Kuvay-ı Milliye’ye saldırmış fakat yenilerek dağılmış ve gönüllü olarak Kuvay-ı Milliye’ye katılmışlardır.
NOT: Boğazlarda çıkan bu isyanları itilaf devletlerinin desteklemesinin nedeni Kuvay-ı Milliye’nin teşkilatlanmasını önlemekti ama başaramadılar.
2- İSTANBUL HÜKÜMETİ VE İTİLAF DEVLETLERİNİN KIŞKIRTMASI İLE ÇIKAN AYAKLANMALAR
İtilaf Devletleri işgalleri kolaylaştırmak, Sevr Antlaşmasını kolayca uygulayabilmek ve TBMM’nin Anadolu’daki otoritesini yok etmek için bu isyanlara destek vermişlerdir.
Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı Ayaklanmaları
Boğazlara yakın bölgelerde İngiliz desteğiyle 13 Nisan 1920 de bu isyanlar başladı. Kuvay-ı Milliye bu isyanları 23 Eylül 1920 de isyanlara son verdi.
Yozgat-Boğazlayan Ayaklanmaları
Çapanoğulları ve Aynacı oğulları ailelerinin yönlendirdiği bu isyanlar Çerkes Ethem’in yardımıyla 1920’nin sonlarında bastırılmıştır.
Afyon Ayaklanması
Yozgat isyanı sırasında Afyon’da Çopur Musa isyan etmiş kuvayı Milliye baskısı sonucu Yunan ordusuna sığınmış ve isyan sona ermiştir.
Konya Ayaklanması
En önemlisi Delibaş Mehmet isyanıdır. Kuvayı Milliye’nin baskısı sonucu Mersin’deki Fransız birliklerine sığınmış ve isyan sona ermiştir.
Milli Aşireti Ayaklanması
Urfa, Siverek ve Viran şehir’de Fransızların desteği ile ayaklanan Milli aşireti Kuvayı Milliye ye karşı başarısız olunca Fransızlara sığınmış ve isyan sona ermiştir.
Ali Batı İsyanı: Mardin ve Nusaybin’de çıkmıştır.
Şeyh Eşref İsyanı: Bayburt’ta çıkmıştır.
Koçkiri İsyanı: Erzincan, Zara ve Koç hisar’da çıkmıştır.
NOT: Bu isyanlar TBMM’ye karşı çıkmış ve bastırılmıştır.
3- AZINLIKLARIN ÇIKARDIĞI İSYANLAR
Rum ve Ermeniler Wilson İlkelerine dayanarak bağımsız devlet kurmak için ayaklanmıştır. Doğu Anadolu’da Ermenilerin Rusya desteğiyle ayaklanan Ermeniler birçok insanı öldürmüştür. 15. Ordu komutanı Kazım Karabekir Ermenileri sınırlarımızın dışına atarak Gümrü Antlaşması imzalanarak Ermeni sorunu sona ermiştir.
Adana, Urfa, Antep ve Maraş’taki Ermeniler Fransızların desteği ile ayaklanmış Kuvayı Milliye’nin hem Fransızlar hem Ermeniler bölgeden atılmışlardır.
Doğu Karadeniz’e Rusya’dan gelen Rumlar ile beraber Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’daki Rum azınlıklar Aralık 1920 de ayaklanarak Wilson ilkelerine dayanarak Pontus Rum Devletini yeniden kurmayı amaçlamışlardır. İngilizler desteklemiş Şubat 1923 de isyan sona erdi. Bu TBMM’yi en uzun süre uğraştıran isyandır.
Batı Anadolu Yunanlılardan aldığı destekle Rumlar isyan etmiş bu isyan Büyük Taarruz sonucunda sona erdi.
4- KUVAY-I MİLLİYE BİRLİKLERİNİN AYAKLANMASI
İzmir’in işgali sonrası kurulan Kuvayı Milliye bütün yurda yayıldı. Düzenli hareket etmediklerinden ve tek merkezden yönetilmemeleri sonucu Yunanlılara karşı başarılı olamıyorlardı. Bu yüzden TBMM düzenli ordu için ismet İnönü’yü görevlendirdi. 10 Kasım 1920 de Bilecik’e giderek kuvayı Milliye birliklerinin yeni kurulan orduya katılmasını istemiş katılmayanlarla mücadele edilmiştir. Manisa’da Demirci Mehmet Efe ve Kütahya’da Çerkes Ethem yeni orduya katılmak istememiştir. Yeni ordu Demirci Mehmet Efe’nin birliklerini dağıtmış fakat Çerkes Ethem ile mücadele etmesinden yararlanan Yunanlılar Eskişehir ve Afyon’a kadar ilerlemiştir. Albay İsmet İnönü, İnönü bölgesinde
Mevzilenmiş ve Yunanlıları yenmiştir. Daha sonra Çerkes Ethem isyanına son vermiştir. Çerkes Ethem isyanı yeni orduyu çok zor durumda bırakmış Yunanlıların yeni işgaller yapmasına neden olmuştur.
TBMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Önlemler
1- 29 Nisan 1920 de Hıyanet-i Vataniye Kanunu kabul edilerek isyan edenler vatan haini ilan edildi.
2- 11 Eylül 1920 de İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Üyeler TBMM içinden seçildi. Ceza yetkisi de bunlara bırakıldı.
3- İstanbul hükümetinin yayınladığı fetvalara karşılık Ankara müftüsü Rıfat Börekçiden alınan fetvalarla TBMM’ye karşı gelenlerin vatan haini oldukları ilan edildi.
4- Otoriteyi sağlamak amacıyla düzenli ordu kuruldu.
5- İstanbul hükümeti ile resmi haberleşme kesildi.
TBMM’ye Karşı Çıkan Ayaklanmaların Sonuçları
1- Kurtuluş Savaşının uzamasına neden oldu.
2- İşgallerin genişlemesine ortam hazırladı.
3- 1. İnönü savaşına neden oldu.
4- Milli kuvvetlerin birbirine karşı mücadele etmeleri milli kaynakların boşa harcanmasına neden oldu.
5- Düzenli ordunun kurulmasını hızlandırdı.
6- Yeni kanunlar çıkmasını ve TBMM’nin teşkilatlanmasını hızlandırdı.
7- TBMM’nin ayaklanmaları bastırması Anadolu’da otoritesini artırdı.
SEVR BARIŞ ANTLAŞMASI 10 Ağustos 1920
1. Dünya Savaşından galip çıkan itilaf devletleri Paris Barış Konferansını toplayarak yapacakları barış antlaşmalarını belirlediler. Fakat Osmanlınınki belli değildi. İşgale devam eden İtilaf devletleri Antlaşmayı onaylatmak için Meclisi Mebusanın açılmasına izin vermişlerdi. Fakat Misak-ı Milli karaları nedeniyle meclis işgal edilmiş ve kapatılmıştır. Yeni meclis Ankara’da açılmıştır. Milli direniş büyümeden itilaf devletleri İtalya’da San Remo Konferansında Osmanlı ile yapılacak antlaşmayı belirlediler. Osmanlıyı temsilen katılan Tevfik Paşa antlaşmanın ağır şartları olduğundan imzalanamayacağını söylemiştir. İstanbul hükümetinin yavaş davranması üzerine yaptırım için yeni işgaller başlamıştır. 22 Haziran’da taarruza geçen Yunanlılar Balıkesir, Nazilli, Karamürsel ve Mudanya’yı alarak Milne Hattına kadar ulaştılar. Ayrıca 20 Temmuz’dan itibaren Yunanlılar Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ı işgal ettiler. Bu gelişmeler üzerine Osmanlı Paris’in Sevr kasabasında antlaşmayı imzalamak zorunda kaldı. Bu antlaşma 433 maddeden oluşmaktaydı.
Önemli Maddeleri
Sınırlar
1- Doğu-Batı Trakya ve Ege adaları Yunanistan’a verilecek
2- Mardin, Urfa, Antep ve Suriye Fransa’ya verilecek
3- Rodos, On iki ada ve Güneybatı Anadolu İtalya’ya verilecek
4- Arabistan, Musul ve Irak İngiltere’ye verilecek
5- Doğu Anadolu’da Ermenistan ve Kürdistan kurulacak
6- Osmanlıya Tokat, Ankara ve İstanbul arasındaki bölge kalacak
Siyasi İçerikli Maddeler
1- İstanbul Osmanlının başkenti olmaya devam edecek, fakat azınlıkların hakları korunmazsa İstanbul’da Osmanlıdan alınacak
2- Hicaz bağımsız bir devlet olacak Osmanlı Mısır üzerindeki haklarından vazgeçecek
3- Boğazlar savaş zamanında bile bütün devletlerin gemilerine açık olacak ve Boğazlar Kurulacak olan Boğazlar Komisyonu tarafından yönetilecek. Bu komisyonun ayrı bir bayrağı ve bütçesi olacak. Bu komisyonda Türk temsilci olmayacak.
4- Azınlıklara ayrıcalık verilecek, vergi vermeyecek ve askere gitmeyecek
Askeri İçerikli maddeler
1- Osmanlıda mecburi askerlik kalkacak3
2- Osmanlı ordusu 50 bin kişiden oluşacak, orduda ağır silah bulunmayacak
3- Deniz gücü 13 gemiyi geçmeyecek ve denizaltısı olmayacak
Ekonomik İçerikli Maddeler
1- Osmanlı tamirat bedeli adı ile ağır savaş tazminatı ödeyecek
2- Kapitülasyonlar yeniden yürürlüğe konacak ve bütün devletler yararlanacak
3- Osmanlı maliyesi İtilaf devletlerinin kurduğu bir komisyon tarafından yönlendirilecek, gerektiğinde bu komisyon Türk temsilcisine danışacak
Sevr Barış Antlaşmasının Önemi
1- Bu antlaşma ile Osmanlı İtilaf devletlerinin sömürgesi oldu.
2- Osmanlının Boğazlar ile ilgili bütün hakları ortadan kalktı.
3- Azınlıklar Müslümanlardan daha fazla haklara sahip oldu, Osmanlı uyruğundan çıkma özendirildi.
4- Anadolu’da siyasi ve sosyal birlik bozuldu.
5- Osmanlı hukuken kâğıt üzerinde devam ederken bağımsızlığını kaybettiren birçok madde vardır.
6- Askeri sınırlamalar Osmanlıyı savunmasız hale getirmiştir.
7- Kapitülasyonlar genişletilmiştir.
8- Osmanlı ekonomisi sömürge ekonomisi haline gelmiştir.
9- Bu antlaşma askeri zorlama ve yeni işgallerle zorla imzalatılmıştır.
10- Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından onaylanmadığı için hukuki geçerlilik kazanmamıştır. İtilaf devletleri küçük değişikliklerle bu antlaşmayı TBMM’ye onaylatmaya çalışmışlarsa da başarılı olamamışlardır.
11- İtilaf devletleriyle barışçı bir siyaset izlemenin yararı olmadığı görülmüştür.
12- Osmanlının imzaladığı son antlaşmadır.
13- Milli mücadelenin azmini artırmıştır.
14- TBMM bu antlaşmayı tanımadığını ve imzalayanların vatan haini olduklarını ilan etmiştir.
KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHELER
Kuvayı Milliye hem İtilaf devletlerinin işgallerini yavaşlatmış hem de TBMM’nin kurulması ve Anadolu’da otoritenin sağlanmasında etkili olmuştur. Ayrıca düzenli ordunun kurulmasına da zemin hazırlamıştır. TBMM’ye bağlı kuvvetler Kurtuluş Savaşında üç cephede savaşmıştır.
1- DOĞU CEPHESİ
Doğu Anadolu’da Rus ve Ermenilerle savaşılmış bu cephedeki olaylar büyük devletlerin Ermeni Sorunu varmış gibi göstermelerinden kaynaklanmıştır.
ERMENİ SORUNU
Osmanlıda himayesinde uzun süre yaşayan Ermenilere Sadık millet denirdi. Fakat 19 yy da milliyetçilik akımı Ermenileri etkilemiş ve Rusya’nın kışkırtmasıyla Osmanlıyı içte ve dışta zor durumda bırakacak faaliyetlerde bulunmuşlardır. Osmanlıda Ermeni Sorunu ilk defa 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası imzalanan Berlin Antlaşması ile uluslar arası bir sorun olmuş. Osmanlı ıslahatlar yapmayı kabul ederek uluslar arası baskıya boyun eğmiştir. 19 yy sonlarında İngiltere ve Rusya’nın Ermenilere destekleri artmış. Rusya Ermeni Devleti sayesinde Akdeniz’e ulaşmayı amaçlıyordu. İngiltere ise Ermeni Devletini etkisi altına alarak Rusya’nın Akdeniz’e inmesini engellemek istiyordu. Rusya Taşnak ve Hınçak Cemiyetlerinin kurulmasına destek verdi. Bu cemiyetlerin amaçları şunlardır.
1- Doğu Anadolu’daki Ermenilerin bağımsızlığını sağlamak
2- Ermenileri dünya çapında teşkilatlandırarak uluslar arası destek sağlamak
3- Maddi yardım sağlayarak silahlı Ermeni çeteleri kurmak
1885’ten itibaren Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Ermeniler isyan etti. Osmanlı kuvvet kullansa da İngiltere ve Rusya’nın engellemesiyle başarılı olamadı. 1. Dünya Savaşı başlayınca İngiltere Ermenileri kışkırtarak Osmanlıyı zor durumda bırakmış Ermeniler Van’ın Ruslar tarafından işgal edilmesini sağlamışlardır. Bunun üzerine Osmanlı 14 Mayıs 1915 de Tehcir Kanunu’nu uygulayarak silahla direniş gösterenlerin Suriye ve Irak’a göç ettirildiler. 3 Mart 1918 de Rusya ile imzalanan Brest Litowsk antlaşması ile Ruslar geri çekilirken Ermeniler Anadolu’da kalarak faaliyetlerine devam ettirmişlerdir. 30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasında Ermeni Vilayetleri ifadesi kullanılmış ve Anadolu’da Ermenistan kurulmasına zemin hazırlanmıştır.18 Ocak 1919 Paris Barış Konferansında Ermeni Devleti kurulmalıdır kararı alınmıştır.19 Kolordu komutanı Kazım Karabekir Ermenilerle Doğu Anadolu’da mücadele etmiş. TBMM’den her türlü desteği almıştır.10 Ağustos 1920 de imzalanan Sevr Antlaşmasında Ermenistan’ın kurulması açıkça belirtilmiştir. Kazım Karabekir 30 Ekim 1920 de Kars zaferini kazanarak Ermeni ordusunu dağıtmış Ermenileri takip eden Türk ordusu Gümrü’yü alarak Ermenilerle Gümrü Antlaşmasının imzalanmasını sağlamıştır.
GÜMRÜ ANTLAŞMASI 3 Aralık 1920
Maddeleri
1- Doğu Sınırı Çıldır Gölü ile Aras Nehri arasında uzanacak
2- Sarıkamış, Kars, Kağızman ve Iğdır Türk devletine verilecek
3- Ermeniler Sevr Antlaşmasını tanımayacak ve Misak-ı Milli’yi kabul edecek
4- Ermenilerden Türklere karşı silah kullanmamış olanlar 6 ay içinde geri dönebilecek
5- Ermenistan Türkiye’ye düşmanca tavır almayacak
Önemi
1- TBMM’nin bağımsız bir devletle imzaladığı ilk antlaşmadır.
2- TBMM’nin kazandığı askeri zafer siyasi zaferle tamamlanmıştır.
3- Misak-ı Milli sınırlarının bir kısmı gerçekleşmiştir.
4- Ermenistan TBMM’yi tanıyan ilk devlet olmuştur.
5- Kurtuluş Savaşının Doğu Cephesi kapanmıştır.
6- Buradaki birlikler Batı Cephesine kaydırılmıştır.
7- Ermeni sorunu sona ermiştir.
8- Rusya ile TBMM arasındaki görüşmelerin başlamasına neden olmuştur.
9- Gürcistan ile 21 Mart 1921 de Batum Antlaşması yapılarak Artvin ve Batum’un Türkiye’ye ait olduğunu kabul ettirilmesine ortam hazırlamıştır.
10- Yeni Türk Devleti kendi adını ilk defa bu antlaşmada Türkiye olarak belirtmiştir.
NOT: Gümrü Antlaşmasından sonra Ermenistan ve Gürcistan Rusya tarafından işgal edildi. Rusya bu antlaşmanın bazı maddelerinin değiştirilmesini istemiş ve 16 Mart1921 de Moskova Antlaşması imzalanmıştır. 13 Ekim 1921 de TBMM ile Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan arasındaki Kars Antlaşmasıyla bu sınırlar kesinleşmiştir.
GÜNEY CEPHESİ
Mondros Antlaşmasından sonra İngilizler Urfa, Antep, Maraş ve Adana’yı Fransızlara bıraktı. Fransızlar işgali kolaylaştırmak için Ermenileri kışkırtarak ayaklandırdı. Buradaki Kuvay-ı Milliye birlikleri yardım almadan Fransızları yenmiştir. Yenilgiyi kabul eden Fransa TBMM’nin Sakarya Zaferini kazanması üzerine Ankara Antlaşmasını imzalayarak bölgeden çekilmiştir.
BATI CEPHESİ
Yunanlıların İzmir’i işgali ile halk silahlanmış ve Kuvay-ı Milliye birlikleri kurmuşltu. Yunan işgalinin yayılması bu birlikleri başarısız kılmıştı. TBMM Doğu ve Güneydoğudaki isyan ve işgallerle uğraştığından batı cephesine yardım edemedi. Reddi İlhak Cemiyetinin çalışmaları sonucu Balıkesir ve Alaşehir’de Kongreler toplandı ve direnişin tek merkezden yapılmasına ve asker toplanmasına karar verildi. Sivas Kongresinde Temsil Heyeti Ali Fuat Paşayı Batı Cephesi komutanı olarak atadı. Ali Fuat Paşa askerlerin disiplinsiz olmasından dolayı başarısız olmuştur. Ali Fuat Paşa Çerkes Ethemin de yardımıyla Yunanlılara saldırmak için TBMM’den izin istemiş fakat izin verilmemiştir. Buna rağmen saldırmış ve yenilerek geri çekilmiştir. Çerkes Ethem’in düzensiz hareket etmesi yenilgide etkili olmuştur. Bunun üzerine TBMM Ali Fuat Paşayı görevden alarak Moskova Büyükelçiliğine tayin etti. TBMM Batı Cephesini ikiye ayırarak bir tarafa Albay İsmet İnönü diğer tarafa Refet Beyi komutan yaptı. 10 Kasım 1920 de İsmet İnönü Bilecik’e gelerek birlikleri düzenli ordu şekline sokmuştur.
ÇERKES ETHEM MESELESİ
Kuvayı Milliyelerin çoğunu Osmanlı subayları yönetiyordu Bu birliklerin en önemlisi Kuvayı Seyyare denilen Çerkes Ethem’in birlikleriydi. İyi eğitimli ve daha kalabalıktı. TBMM’ye karşı çıkan isyanlarda bastırmada başarılı olmuştu. Bu başarıların etkisiyle sözünün dinlenmesini istedi. Bu davranışı Gediz Muharebesinde yenilgiye sebep oldu. Albay İsmet Paşa Batı Cephesi komutanı olunca bütün birlikleri yeni orduya katılmasını istemiş fakat Çerkes Ethem karşı gelmiştir. İsmet Paşa da Çerkes Ethem ile savaşmaya başlamıştır. Yunanlılar bunu fırsat bilerek taarruza geçmiş ve 1. İnönü Savaşına neden olmuştur. İsmet paşa 1. İnönü savaşını kazanarak Çerkes Ethem’in üzerine gitti ve birliklerini ortadan kaldırdı.
NOT: Çerkes Ethem Olayı TBMM’nin otoritesini zayıflatmış ve Yunan işgalini kolaylaştırmıştır. İsyan bastırılınca TBMM’ye güven artmıştır.
1. İNÖNÜ MUHAREBESİ 6–10 Ocak 1921
Nedenleri
1- Yunanlıların Çerkes Ethem isyanından yararlanmak istemesi
2- Sevr Antlaşmasının TBMM’ye kabul ettirilmek istenmesi
3- Yeni ordunun güçlenmesinin önlenmek istemesi
4- Eskişehir’i alarak Demeiyollarının en önemli merkezini denetim altına almak istemesi
5- Ankara’yı işgal ederek TBMM’yi ortadan kaldırmak ve Kurtuluş savaşına son vermek istenmesi
6- Yunanistan’ın İtilaf devletleri yanında önemini artırmak istemesi
NOT: ismet paşa Çekes Ethem ile uğraşırken yunanlıların ilerlediğini öğrenince isyanı bırakıp Yunanlıları İnönü’de karşıladı ve yendi.
SONUÇLARI
1- TBMM’nin kurduğu yeni ordu ilk zaferini kazandı.
2- Düzenli birliklerin gerekliliği ispatlandı.
3- TBMM’ye olan güven arttı.
4- Düzenli birlikler katılım arttı.
5- 1921 Anayasasının kabul edilmesine zemin hazırladı.
6- İstiklal Marşı ilan edildi. ( 12 Mart 1921 )
7- Albay İsmet Paşa Generalliğe yükseltildi.
8- itilaf Devletleri bu durumu değerlendirmek için Londra Konferansını topladı. TBMM bu toplantıya katılarak uluslar arası alanda resmi olarak tanınmayı başardı.
9- Afganistan ile dostluk antlaşması imzalandı.
10- Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı.
LONDRA KONFERANSI ( 21 Şubat–12 Mart 1921 )
TBMM’nin İngiliz destekli Yunanlıları yenmesi üzerine itilaf devletleri bu konferansı topladı. Amaçları şunlardır.
1- İstanbul hükümeti ile TBMM arasında anlaşmazlık çıkarmak ve bundan yararlanmak
2- Sevr Antlaşmasını hafifleterek TBMM’ ye onaylatmak
3- Dağılan Yunanlıların toplanması için zaman kazanmak
NOT: Bu konferansa İstanbul hükümeti resmi olarak davet edilmişti. Mustafa Kemal Paşanın da gelmesini istediler fakat TBMM’yi resmen davet etmediler. TBMM’yi Osmanlının bir iç sorunu olarak görüyorlardı. Yapılan çalışmalar sonucu İtalya’nın resmi daveti üzerine TBMM ayrı olarak toplantıya katılmıştır. Böylece konferansta İngiltere, Fransa, Yunanistan, İtalya, İstanbul hükümeti ve TBMM heyeti katılmış oldu.
Mustafa Kemal Paşa konferanstan bir şey çıkmayacağını biliyordu fakat bir heyet gönderdi. Göndermesindeki Amaçlar
1-İşgallerin haksızlığını dünya kamuoyuna duyurmak
2- TBMM’nin barış yanlısı olduğunu göstererek İtilafçıların TBMM aleyhindeki propagandalarını önlemek
3- Misk-ı Milli’yi gerçekleştirme deki kararlılığı göstermek
4- TBMM’nin resmen tanınmasını sağlamak
5- Türk halkının gerçek temsilcisinin TBMM olduğunu göstermek
NOT: Bu konferansta İstanbul hükümeti sözcüsü Tevfik Paşa sözü TBMM sözcüsü Bekir Sami Beye bırakmış. Bekir Sami Bey de Sevr’in Uygulanamayacağını ve Misak-ı Milli kararlarının ne anlama geldiğini anlatan bir konuşma yaptı. İtilaf Devletleri küçük değişikliklerle Sevr’i TBMM’ye imzalatmaya çalışmış fakat başaramamıştır. Konferanstan sonuç alınamamıştır. Bekir Sami Bey İngiltere, Fransa ve İtalya ile bazı antlaşmalar imzaladıysa da TBMM onaylamamıştır.
Londra Konferansının sonuçları
1- TBMM İtilaf devletleri tarafından resmen tanınmıştır.
2- itilaf Devletleri Sevr Antlaşmasında büyük değişiklikler yapılması gerektiğini anlamaya başladı.
3- itilaf devletleri arasındaki fikir ayrılıkları iyice derinleşti.
4- TBMM’nin Anadolu halkının gerçek temsilcisi olduğu ve barış antlaşması imzalamak istediği görüldü.
5- itilaf Devletleri bu konferansla Yunanlılara zaman kazandırmış görüşmelerden sonuç alamayınca Yunanlıları tekrar saldırıya geçirmiş ve 2. İnönü Muharebesine neden olmuştur.
6- İtilaf devletleri Misak-ı Milliye dayalı bir barış antlaşması yapmak için kesin zafer kazanılana kadar savaşılması gerektiği anlaşıldı.
TÜRK-AFGAN DOSTLUK ANTLAŞMASI 16 MART 1921
Moskova’da Rusya ile görüşmeler yapıldığı sırada Afgan Heyeti ile TBMM heyeti arasında dostluk antlaşması imzalanmıştır. Ankara Antlaşması da denilen bu antlaşma ile ilk defa Müslüman bir ülke TBMM’yi resmen tanımıştır. Bu durum TBMM’nin Asya’daki Müslümanlar arasında saygınlığını artırmıştır.
MOSKOVA ANTLAŞMASI 16 MART 1921
Rusya 5 Aralık 1920 de Ermenistan’ı işgal etti. Rusya TBMM ile antlaşmaya yanaşmıyordu. Bu antlaşmaya ortam hazırlayan sebepler
1- Güney’de Fransızlara karşı başarılı olunması
2- 1. İnönü savaşının kazanılması
3- Mustafa Kemal Paşanın diplomatik çalışmaları
4- TBMM’nin Kafkaslarda etkinliğinin artması
5- TBMM’nin Londra Konferansına davet edilip itilaf devletlerince tanınması
TBMM bu antlaşmayı şunları amaçlamıştır.
1- Kafkas sınırını kesinleştirmeyi
2- TBMM’nin tanınmasını sağlamayı
3- Misak-ı Milliyi tanıtmayı
4- Rusya’nın yardımını almayı amaçlamıştır.
Rusya ise bu antlaşmayla şunları amaçlamıştır.
1- Yeni rejimi tanıtmayı
2- Kafkaslardaki etkinliğini artırmayı
3- TBMM’yi kendi yanına çekmeyi
4- Kafkas sınırını güvenlik altına almayı amaçlamıştır.
5- Bakü petrolleri üzerindeki etkinliğini artırmayı amaçlamıştır.
Antlaşmanın maddeleri
1- İki taraftan birinin kabul etmediği antlaşma yapılmayacak
2- Osmanlı ile Çarlık Rusya arasındaki antlaşmalar geçersiz sayılacak
3- Rusya Misk-ı Milliyi tanıyacak
4- Osmanlının Rusya’ya vermiş olduğu kapitülasyonlar kaldırılacak
5- Batum Gürcistan’a kalacak. TBMM’nin Ermenistan ve Gürcistan ile yaptığı antlaşmaları Rusya tanıyacak
6- İki devlet iktisadi ve siyasi antlaşmalar yapacak
7- Boğazların ticaret gemilerine açık kalmaları amacıyla Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler ile bir konferans toplanacak
Antlaşmanın Önemi
1- Rusya ile TBMM karşılıklı birbirlerini tanıdılar
2- Rusya Sevr antlaşmasını tanımadığını ilan etti.
3- TBMM Doğu sınırını güvenlik altına aldı.
4- Kapitülasyonların kaldırılmasını ilk kabul eden Rusya oldu.
5- Batum kaybedilmiş ve Misak-ı Milli’de ilk taviz verilmiştir.
6- Kurtuluş savaşında Rusya TBMM’ye yardım etti.
7- Rusya Boğazlar konusunda İngiltere, Fransa ve İtalya’nın karar vermesini kabul etmeyeceğini bildirdi.
NOT: 1. İnönü Savaşından sonra toplanan Londra Konferansı, Afgan Dostluk Antlaşması ve Moskova Antlaşması TBMM’nin dünya siyasetinde saygınlığını artırmıştır. Bu durum kendini iç politikalarda da kendini göstermiştir.
YENİ TÜRK DEVLETİNİN İLK ANAYASASI 20 Ocak 1921
23 Nisan 1920 de meclis açılmış ve 24 Nisan da iç tüzük belirlenmiştir. Meclisin daha sistemli çalışması için bir Anayasaya ihtiyaç vardı. Doğuda Ermeniler, Güneyde Fransızlar ve Batıda Yunanlılara karşı zafer kazanan TBMM’nin kendine olan güveni artmış ve Yeni Türk devletinin anayasasının kabul edilmesine ortam hazırlamıştır. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu denilen 1921 Anayasası 20 Ocak’ta meclis tarafından kabul edilmiştir.
Maddeleri
1- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yönetim şekli halkın kendi kendini yönetmesi esasına dayanır.
Önemi
1- Ulusal Egemenliğe dayalı bir yönetim uygulandığı belirtilmiş
2- Saltanat makamının yetkileri göz ardı edilmiş. Ortam müsait olmadığı için saltanat kaldırılmamıştır.
2-Yasama ve Yürütme yetkileri Millet Meclisine aittir.
Önemi
1- Güçler birliği ilkesi kabul edilmiştir.
2- TBMM İstiklal Mahkemeleri kurarak yasama ve yargı yetkisinin elinde olduğunu göstermiştir.
3- Güçler birliği ilkesi olağanüstü hallerde çabuk karar almak ve sonuca ulaşmak amacıyla kabul edilmiştir.
3- Türkiye Devleti TBMM tarafından yönetilir. Hükümet TBMM hükümeti adını alır.
Önemi
1- Meclis Hükümeti Sistemi anayasal bir hale gelmiştir.
4- TBMM illerden seçilen üyelerden oluşur. Seçimler iki yılda bir yapılır. Yenisi toplanıncaya kadar eski meclis göreve devam eder. Seçim yapılmazsa toplantı bir yıl uzatılır.
Önemi
1- Meclisin iki yılda seçildiği belirtilmiş 1 Nisan 1923 de ilk meclis seçimlere gitmek üzere Faaliyetlerine son vermiştir.
5- Dini işler, yasa yapıp kaldırma, savaş ve barış yapma gibi bütün temel yetkiler TBMM’ye aittir.
Önemi
1- TBMM sadece iç politika değil dış politikayı da belirleyen tek kurum olduğu belirtildi.
2- Dini konulara TBMM karar verecek bu nedenle 1921 Anayasası laik bir anayasa değildir.
6- TBMM ülkeyi kendi içinden seçtiği bakanlar tarafından yönetir. Meclis bakanlara gerektiğinde Yönerge verir ve değiştirebilir.
7- Meclis Başkanı Meclis Genel Kurulundan seçilir. Bakanlar Kurulu Başkanı bakanlar tarafından seçilir. Meclis Başkanı Bakanlar Kurulunun da başkanıdır.
Önemi
1- Meclis Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Meclis Genel kurulunun yetkileri belirtilmiştir.
2- meclis Başkanının üstün yetkiler taşıdığı belirtilmiştir.
8- Kanun-i Esasinin bu maddelerle çelişmeyen hükümleri geçerli olacaktır.
Önemi
1- 1921 anayasası acil hazırlandığından her konuya yasal bir düzenleme getirememiştir. Bu açığını Kanun-i Esasi denilen Osmanlı Anayasası ile kapatmıştır.
2- 1921 Anayasasının yerine 1924 Anayasası getirilmiş bu anayasaya kadar en önemli değişiklik 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin İlan edilmesidir.
İSTİKLAL MARŞININ KABUL EDİLMESİ
İşgal altında iken milli değerlerin yeniden dirilmesi için Milli Eğitim Bakanlığının düzenlediği yarışma sonucu Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı 12 Mart 1921 de TBMM tarafından onaylandı. Bestesi 1930 da Cumhurbaşkanı Senfoni Orkestrası Şefi Zeki Üngör tarafından yapılmıştır.
2. İNÖNÜ SAVAŞI 23 Mart–1 Nisan 1921
1. İnönü Savaşından sonra toplanan Londra Konferansında İtilaf devletleri Sevr’i TBMM’ye imzalatmayı başaramayınca Bu konferansla zaman kazanan Yunanlıların TBMM’yi yenerek Ankara’ya ulaşacaklarını düşünüyorlardı. Yunan taarruzunun amaçları
1- İtilaf Devletlerinin istediği antlaşmayı TBMM’ye imzalatmak
2- Ankara’yı işgal edip TBMM’yi dağıtarak direnişe son vermek
NOT: Yunanlılar İnönü mevzilerinde ikinci defa durduruldu. Fakat Türk ordusu Aslıhanlar ve Dumlupınar taarruza geçmiş fakat başarılı olamamıştır.
Sonuçları
1- TBMM Batı Cephesinde ikinci kez zafer kazanmış ve güven artmıştır.
2- Yunanlılar Türk ordusunun sadece savunma yapabileceğini ve saldırı gücü olmadığını anlamış ve daha güçlü bir ordu için hazırlıklara başlamıştır.
3- 2. İnönü Savaşı Eskişehir-Kütahya Muharebelerine neden olmuştur.
4- Yunanlıların yenilmesi itilaf devletleri arasında görüş ayrılıkları arttı.
5- İtalya ve Fransa işgal ettikleri yerleri boşatmaya başladılar.
6- Batı Cephesinin Güneyindeki birlikler de İsmet İnönü’nün emrine verildi.
7- 1. ve 2. İnönü düşmanı oyalayarak zaman kazanılmasını sağlamıştır.
NOT: 2. İnönü zaferiyle Mustafa Kemal Paşa İnönü’ye telgrafla “Siz düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz” demiştir.
ESKİŞEHİR-KÜTAHYA SAVAŞI
1. ve 2. İnönü Savaşının kazanılması rağmen Yunan ordusu yok edilememişti. Ankara’yı alacaklarına inanıyorlardı. Yanan Kralı gazetelere Ankara’da basın toplantısı için söz bile vermişti. Ankara’yı alacaklarına kesin gözüyle bakıyorlardı.
Yunalıların saldırmasındaki amaçlar şunlardır.
1- İnönü yenilgileriyle kaybettiği saygınlığı tekrar kazanmak
2- İtilaf devletlerinden aldığı yardımı artırmak
3- Ankara’yı işgal ederek Sevr’i TBMM’ye kabul ettirmek
4- TBMM ordusunu ortadan kaldırmak
NOT: Yunanlılar en büyük gücüyle taarruza geçti. Türk ordusu yeterince savunma yapamadı ve Mustafa Kemal Paşanın emriyle Sakarya Nehrinin doğusuna çekildi. Çekilme nedenleri şunlardır.
1- Daha uygun bir savunma hattı uygulamak
2- Türk ordusunun tamamen yok edilmesini önlemek
3- Yunanlıları ikmal noktalarından uzaklaştırmak
Savaşın Sonuçları
1- TBMM ilk ve tek yenilgisini aldı.
2- Sakarya Nehrinin batısına gelen Yunanlılar son saldırı için hazırlık yaptılar.
3- Eskişehir, Afyon ve Kütahya işgale uğradı.
4- Ordunun çekilmesi Kurtuluş savaşının kaybedildiği düşüncesine neden oldu.
5- TBMM’nin daha güvenli olan Kayseri’ye taşınması düşünüldü ve tartışıldı.
6- TBMM’de Mustafa Kemal Paşaya karşı muhalefet arttı.
7- İtalya ve Fransa işgal ettikleri yerleri boşaltmayı durdurdu.
8- Mustafa Kemal Paşaya başkomutanlık yetkisinin verilmesine ve Tekâlif-i Milliye Kararlarının alınmasına zemin hazırladı.
BAŞKOMUTANLIK YASASININ ÇIKARILMASI
5 AĞUSTOS 1921
Eskişehir ve Kütahya Savaşının kaybedilmesi sonucu Mustafa Kemal Paşaya muhalefet artmıştır. Sorumlu olarak onu görüyorlardı. Muhalefet onun ordunun başına geçip Meclis Başkanlığından uzaklaşmasını istiyorlardı. Böylece yunanlılar yendiğinde Mustafa Kemal Başkomutan olduğu için gözden düşecekti. Mustafa Kemal Paşa Başkomutanlık ve TBMM’nin tüm yetkileri verilirse görevi kabul edeceğini bildirdi. Ve bu yasa çıkarılarak üç aylığına yetki verildi. Böylece Erzurum Kongresi öncesi 7–8 Temmuz 1919 da istifa ettiği askerliğe geri döndü. Bu yetkileri çabuk karar alma ve uygulamak için istedi. Sakarya Savaşında başarılı olması nedeniyle bu Başkomutanlık yetkisi 20 Temmuz 1922ye kadar üçer aylık arayla uzatılmıştır. Başkomutanlık Kanunu Mustafa Kemal Paşa 29 Ekim 1923’te Cumhurbaşkanı seçilmesine kadar yürürlükte kalmıştır.
TEKÂLİF-İ MİLLİYE EMİRLERİ ( MİLLİ YÜKÜMLÜLÜKLER KANUNU)
7–8 Ağustos 1921
Mustafa Kemal Paşa ordunun hemen toparlanması için savaş kaybedilirse kimsenin elinde bir şey kalmayacağı için ordunun ihtiyaçlarının halk tarafından karşılanmasını sağladı.
1- Her ilde Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak
2- Her türlü yiyecek, giyecek, makine, araç ve binek hayvanların yüzde 40’ına sonra ödenmek şartıyla el konulacak
3- Halkın elindeki araçlar ordu için aylık
4- Her aileden bir çarık, çorap ve çamaşır Komisyona verilecek
5- Bütün sahipsiz mallara el konulacak
6- Halkın elindeki silah ve cephaneler üç gün içinde orduya teslim edilecek
7- Demirci, nalbant, terzi, dökümcü ve marangozlar ordunun kontrolünde çalışacak
NOT: İhtiyaç çok olduğundan uymayanlara ağır ceza verileceği belirtildi ve İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu. Bu emirlerden 15 gün sonra Sakarya Savaşı başladı. Bu emirlerden tam yararlanılmamış fakat savaş kazanılmıştır. 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’a kadar bu emirler uygulanmış ve zaferlerde katkısı büyüktür.
SAKARYA SAVAŞI 23 Ağustos13 Eylül 1921
Eskişehir-Kütahya savaşını kazanan Yunanlılar lojistik destek için Sakarya Nehrinin batısında beklemiş İzmir Limanından yardımı aldıktan sonra son bir saldırı ile Ankara’yı almayı planlıyorlardı. 14 Ağustos’ta yeniden ilerleyen Yunanlılar Sakarya’nın doğusunda Türk ordusu ile karşılaştı. Bu savaş kaybedilirse Ankara işgal edilecek ve TBMM zor duruma düşecekti. Bunun üzerine Mustafa Kemal diğer komutanlara “Hattı müdafaa yok sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” Demiştir. Bu savaş 22 gün 22 gece sürmüştür. Türk ordusu düşmanı durdurmuş ve 11 Eylül’de karşı saldırı başlatarak 13 Eylül’de Yunanlıları bozguna uğrattı. Bu zafer TBMM’nin çeride ve dışarıda itibarını artırmıştır.
Sonuçları
1- Avrupa karşısında 1683 deki 2. Viyana Kuşatmasından sonraki geri çekilme Sakarya Zaferi ile sona ermiştir.
2- Kurtuluş savaşı son savunma savaşı olmuş bundan sonra Türkler taarruza geçmiştir.
3- Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ile 13 Ekim 1921 de Kars Antlaşması imzalanarak Kafkas sınırı kesinlik kazandı.
4- itilaf devletleri ararsındaki görüş ayrılıkları arttı ve Fransa ile 20 Ekim 1921 de Ankara Antlaşması imzalandı.
5- 22 Ekim 1921 de İngiltere ile Esir Değişimi Antlaşması imzalandı. Daha önce Malta’ya sürülen Türkler anavatana dönmüşlerdir.
6- 2 Ocak 1922 de Ukrayna ile Dostluk Antlaşması imzalandı.
7- İtalya’nın Anadolu’dan çekilmesi Sakarya savaşından sonra tamamlanmıştır.
8- Mustafa Kemal paşaya TBMM tarafından Gazilik ve Mareşallik unvanı verildi.
9- Yunanlılar itilaf devletlerinden aldığı yardım ve desteği kaybetti
10- İtilaf devletleri TBMM’ye antlaşma teklif etmiş fakat TBMM Misak-ı Milliye uymayan bu teklifi kabul etmemiştir.
11- Sakarya savaşından sonra Yunanlılarla bir yıl büyük bir savaş yapılmamıştır. Türk ordusu bunu değerlendirerek Tekâlif-i Milliye kararlarını tüm yurtta uygulayarak taarruz gücünü artırmıştır.
12- Yunanlılar Sakarya Savaşından sonra saldırı yapmaktan vazgeçmiş ve aldığı yerleri kaybetmemek için savunma önlemleri almaya başlamıştır.
ANKARA ANTLAŞMASI 20 EKİM 1921
Fransa TBMM’nin Sakarya savaşını kazanması üzerine TBMM ile Ankara Antlaşmasını imzalamıştır. Maddeleri
1- İki taraf silahlı çatışmalara son verecek
2- iki taraf ellerindeki esirleri serbest bırakacak
3- Hatay ve İskenderun özerklik verilmesi şartıyla Fransa yönetimindeki Suriye’ye bırakılacak
Antlaşmanın Önemi
1- Güney Cephesi kapanmış buradaki birlikler Batıya kaydırıldı.
2- Fransa TBMM’yi ve Misak-ı Milliyi tanıyan ilk İtilaf devleti oldu.
3- Hatay’ın Fransa yönetimindeki Suriye’ye bırakılması sonucu ikinci kez Misak-ı Milliden taviz verilmiştir.
İTİLAF DEVLETLERİNİN BARIŞ TEKLİFLERİ
Sakarya Zaferi sonucu İtilaf devletleri TBMM’’ye istediği antlaşmayı imzalatamayacağını anlayınca Türk ve Yunan taraflarına barış yapma teklifinde bulundu. Yunanlılar kabul etti fakat TBMM tam bağımsızlık istediğini söyleyerek teklifi reddetti. Buna rağmen bir antlaşma hazırlayarak TBMM’ye sundular. Sevr’den farkı olmadığı anlaşılınca kabul edilmedi. İtilaf devletleri TBMM’nin Misak-ı Milli sınırlarına ulaşmasını engellemeye çalıştığını açıkça göstermiştir. Görüşmelere son verilerek Yunanlılara karşı yapılacak taarruz hazırlığına başlanmıştır.
BÜYÜK TAARRUZ VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ 26 Ağustos–18 Eylül 1922
Sakarya savaşını kaybeden Yunanlılar aldıkları yerleri kaybetmemek için savunma hattı oluşturdular. İngiliz subayları Türklerin bu hattı geçemeyeceğini söylüyorlardı. Türk ordusunda Doğu ve Güney birlikleri Batıya aktarıldı. Mayıs 1922 de Başkomutanlık yetkisi tekrar uzatılmış ve 22 Temmuz da süresiz olarak uzatıldı. Mustafa Kemal Paşa kesin zafer için Taarruz şart olduğunu bildiği için hazırlıkları uzattı. Bu durum mecliste muhalefetin artmasına neden oldu. Mustafa Kemal hem ordunun işleri, hem itilaf temsilcileri hem de TBMM’deki muhalefet ile uğraşıyordu. TBMM’de 10 Mayıs 1921 de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk grubu kurarak muhalefetle mücadeleyi kolaylaştırdı. Taarruzu gizlemek için Temmuz da orduda Futbol turnuvası düzenledi ve bütün komutanlarla görüşme imkânı sağladı. Taarruz 26 ağustos 1922 de başladı. TBMM bile taarruz başladıktan sonra haberdar edildi. Yunan ordusu geri çekilerek Afyon’u Türk ordusuna bıraktı. Sonuçta 30 Ağustos 1922 de kesin zafer sağlandı. Yunan ordusu imha ve esir edilmiştir. Mustafa Kemal Paşa bu savaşta orduyu bizzat yönettiği için Başkomutanlık Meydan Muharebesi denir. Bu zaferden sonra Mustafa Kemal Paşa “Ordular İlk hedefiniz Akdeniz’dir” emrini vermiştir. Yunanlılar 9 Eylül de İzmir’den denize dökülmüştür. 18 Eylül de ise Batı Anadolu tamamen Yunanlılardan temizlenmiştir.
Büyük Taarruzun sonuçları
1- Yunan işgali sona ermiştir.
2- Kurtuluş Savaşının askeri safhası tamamlanmıştır.
3- Türk ordusu Marmara ve Trakya’yı kurtarmak için ilerlediğinde İngilizlerle karşılaştı. Böylece Kurtuluş Savaşında ilk kez İngilizlerle savaşma ihtimali ortaya çıktı.
4- Kesin zafer sebebiyle İtilaf devletleri TBMM’ye ateşkes teklif ettiler. Bunun sonunda Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.
MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI 3–11 EKİM 1922
Batı Anadolu’dan atılan Yunanlılar Trakya’da Türklere katliam yapmaya başladı. Türk ordusu hem Trakya’yı hem de boğazları kurtarmak için harekete geçti. İngiltere boğazları korumak için müttefiklerinden yardım istemiş fakat yardım etmemişlerdir. Bu durum İngiliz Başbakanı Lloyd George’nin Türk Düşmanlığı politikasının iflas ettiğini göstermiştir. İtilaf devletleri Mustafa Kemal Paşaya barış teklifinde bulunmuş Edirne dâhil Trakya’nın TBMM’ye verilmesi şartıyla görüşmeler başlamıştır. İki hafta süren görüşmelerde İngiliz, Fransız, İtalya ile TBMM arasından bu antlaşma yapılmış Yunanistan katılmamış 3 gün sonra onayladığını bildirmiştir. TBMM adına İsmet İnönü katılmıştır. Bu antlaşmanın en önemli konuları Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazların durumu olmuştur.
Maddeleri
1- Türk ve Yunan savaşı sona erecek
2- Yunanistan Meriç Irmağına kadar olan Doğu Trakya’yı 15 içinde boşaltacak yerine bir ay itilaf kuvvetleri gelecek sonra Türklere bırakılacak
3- TBMM Trakya’da 8 bin asker bulundurabilecek
4- İstanbul, Boğazlar ve çevresi TBMM’ye bırakılacak. Fakat itilaf devletleri antlaşma imzalanan kadar İstanbul’da kalacak
5- Barış yapılana kadar Türk ordusu İzmit ve Çanakkale arasındaki belirlenen bölgeyi geçmeyecek
Antlaşmanın Önemi
1- Kuruluş Savaşının askeri safhası bitmiş diplomatik safhası başlamıştır.
2- Lozan Barış Görüşmelerinin başlaması için çalışmalar başlamıştır.
3- Savaş yapılmadan Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli yunan işgalinden kurtarılmıştır.
4- İstanbul, Boğazlar ve çevresi işgalden kurtarılmıştır.
5- İstanbul’un TBMM’ye devredileceğinin söylenmesi İtilaf devletlerinin TBMM’yi hukuken tanıdığını gösterir. Bu yüzden Osmanlı devleti hukuken sona ermiştir.
SALTANATIN KALDIRILMASI 1 Kasım 1922
Mudanya Ateşkes Antlaşmasına İstanbul Hükümeti de TBMM ile katılmak istediğini bildirmiş İtilaf devletleri de görüş ayrılığı çıkmasından yararlanmak için desteklemiştir. Mustafa kemal Paşa tepki göstererek 1 Kasım 1922 de alınan kararla saltanat halifelikten ayrılarak saltanat kaldırılmıştır. Halifeliğin devam etmesi ve Osmanlı hanedanından birisinin TBMM tarafından seçilmesi kararlaştırıldı.
Saltanatın Kaldırılmasının Nedenleri
1- Kurtuluş savaşını TBMM kazandığı halde Lozan Konferansına Saltanatı temsilen İstanbul hükümetinin de çağrılması
2- İstanbul hükümeti ve padişahın Kurtuluş savaşında ulusal direnişe karşı olması
3- Ülke yönetiminde ve barış görüşmelerinde iki ayrı hükümetin bulunmasının uygun olmaması
4- Saltanat sisteminin ulusal egemenlik bağdaşmaması
5- TBMM’nin saltanat olmaksızın ulusal egemenliği uyguluyor olması
Saltanatın Kaldırılmasının sonuçları
1- Ülkede iki ayrı yönetimin bulunmasına son verildi.
2- 600 yıllık Osmanlı saltanatı sona erdi.
3- Ulusal egemenlik için önemli bir adım atıldı.
4- TBMM Türkiye’de tek yasal güç haline geldi.
5- Din ve devlet işlerinin tek kişinin elinde olması son verildi. Böylece Laiklik için önemli bir adım atıldı.
6- Son Osmanlı sultanı 6. Mehmet Vahdettin 17 Kasım 1922 de İngiltere’ye sığındı.
7- TBMM İngiltere’nin halifeyi kullanmasını engellemek için Abdülmecit Efendiyi halife seçti.
8- Halifelik gücünü kaybederek sembolik makam haline geldi.
9- Yapılacak inkılâplara zemin hazırlandı.
10- Lozan Barış Görüşmelerinde tek bir heyetin görüşmesi sağlandı. İtilaf devletlerinin ikilik çıkarma planı sona erdi.
11- Saltanatın kaldırılması TBMM’de tartışmaları artırdı ve TBMM’nin seçime gitmesini hızlandırdı.
LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI 24 Temmuz 1923
Mudanya Ateşkes Antlaşmasından sonra barış görüşmelerinin başlamasına karar verildi. TBMM görüşmelerin Türkiye’de yapılmasını istemesine rağmen tarafız bir yer seçilerek İsviçre’nin Lozan Şehri uygun görüldü. Bu Konferans 1. Dünya savaşı ve Kurtuluş Savaşının sonuçlanması açısından TBMM için çok önemliydi. Saltanat kaldırılarak konferansa tek heyet olarak gidilmiştir. Heyet başkanı sorunu çıkmış Mustafa Kemal Paşa başkanı tecrübeli fakat padişah yanlısı kişilerden seçmemiş tecrübesi olmayan fakat Mudanya Antlaşmasında başarılı olan TBMM’ye bağlılığını ispatlayan İsmet Paşayı seçmiştir.
TBMM’nin Lozan’daki Amaçları
1- Misak-ı Milliyi gerçekleştirmek
2- Türk topraklarında Ermenistan’ın kurulmasını engellemek
3- Kapitülasyonları kaldırmak
4- İtilaf devletleriyle olan sorunları çözmek
5- Yeni Türk devletinin tanınmasını sağlamak
Konferansa Katılan Devletler
Konferansı İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya toplamıştır. İtilaf devletleri Sevr’i imzalatmak Japonya ise onları destekleyerek ekonomik kazanç sağlamayı ve Boğazlar ve dünya siyasetinde daha etkili olmayı hedefliyordu. Katılan diğer devletler ise Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya’dır. ABD 1. dünya Savaşında savaştığı halde Lozan’da gözlemsi sıfatıyla bulunmuştur. Rusya ve Bulgaristan Boğazlar konuları görüşülürken davet edilmişlerdir. Görüşmeler 20 Kasım 1922 de başlamıştır. Görüşmede TBMM Kapitülasyonlar, İstanbul’un boşaltılması, Musul ve Ermeni Devleti konularında taviz vermemiştir. Görüşmeler çok sert geçmiş iki taraf da taviz vermeyince 4 Şubat 1923 de görüşmeler kesilmiş ve savaş ihtimali ortaya çıkmıştır. Fakat arabulucular sayesinde 23 Nisan 1922 de yeniden görüşmeler tekrar başlamıştır. İlk tur görüşmelerin kesintiye uğraması sırasında TBMM süresini tamamlamak üzeredir. Saltanatın kaldırılması ile iyice yıpranmıştır. İkinci tur görüşmeler başlamadan 1 Nisan 1923 de seçim yapılması için meclis tatil edilmiştir. İkinci tur görüşmelere İsmet Paşa başkanlık etmiştir. 23 Nisan 1923’te başlayan görüşmeler 24 Temmuz 1923’te antlaşma imzalanarak sona ermiştir.
Görüşülen Konular
1- Sınırlar
Suriye Sınırı: 20 Ekim 1921 de Fransızlar ile imzalanan Ankara Antlaşması’ndaki sınırlar kabul edilmiştir.
Önemi: Lozan Antlaşması ile Hatay sınırlarımız dışında kalmıştır. 1936 da Hatay ile ilgili görüşmeler tekrar başlamış. 1939 da Hatay’ın Türkiye’ye bağlanması sağlanmıştır.
Irak sınırı: Musul-Kerkük sınır anlaşmazlığı sonucu bu sınır belirlenememiş. İngiltere ve TBMM bu sınırın en çok 9 ayda kesinleşmesi karara bağlanmıştır.
Önemi: Lozan’da belirlenmeyen tek sınır Irak sınırı olmuştur. İngiltere ve TBMM 1926 da Ankara Antlaşmasını imzalayarak Musul İngiltere’ye kalmak kaydıyla Irak sınırı çizilmiştir.
Batı sınırı: Trakya’da Yunan sınırı Mudanya ateşkes Antlaşması ile Meriç Irmağı olarak çizilmişti. Ek olarak Yunanistan savaş tazminatı karşılığı Karaağaç’ı Türkiye’ye vermiştir. Ege’de Gökçeada ve Bozcaada’nın Türkiye’ye bırakılması ve diğer adaların silahsız olmak kaydıyla Yunanistan’a bırakıldı.
Önemi: Böylece Yunanistan ile günümüzdeki sınır çizilmiştir. Balkan Savaşlarında kaybettiğimiz Batı Trakya ve Ege adaları geri alınamamıştır. İtalya tarafından Trablusgarp Savaşında işgal edilen On iki ada Lozan Antlaşması ile İtalya’ya bırakıldı.
2- Kapitülasyonlar
Yabancı devletlerin Osmanlı zamanında kazandıkları her türlü ayrıcalıklar Lozan Antlaşması ile sona ermiştir.
Önemi: TBMM ekonomik alanda bağımsızlığını kabul ettirmiştir.
3- Savaş Tazminatı
Kurtuluş savaşında Anadolu’da yıkım yapan Yunanlıların savaş tazminatı ödemesi kararlaştırıldı. Ancak Yunanistan’ın ekonomik sıkıntısı olduğu için savaş tazminatı olarak Karaağaç Türkiye’ye verilmiştir.
Önemi: 1. Dünya savaşında elinde olmayan Karaağaç bu antlaşmayla Türkiye’ye bırakılmıştır.
4- Dış Borçlar
Osmanlının 1845 ten itibaren aldığı borçlar 1. Dünya Savaşından sonra ödenmez hale geldi. TBMM borçların bir kısmını ödemeyi kabul etti. Bu borçlar Osmanlıdan ayrılan ülkeler arasında paylaştırıldı. Türkiye de borçlarını taksitler halinde Türk Lirası veya Fransız frangı olarak vermesi kararlaştırıldı. Böylece Duyunu-u Umumiye kaldırılmıştır.
Önemi: Bu konu Lozan Antlaşmasından sonra Fransa ile Türkiye arasında sorun olmuş fakat Türkiye’nin istediği olmuştur. Borçların Osmanlıdan ayrılan ülkeler arasında bölüşülmesi Türkiye’yi büyük borç yükünden kurtarmıştır.
5- Boğazlar
1- Boğazlar başkanlığını bir Türk’ün yapacağı komisyon tarafından yönetilecek
2- Boğazın her iki yakasının
3- Ticaret gemileri boğazlardan serbestçe geçebilecek
4- Savaş gemilerinin geçişi zaman ve tonaj bakımından sınırlı olacak
5- Boğazlara saldırı olursa Milletler Cemiyeti kararıyla önlem alınacak
Önemi: 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesinden bu yana Avrupalıların söz hakkı netleşmiştir. Boğazlar Komisyonu Türkiye’nin bağımsızlığına gölge düşürmüştür. Boğazlar sorunu daha sonra tekrar gündeme gelmiş ve 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesiyle yeni bir düzenleme yapılmıştır.
6- Ermenistan Sorunu
Doğu Anadolu’da kurulması kararlaştırılan Ermeni devletinden vazgeçilmiştir.
Önemi: İtilaf devletleri Anadolu’nun tam anlamıyla bir Türk yurdu olduğunu kabul etmiştir.
7- Azınlıklar ve Nüfus Mübadelesi
Azınlıkların ayrıcalıkları kaldırılmış, Türk vatandaşlarına tanınan bütün haklardan yararlanmaları sağlanmıştır.
Önemi: Böylece Avrupalıların Türkiye’nin iç işlerine karışmaları önlenmiştir. Türkiye’deki Rumlar ile Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türklerin yer değiştirmesi kararlaştırıldı. (Nüfus Mübadelesi). Böylece Rum ve Türklerin hakları yasal olarak korunmuş. Fakat Yunanistan İstanbul’da daha fazla Rum bırakmak istemesi ileride tekrar sorun olmuştur.
8- Yabancı Okullar
Türkiye’de yabancı okulların Türk hükümeti tarafından düzenlenmesi ve buna saygılı olunması kararlaştırıldı.
Önemi: Böylece eğitimde birlik ve eşitlik sağlanması amaçlanmış, eğitim kontrol altına alınmış dini ve siyasi eğitim engellenmiştir. Bu konu ileride Fransa, Vatikan ve Türkiye arasında tekrar sorun olmuştur.
9- İstanbul’un Durumu
Lozan Antlaşmasının TBMM tarafından onaylanmasından 6 hafta sonra itilaf devletleri İstanbul’u boşaltmayı kabul ettiler.
Önemi: Bu karara uyan İtilaf devletleri 6 Ekim 1923’te İstanbul’u terk etmişlerdir.
10- Patrikhane
Ortodoksların dini merkezi Patrikhane siyasi yetkilerden arınmak kaydıyla İstanbul’da kalması kararlaştırıldı.
Lozan Antlaşmasının Yürürlüğe Girmesi
Bu antlaşma 24 Temmuz 1923 de TBMM ile İtilaf devletleri ararsında imzalandı. İlk TBMM 1 Nisan 1923 de seçim yapılacağından dolayısıyla kapalı idi. Bu yüzden Antlaşmanın onaylanması için seçimler beklendi.11 Ağustos 1923 de çalışmaya başlayan ikinci TBMM’nin ilk faaliyetlerinden biri bu antlaşmanın onaylanmasıdır. Bu antlaşmanın Türkçe metinlerinin hazırlanıp görüşülmesinden sonra TBMM 23 Ağustos 1923 de antlaşmayı onaylamıştır.
Lozan Antlaşmasının Sonuçları
1- Yeni Türk Devletinin varlığı uluslar arası alanda tanınmıştır.
2- Kurtuluş Savaşının askeri zaferi bu antlaşmayla siyasi bir zafer haline gelmiştir.
3- Lozan Antlaşması 1. Dünya savaşını bitiren antlaşmalar içinde en uzun süre varlığını koruyan antlaşmadır. Günümüzde hala geçerliliğini korumaktadır.
4- Sevr Antlaşmasının yerine Lozan Antlaşması yürürlüğe girmiştir.
5- Sömürge altında yaşayan milletlere örnek teşkil etmiştir.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE İÇ POLİTİKA
Türk İnkılâbı Amasya Genelgesiyle başlamış ve Cumhuriyetin İlanına kadar sürmüş, Cumhuriyetin İlanından sonra yeni düzenin yerleşmesi için her alanda inkılâpları gerçekleştirmek çalışılmıştır. İnkılâpların en yoğun görüldüğü yıllar 1923–1927 arasıdır. Bu yıllar arasında görev yapan 2. TBMM “İnkılâpçı Meclis” olarak adlandırılmıştır.
2. TBMM’nin Açılması
1. TBMM 23 Nisan 1920 de açılmış. Daha çok bağımsızlığa yönelik çalışmıştır. Lozan Görüşmelerinin başlamasını sağlamış Saltanatın kaldırılması ile çok yıpranmış 1 Nisan 1923 de yeni meclis seçimleri için kapanmıştır. 2. TBMM 11 Ağustos 1923 de çalışmalara başlamıştır. Mustafa Kemal Paşa TBMM açılmadan önce Halk Fırkasını kurmuş, bu parti Yeni Türk Devletinin ve 2. TBMM’nin ilk partisi olmuştur. 2. TBMM’de inkılâp yanlılarının çoğunlukta olması sonucu çok sayıda inkılâp gerçekleştirmişlerdir. Bu nedenle “İnkılâpçı Meclis” olarak adlandırılmışlardır. 2. TBMM 1 Ekim 1927 tarihine kadar faaliyetlerini sürdürmüştür.
CUMHURİYET’İN İLANI 29 Ekim 1923
Nedenleri
1- Saltanatın kaldırılmasıyla ortaya çıkan devlet başkanı sorununu çözümlemek
2- Ulusal egemenlik ve demokrasiyi daha iyi uygulayabilmek
3- Yeni Türk devletinin rejimini belirlemek ve bu konudaki tartışmalara son vermek
4- Meclis Hükümeti sisteminden doğan sorunları gidermek
5- Yönetimdeki yetki ve sorumlulukları tam olarak belirlemek
NOT: Amasya Genelgesinde “Milletin geleceğini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Maddesiyle Cumhuriyet yönetiminden bahsedilmiştir. Mudanya Ateşkes Antlaşmasından sonra 1 Kasım 1922 de saltanat kaldırılmış millet adına tek kişinin söz söylemesine son verilmiştir. 2. TBMM açıldıktan sonra 13 Ekim 1923 de Türkiye’nin Başkentinin Ankara olduğu ilan edilmiş ve İstanbul’un devlet merkezi olması tartışmalarına son verilmiştir. 29 Ekim 1923 de Türkiye devletinin yönetim şekli cumhuriyettir. Maddesi Anayasaya eklenmiştir.
Cumhuriyetin İlanının Sonuçları
1- Ulusal egemenliğin sağlanması yönünde önemli bir adım atılmıştır.
2- Yeni Türk Devletinin yönetim şekli açıklanmıştır.
3- Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanının yetkileri birbirinden ayrılarak yönetim kadroları yeniden düzenlenmiştir.
4- İlk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa, İlk Meclis Başkanı Fethi Okyar, İlk Başbakan İsmet İnönü olmuştur.
5- Mustafa Kemal Paşanın Cumhurbaşkanı seçilmesi devlet başkanlığı sorununu ortadan kaldırmıştır.
6- Meclis Hükümeti Sistemi yerine Kabine Sistemi getirilerek hükümet politikalarının daha uzun ömürlü olması sağlandı.
7- Yürütme işlerinin daha hızlı yapılması sağlandı.
8- 1921 Anayasasında en önemli değişiklikler Cumhuriyet’in İlanı ile gerçekleşmiştir.
HALİFELİĞİN KALDIRILMASI 3 Mart 1924
Nedenleri
1- Saltanatın kaldırılıp Cumhuriyet İlan edildikten sonra halifeliğin bir sembol haline gelmiş olması
2- Halifenin TBMM üzerinde gibi hareket etmesi ve görünmesi
3- TBMM tarafından halifeliği onaylanan Abdülmecit Efendinin devlet başkanıymış gibi hareket etmesi
4-Halifeliğin Cumhuriyet rejimine ve laikliğe aykırı olması
5- Yeniliklere karşı olan muhalefetin tek dayanağının halifelik makamının olması
NOT: 3 Mart 1924 de kaldırılmış ve yeni düzenlemeler getirilmiştir.
1- Şeriye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
2- Erkan-ı Harbiye Umum Vekâleti kaldırılarak yerine Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı kurulmuştur. Böylece ordunun siyasetten ayrılması sağlanmıştır.
3- Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkarılarak eğitimde birlik sağlanmış ve eğitim laikleşmiştir.
4- Osmanlı Hanedan üyelerinin sınır dışına çıkarılması kararlaştırılmıştır.
Halifeliğin Kaldırılmasının Sonuçları
1- Laikliğe geçiş hızlanmıştır.
2- Ulusal egemenlik anlayışı güçlenmiştir.
3- Yapılacak inkılâpların gerçekleşmesi kolaylaşmıştır.
4- TBMM’deki muhalefetin etkisi azalmıştır.
5- Halifeliğe bağlı kurumlarda düzenlemeler yapılarak TBMM tarafından denetimi sağlanmıştır.
6- Ümmetçi anlayıştan ulusçu anlayışa geçiş hızlanmıştır.
7- Saltanatın kaldırılmasına rağmen etkisini sürdüren Osmanlı hanedanının bu durumuna son verilmiştir.
1924 ANAYASASININ KABULÜ 20 Nisan 1924
20 Ocak 1921 deki ilk anayasa öncelikli ihtiyaçları giderici maddeler içeriyordu. Halkın bütün ihtiyaçlarını Karşılayacak durumda değildi. İnkılâpların gerçekleştirilmesi ile yeni anayasayı gerekli kılmıştır. Maddeleri şunlardır.
1- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
2- Devletin yönetim şekli Cumhuriyettir.
3- Devletin dini İslam, dili Türkçe ve başkenti Ankara’dır.
4- Yasama, Yürütme ve Yargı yetkileri TBMM’ye aittir.
5- TBMM üyeleri 4 yılda bir seçilir. Seçme yaşı 18 seçilme yaşı 30’dur.
6- Cumhurbaşkanı meclis içinden ve meclis tarafından 4 yıl için seçilir. Tekrar seçilebilir.
7- Seçme seçilme hakkı sadece erkeklere aittir.
8- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kanun önünde eşittir.
NOT: 1924 Anayasası 1921 Anayasasına göre daha kapsamlıdır. Türkiye Cumhuriyetinde en uzun yürürlükte kalan ve üzerinde en çok değişiklik yapılan anayasadır.
1924 Anayasasında Yapılan Değişiklikler
1- Yapılan her İnkılâp anayasaya eklenmiştir.
2- seçme yaşı 18 den 22 ye çıkarılmıştır.
3- 1928 de Türküye Cumhuriyetinin resmi dini İslam’dır maddesi anayasadan çıkarılmış ve anayasa laikleşmiştir.
4- 1934 de kadınlara siyasi haklar verilerek siyasi alanda kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır.
5- 1937 de Atatürk’ün altı ilkesi anayasaya eklenmiştir.
ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİŞ DENEMELERİ
Türkiye’de çok partili sistem 2. meşrutiyet döneminde yaşanmış, fakat Osmanlının yıkılışını önleyememiştir. Ulusal egemenliğin tam sağlanması için Mustafa Kemal Paşa çok partili sisteme geçiş girişiminde bulunmuştur. 23 Nisan 1920 de ilk mecliste partiler yoktu. Farklı düşüncedeki milletvekilleri gruplar oluşturarak düşüncelerini meclise kabul ettirmeğe çalışıyorlardı. Bu gruplar; Tesanüt Grubu, İstiklal Grubu, Müdafaa-i Hukuk Grubu idi. Mustafa Kemal Paşanın bu grupları birleştirme çabaları sonuç vermeyince 10 Mayıs 1921 de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubunu kurmuştur. Bunda yapılacak inkılâplarda yenilikçilerin teşkilatlanması ve meclisteki muhalefetin bastırılması amaçlanmıştır. Anadolu ve Müdafaa-i Hukuk Grubuna karşı muhalefet Muhafaza-i Mukaddesat Grubu kurmuştur. Bundan sonra Mustafa Kemal Paşa yanlılarına birinci grup muhalefet edenlere de ikinci grup adı verildi. Mustafa Kemal Paşa 11 Ağustos 1923 de 2. TBMM’nin açılmasından hemen sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk grubunun yerine 9 Eylül 1923 de Halk Fırkasını kurmuştur. Daha sonrada bu fırkanın başkanlığına seçilmiştir.
1- CUMHURİYET HALK FIRKASI
9 Eylül 1923 de Atatürk kurmuş, 1924 de Cumhuriyet Halk Fırkası ve 1935 de CHP adını almıştır. Türkiye’nin ilk siyasi partisidir. İnkılâplar bu parti ile hazırlanıp yürürlüğe konulmuştur. 1924 ve 1930 yıllarında Atatürk’ün de izni ile yeni partiler kurulmuş yenilikleri kabullenemeyince kapanmıştır. Bu nedenle 1946’ya kadar seçimlere tek parti katılmıştır. Ve CHP 1950’ye kadar 27 yıl iktidarda kalmıştır. Bu parti sosyal alanda halkçılık, Ekonomi alanda devletçilik, yönetim alanında ise laiklik ilkesini savundu. Atatürk 1938 yılına kadar CHP’nin başkanlığını yaptı. Atatürk ölünce başkanlığı 1950’e kadar İsmet İnönü yapmıştır.
ORDUNUN SİYASETTEN AYRILMASI
Kurtuluş savaşının tanınmış komutanları ilk mecliste milletvekili olmuşlardı. Savaş devam ettiğinden bu kabul edilir bir durumdu. Fakat 11 Ağustos 1923’teki 2. Meclis kurulduğunda savaş yoktu. Bazı komutanları yeniliklere karşı çıkması ordunun siyasetten ayrılması gerektiğini gösterdi. Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa, Refet Bele komutanlığı bırakıp milletvekili olarak hayata devam etmek istediklerini bildirdiler fakat ordunun başsız kalacağı ve Kazım Karabekir ordudaki etkisini kullanarak yeniliklere karşı koymayı düşündüğü için bu istekleri kabul edilmedi. Mustafa Kemal Paşaya bağlı komutanlar milletvekilliğini bırakarak komutanlığa geri döndüler. Böylece ordu üzerinde kendi arkadaşlarının etkili olmasını sağlamıştır. 3 Mart 1924 de kabul edilen Genel Kurmay Başkanlığı siyaset dışında bırakılmıştır. TBMM 19 Aralık 1924 de askerlerin görevi devam ederken milletvekili olamayacağına dair bir yasa kabul edildi. Böylece ordunun siyasetle ilişkisi kesildi.
2- TERAKKİPERVER CUMHURYET FIRKASI
Yeniliklere karşı çıkan Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebe soy, Rauf Orbay, Refet Bele ve Adnan Adıvar 17 Kasım 1924 de bu fırkayı kurmuştur. Programlarında Cumhuriyet, Liberalizm ve Demokrasiyi benimsediklerini ve dini inançlara saygılı olduklarını belirttiler. Bu fırkanın kurulması Atatürk’ü memnun etti. Çok partili demokrasiye inanıyordu. Mecliste sert tartışmalar oluyordu. Bu sırada Doğu Anadolu’da Şeyh Sait isyanı çıktı. Bu isyan üzerine Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarıldı ve İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu. Bu fırkanın desteklemesi üzerine 3 Haziran 1925 de kapatıldı ve yöneticileri yargılandı. Bu fırkanın faaliyetleri çok partili sisteme hazır olunmadığını göstermiştir ve 1930’a kadar yeni muhalefet partisi kurulmamıştır.
ŞEYH SAİT İSYANI 13 Şubat 1925
Nedenleri
1- Halife ve saltanat yanlılarının kışkırtmaları
2- Terakkiperver Fırkanın tavırlarının eski rejim yanlılarını cesaretlendirmesi
3- İngilizlerin Şeyh Sait’i kışkırtması ve Musul Sorununda lehine sonuç elde etmek istemesi
4- İnkılâpların halk tarafından tam anlaşılamaması
5- Güneydoğuda İngiliz destekli bir Kürt devletinin kurulmak istenmesi
NOT: Lozan Antlaşmasında Musul sorunu İngiltere ve Türkiye arasında gerginliğe sebep oldu. Türkiye savaşa hazırlandığı sırada bu isyan çıktı. Kısa sürede Elazığ, Bingöl ve Diyarbakır’a kadar genişledi. Önlem alınmadığı için kısa sürede bastırılamadı. Başbakan Fethi Okyar gitmiş yerine İsmet İnönü hükümet kurmuştur. Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarılarak olağanüstü hal ilan edildi. İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu. İsyan bastırıldıktan sonra isyanı çıkaranlar cezalandırıldı. İsmet Paşa isyanı bölgesel değil rejimi tehdit eden bir isyan olarak algılamış ve sert önlemlerle bastırmıştır.
İsyanın Sonuçları
1- Terakkiperver fırkasının desteklediği anlaşılınca bu fırka kapatıldı.
2- Huzuru sağlamak için 4 Mart 1925 de Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarıldı ve 1929’a kadar yürürlükte kaldı.
3- İsmet Paşa Başbakan olmuştur.
4- İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu.
5- İngiltere bu isyanı kullanarak Musul sorununun kendi lehine çözümlenmesini sağladı.
6- Şeyh Sait İsyanı Cumhuriyet rejimine yönelik bir isyandır.
Atatürk’ Karşı Suikast Girişimi
Yenilik karşıtları rejimi yıkmak için Mustafa Kemal Paşayı16 Haziran 1926 da İzmir’e gidecekken öldürmeyi planlamış suikastçılar yakalanarak cezalandırılmıştır. Terakkiperver Fırkası üyesinin de içinde olması nedeniyle bu fırkanın yöneticileri İzmir Suikastından de yargılanmış fakat bağlantılarının olmadığı anlaşılmıştır. Bu olaydan sonra Atatürk “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.” demiştir.
3- SERBEST CUMHURİYET FIRKASI
Kurulmasının Nedenleri
1- Ulusal egemenliği daha iyi uygulayabilmek
2- Halkın her kesiminin görüşlerini mecliste yansıtabilmek
3- Hükümeti denetleyerek sağlıklı çalışmasını sağlamak, 1929 da başlayan Dünya Ekonomik Krizinin etkilerini ortadan kaldırmak
NOT: Mustafa Kemal Paşa arkadaşı Fethi Okyar’dan bir parti kurmasını istemiştir. Ve 12 Ağustos 1930 da bu fırka kurulmuştur. Ekonomide Liberalizm’i savunmuş, ekonomik faaliyetlerde devletin rolünün azaltılmasını, Kadınlara siyasi ve sosyal haklar tanınması gerektiğini savunmuştur. Bu fırka Cumhuriyet Halk Fırkasından daha yenilikçidir. Kurucuları inkılâpçı, laik kişilerdi. Fakat zamanla yenilik karşıtlarının bu fırkayı ele geçirmesiyle 17 Aralık 1930 da yeni bir isyan çıkmaması için Fethi Okyar partisini kapattığını ilan etmiştir. Atatürk döneminde başka çok partili hayata geçme çalışması olmamıştır. Bu fırkanın kapatılmasından bir hafta sonra Menemen İsyanı çıkmıştır. Bu da Fethi Okyar’ı haklı çıkarmıştır.
MENEMEN OLAYI 23 Aralık 1930
İzmir’in Menemen ilçesinde bir camiye gelen Derviş Mehmet ve arkadaşları İnsanları rejime isyana çağırmışlar. Derviş Mehmet’in konuşmasını engellemek isteyen Öğretmen olan Yedek Subay Kubilay isyancılar tarafından şehit edilmiştir. İsyancılar yakalanmış ve İstiklal Mahkemelerinde yargılanıp cezalandırılmışlardır. Bölgede sıkıyönetim ilan edilmiş ve yurt çapında isyana destek verenler yakalanmış ve cezalandırılmıştır.
NOT: Şeyh Sait İsyanı, İzmir Suikastı ve Menemen Olayı çok partili hayata geçişi geciktirmiştir.
TÜRKİYE’DE ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİLMESİ
1930 dan 2. Dünya Savaşına kadar çok partili sisteme geçiş durmuş 2. Dünya Savaşından sonra Türkiye’nin uluslar arası saygınlığının artması ve Milletler Cemiyetinde faaliyetlerde bulunmak için çok partili sisteme ihtiyaç vardı. Bu nedenle 1946 da İsmet Paşanın izniyle Demokrat Parti kurulmuştur. Bu partiyi Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan, CHP milletvekilli iken ayrılarak bu partiyi kurdu. 1946 da yapılan seçimle açık oy gizli sayım seçim şekliyle muhalefet olarak meclise girmiştir. İlk defa çok partili genel seçimler başarıyla yapılmıştır. 1950 deki seçimlerde de Demokrat Parti iktidar olmuştur. Türkiye’de çok partili demokrasi 1960 ve 1980 Askeri darbeleriyle kesintiye uğramış fakat Cumhuriyet rejimi devam etmiştir.
INKILAPLAR
Atatürk İnkılâplarının Amaçları
1- Toplumsal eşitliği sağlamak
2- Türk kültürünü geliştirmek
3- Demokrasinin yerleşmesini sağlamak
4- Türkiye’yi çağdaş ülkeler düzeyine ulaştırmak
5- Ulusal egemenlik anlayışını geliştirmek
6- Eskiyen kurumların yerine yenisini kurmak
7- Laik devlet anlayışına geçmek
HUKUK ALANINDAKİ İNKILÂPLAR
Osmanlıda hukuk sisteminin temeli İslam dinine dayanıyordu. Her alandan İslam hukuku temel alınmış, geleneklerde İslam hukuku ile çelişmiyorsa örfi hukuk olarak uygulanmıştır. Gayrimüslimler kendi dini kurumları tarafından yargılanabilmekteydi. Bu nedenle Osmanlıda hukuk birliği yoktu. 17. yy dan sonra yargı kurumlarının bozulması sonucu halk hukuka saygı duymamaya başladı. Zamanla hukuk ihtiyaçları karşılayamaz hale geldi. Osmanlı 19. yy ‘a kadar hukuk alanında büyük değişmeler yapmamıştır. Tanzimat dönemiyle Gayrı Müslimlerin hakları dış baskılar sonucu düzenlenmiş, batılı tarzda mahkemeler açılmış, Gayrı Müslimlerin yargılanmalarında ayrıcalık tanınması hukuk alanında daha çok karmaşaya sebep olmuştur. 19 yy sonlarında İslami kanunların çağın ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi için Mecelle denilen hukuk kitabı için çalışmalar başlatılmış uzun sürdüğü için sonuç alınamamıştır. Osmanlının hukuk alanında yaptığı en köklü değişiklik Tanzimat ve Islahat Fermanlarının yayınlanması, Avrupa tarzı mahkemelerinin açılması ve 1876 da Kanun-i Esasi denilen ilk anayasanın kabul edilmesidir. Bütün bu yapılanlar amacına ulaşmamış hukuk kargaşası daha da artmıştır. Bu nedenle yeni Türk Devleti Laik hukuk sistemi getirmek için köklü yenilikler yapmak zorunda kalmıştır.
1- Hukuk Alanındaki İnkılâpların Amaçları
1- Laik hukuk anlayışını uygulamak
2- Modern çağa göre ihtiyaçları karşılayacak hukuk sistemi oluşturmak
3- Kadın-erkek eşitliğini sağlamak
4- Her alanda akla ve bilime öncelik vermek
5- Batışı devletlerin hukuk sistemlerini uygulamak
6- Hukuk birliğini sağlamak
7- Ekonomik hayatı düzenleyen çağdaş kanunlar yapmak
2- Medeni Kanunu’nun Kabulü 17 Şubat 1926
Osmanlı kanunlarından erkeklerin üstünlüğü vardı. Laik hukuk anlayışında ise haklar eşitti. Avrupalıların uyguladığı medeni kanunlar incelendi ve İsviçre Medeni Kanunu düzenlenerek Türk Medeni Kanunu olarak kabul edildi.
İsviçre Medeni Kanunun Seçilmesinin Nedenleri
1- Avrupa’da hazırlanan en son Medeni Kanun olması ve her türlü yenilikleri içermesi
2- sorunlara akılcı ve pratik çözümler getirmesi
3- Demokratik olması
4- Kadın-erkek eşitliğine dayanması
5- Laik bir anlayışla düzenlenmesi
Medeni Kanununun Kabulünün Sonuçları
1- Resmi nikâh zorunlu olmuştur. Evlilik devlet kontrolünde olmuştur.
2- Kadınlara istedikleri işte çalışma hakkı tanınmış ve kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır.
3- Tek eşle evlilik zorunlu olmuş ve Türk ailesi modern yapıya kavuşmuştur.
4- Mirastan kız ve erkek çocuklarının eşit yaralanması sağlandı
5- Kadınlara da boşanma hakkı verildi.
6- toplumsal hayatın çağdaş kurallara göre düzenlenmesi sağlandı.
7- Gayrı Müslimler Lozan Antlaşması ile elde etikleri haklardan vazgeçip Türk Medeni kanununa uymak istediklerini belirtmiş, bu istekleri kabul edilmiştir.
8- Patrikhane ve Konsoloslukların yargı yetkileri sona erdi.
9- Türkiye’de hukuk birliği sağlandı.
10- Laik hukuk anlayışı toplumun her kesimine uygulandı.
2- Hukuk alanında Diğer Düzenlemeler
Avrupa’nın diğer kanunları da alınmış ve Türk hukuk sistemine kazandırılmıştır.
İsviçre’den Borçlar Kanunu 8 Mayıs 1928 de
Almanya’dan Ticaret kanunu 10 Mayıs 1928 de
İtalya’dan Ceza Kanunu 1 Temmuz 1928 de uygulanmıştır.
Türkiye’de Laikliğin Aşamaları
—1 Kasım 1922 de Saltanatın kaldırılması, Laikliğin ilk adımıdır. Padişahın yetkilerine son verilerek tek yetkili TBMM olmuştur.
— 3 Mart 1924 de Halifeliğin Kaldırılması ile TBMM’nin dini kurum olmadığı ispatlanmış ve laiklik alanındaki diğer inkılâplara zemin hazırlanmıştır.
—3 Mart 1924 de Şer’iye ve Evkaf Vekâleti kaldırılması, Yerine TBMM’nin kontrolünde Diyanet İşleri başkanlığı ve Vakıflar genel Müdürlüğü kuruldu.
—3 Mart 1924 de Tevhidi Tedrisat Kanununun kabul edilmesi ile Medreseler kapatılmış çağdaş ve laik eğitimin temelleri atılmıştır. Yerine çağdaş din adamı yetiştiren okullar açıldı.
—30 Kasım 1925 de Tekke, Zaviye ve Türbeler kapatılmasıyla, halkın dini duygularının sömürülmesi engellenmiştir.
—17 Şubat 1926 da Medeni Kanun kabul edilmesiyle, hukuk alanında laikliğe geçilmiştir.
—1928 de Anayasadan” Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini İslam’dır.” Maddesi çıkarılmasıyla, Anayasa laikleşmiştir.
—1937 de Atatürk’ün altı ilkesi ile birlikte Laiklik İlkesi anayasaya eklenmesiyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin Laik olduğu resmen açıklanmıştır.
EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDAKİ İNKILÂPLAR
Avrupa skolâstik düşünceden kurtularak pozitif ve özgür düşünce ile modernleşmiştir. Bu da iyi eğitimli aydınları sayesindedir. Avrupa eğitim kurumlarına önem vermiş, bu sayede Osmanlıdan üstün hale gelmiştir. Osmanlıda 17 yy da eğitim bozulmuş, okullarda teknik bilgi göz ardı edilmiş ve engellenmiştir. Sonunda bu teknik bilgileri öğrenmek amacıyla Avrupa’dan subaylar getirmek zorunda kalmıştır. 19 yy da toplumun eğitim seviyesi düşük olduğundan 2. Mahmut döneminde kız ve erkeklere ilköğretim zorunlu hale getirilmiş fakat başarılı olunmamıştır. Avrupa tarzı okullar açılmasıyla eğitimde ikilik çıkmış ve kültür çatışması oluşmuştur. Atatürk’ün Türk eğitim sistemindeki yeniliklerin amacı çağdaşlaşmak ve her alanda ilerlemek olmuştur.
1- Eğitim alanındaki İnkılâpların Amaçları
1- Laik ve çağdaş eğitimi sağlamak
2- Bilimsel eğitimi yaygınlaştırmak
3- Eğitimde birliği sağlamak
4- Kız-erkek arasındaki eğitim eşitliğini sağlamak
5- Her alanda teknik eleman yetişmesini sağlamak
6- Eğitimi kolaylaştırmak ve yaygınlaştırmak
7- Eğitimi millileştirmek
2- Tevhidi Tedrisat Kanunu 3 Mart 1924
Halifeliğin kaldırıldığı gün bu kanun kabul edildi. Böylece
1- Azınlık ve yabancı okulların dini ve siyasi eğitim vermeleri engellendi.
2- Öğretim birleştirilerek bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı.
3- Yabancı okullarda Tarih, Türkçe, coğrafya ve Felsefe Grubu derslerini Türk öğretmenlerinin vermesi sağlandı.
4- Medreseler kapatılarak laik eğitim anlayışı etkili hale getirildi.
3- Medreselerin Kapatılması
Tevhidi Tedrisat Kanununda medreselerin kapatılması ile ilgili açık bir ifade olmamasına rağmen bilimsel eğitime geçince medreseler kapatılmış yerine İmam Hatip Okulları ve İlahiyat fakülteleri din adamı yetirmeye başlamıştır.
4- Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun 2 Mart 1926
Ülkede ilkokul, lise ve yüksekokulların esaslarının düzenlenmesi bu kanun ile yani Eğitim Sistemi Yasası ile kabul edildi. Devletin izni olamadan okul açılamayacağı belirtilerek hangi derslerin ne şekilde okutulacağı belirlendi.
5- Yeni Türk Harflerinin Kabulü 1 Kasım 1928
Arap harflerinin yerine batılıların kullandığı Latin alfabesi kullanılmıştır.
Latin Harflerinin Kabul Edilmesiyle
1- Batılılaşma adına önemli adım atıldı.
2- Okum-yazma kolaylaştı.
3- Avrupa ile bilgi ve kültür aktarımı kolaylaştı.
4- Basılan kitap sayısı arttı.
NOT: Yeni Türk Alfabesi ilkokullarda hemen öğretilmeye başlandı. Atatürk 24 Kasım 1928 de Yeni alfabeyi bir grup öğrenciye anlatmıştır. İlkokul çağını geçmiş kişiler de halk mekteplerinde Yeni alfabeyi öğrenmişlerdir.
6- Türk Tarih Kurumunun Kurulması 15 Nisan 1931
Osmanlı zamanında yazılan tarih kitapları İslam tarihi özelliği taşıyordu. İslamiyet’ten önceki Türk Devletlerinden bahsetmiyordu. Osmanlıda ümmetçi tarih anlayışı vardı. Atatürk Türk tarihinin binlerce yıllık tarihi olduğunu ve bir bütün olarak incelenmesi için bu kurumu kurmuştur. Milli ve laik tarih anlayışını getirmiştir. Bu kurumdan şu konuları aydınlatmasını istemiştir.
1- Türk kültürünün en eski uygarlıklardan biri olduğunun ispatlanması
2- Türk Tarihini bir hanedan veya din tarihiyle sınırlandırmayıp milli tarih anlayışı ile araştırılması
3- Türklerin dünya medeniyetlerine katkılarının belirlenmesi
4- Türk yurdu hakkındaki kuşkuların giderilmesi ve yabancıların Türk yurdu üzerindeki emellerinin engellenmesi
5- Türklerin sarı ırktan olduğu ve gelişme ve kabiliyetten yoksun olduğu tezinin çürütülmesi.
7- Türk Dil Kurumu’nun Kurulması 12 Temmuz 1932
Türk Tarihi ile birlikte Türk dilinin de en eski ve sistemli dil olduğunun ispatlanması için bu kurum kurulmuştur. İslamiyet’ten sonra Türkçeye Arapça ve Farsçadan birçok kelime girmiş ve bazı Türkçe kurallar bozulmuştur. Bu kurumdan Şu konuların aydınlatılmasını istemiştir.
1- Halk tarafından benimsenmemiş yabancı kelimelerin çıkarılarak Türkçe kelimelerin yaygınlaştırılması
2- Yazı ve konuşma dilinin aynı olmasının sağlanması
3- Türk dilinin zenginliği ile dünyadaki saygınlığını artırılması
4- Türkçeyi bilimsel ve ekonomik alanda daha zenginleştirilmesi
NOT: Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu Atatürk’ün Milliyetçilik ilkesi doğrultusunda kurulmuştur.
Eğitim ile İlgili Diğer Yenilikler
1925 de Türkiye’nin ilk Yüksekokulu Ankara Hukuk Mektebi açıldı. Osmanlının kurduğu Dar-ul Fünun kaldırılarak yerine 1933 de İstanbul Üniversitesi kuruldu. 1933 de Ankara Dil, Tarih, Coğrafya fakültesi ile Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldı. 1924 de Sanayi-i Nefise Mektebi, Güzel sanatlar Akademisi olarak değiştirildi.
TOPLUMSAL HAYATIN DÜZENLENMESİ
1- Toplumsal alanda Yapılan İnkılâpların Amaçları
1- Türk toplumunun batılılarla aynı amaçlar doğrultusunda yönlendirilmesi
2- Türk halkının görünüş olarak batılılara yakınlaştırılması
3- Toplumsal alanda laikleşmenin sağlanması
4- Soy veya meslekten doğan ayrıcalıkların kaldırılması
5- Resmi kayıtların daha düzenli tutulması
6- Ekonomik alanda Türk toplumunun batılılaşmasını sağlama
2- Tekke Zaviye ve Türbelerin Kapatılması 30 Kasım 1925
Kötü kişilerin eline geçen bu kurumlar halkın duygularını sömürdükleri için kapatılmışlardır. Ayrıca aynı gün şeyh, derviş, dede ve seyyit unvanları yasaklanmış ve tüm ayrıcalıklar kaldırılmıştır.
3- Kılık-Kıyafetin Düzenlenmesi
25 Mayıs 1925 de Şapka Kanunu kabul edildi.
3 Aralık 1934 de din temsilcileri mabetler ve ayinler dışında dini kıyafetle dolaşmak yasaklandı. Sadece diyanet İşleri Başkanı, Rum ve Ermeni Patrikleri ve Yahudi Hahambaşı istediği zaman dini giysilerini giyebilecek. Atatürk Türk kadınının kıyafetine karışmamış zaman içinde modern kıyafet kendiliğinden benimsenmiştir.
4- Soyadı Kanununun Kabulü 21 Haziran 1934
Aynı ismi taşıyan kişilerin bütün ileri birbirine karıştığı için Soyadı Kanunu çıkarılarak bu karışıklığa son verilmiştir. Her ailenin bir soyadı olacak, Türkçe olacak, üstünlük ifade eden, gülünç veya ahlaka aykırı kelimeler soyadı olarak kullanılmayacaktı. 24 Kasım 1934 de Meclis aldığı kararla Mustafa Kemal Paşaya Atatürk soyadı verildi. Aynı yıl ağa, hacı, hoca, hafız, hoca efendi, bey, paşa, hanım, hanımefendi unvanları kaldırılmıştır.
5- Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklikler
26 Aralık 1925 de Miladi takvimin kullanılması kabul edildi. Miladi takvim ve Saat 1 Ocak 1926 da kullanılmaya başlandı. 1 Nisan 1931 de Metre ve Kilogram kabul edildi. 1935 de hafta sonu tatili Cuma’dan Pazar gününe alınmıştır.
EKONOMİK ALANDA YENİLİKLER
Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yıllarında savaşlar ve borçlar yüzünden ekonomik sıkıntı içindeydi. Osmanlı zamanında Kapitülasyonlar yerli üretimi yok ediyordu. Osmanlı dışa bağımlıydı. Hammadde ve kaynaklar yabancı işletmelere verilmiştir. 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş savaşı ekonomiyi iyice sarsmıştır.
1- Ekonomik Alanda Yapılan Yeniliklerin Amaçları
1- Devletin ekonomik bağımsızlığını sağlamak
2- Sanayiyi geliştirerek modern araçları ve tesisleri kullanmak
3- Ekonomide millileşerek yabancı sermayeye bağımlılığı kaldırmak
4- İktisadi kurumları ve girişimleri devletleştirmek
5- Sanayi dallarını devlet korumasına almak
6- Özel teşebbüsü desteklemek
7- Batıdaki ticari gelişmeleri Türkiye’ye kazandırmak
2- İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat 1923
Lozan barış görüşmeleri 4 Şubat 1923 de kesintiye uğrayınca Türkiye’deki her meslek grubundan temsilciler İzmir’de yeni devletin ekonomik durumunu görüşmek için toplanmış, çiftçi, işçi, sanayici ve tüccar olarak 1135 kişinin katıldığı toplantı sonunda Misak-ı İktisadi ( Ekonomik Yemin ) kabul edildi. Atatürk bu toplantıda ” askeri zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa başarı devamlı olmaz” demiştir.
Misak-ı İktisadi’nin Maddeleri
1- Yerli malı kullanılması sağlanmalıdır.
2- Teknik eğitim geliştirilmelidir.
3- Hammaddesi yurt içinde olan sanayi dalları kurulmalıdır.
4- Küçük imalattan büyük işletmelere geçilmelidir.
5- Özel teşebbüse kredi sağlayacak bir devlet bankası kurulmalıdır.
6- Özel teşebbüsün yapamadığı yatırımları devlet yapmalıdır.
7- Demiryolu inşaatı programa bağlanmalıdır.
8- Yabancıların kullandığı tekellerden kaçınılmalıdır.
9- İşçilerin durumu düzeltilmelidir.
NOT: Bu kararlar TBMM’ye yol göstermiş Lozan Barış Görüşmelerinde kapitülasyonların kaldırılmasında TBMM heyetine büyük destek sağlamıştır.
3- Tarım Alanında Düzenlemeler
Osmanlıda halkın dörtte üçü tarımla uğraşıyordu. Ama tarımsal üretim azdı. Vergiler çok ağırdı. Aşar Vergisi bütçe gelirinin yüzde 40’ını oluşturuyordu. Üretici malları satamıyor veya gereken yerlere ulaştıramıyordu. 17 Şubat 1925 de aşar Vergisi kaldırılarak arazi Vergisi getirildi. Çiftçiye kredi sağlamak için Ziraat Bankasında düzenlemeler yapıldı. Traktör kullanımı teşvik edildi. Tarım Kredi Kooperatifleri ve Yüksek Ziraat Enstitüleri kuruldu. Devlet çiftlikleri kuruldu ve tohum ıslahı için ıslah istasyonları açıldı.
4- Ticaret alanında Düzenlemeler
30 Haziran 1930 da ticareti geliştirmek için Merkez Bankası kuruldu. Sermaye akışı denetim altına alındı.1924 de işverenlere kredi sağlamak için İş Bankası kuruldu.
5- Sanayi Alanında Düzenlemeler
Osmanlıdan kalan sanayi azdı. İzmir, İstanbul ve Adana’da birkaç dokuma fabrikası vardı. 28 Mayıs 1927 de Teşvik-i sanayi kanunu çıkarılarak özel teşebbüse destek verildi. 1929 da gümrükteki ithalat mallarının vergileri yükseltilerek yerli üretimin ithal ile rekabet etmesi sağlandı.
Üç beyaz (şeker, un, pamuk) ve üç siyah (kömür, demir, petrol) projesi gerçekleştirilememiştir. Nedenleri
1- Özel sektörün elinde yeterli sermayenin olmaması
2- Teknik bilgi ve eğitilmiş insan yetersizliği
3- Devletin 1929 ‘a kadar yerli sanayiyi dışa karşı koruyamaması
4- 1929’daki dünya ekonomik bunalımının Türkiye’yi etkilemesi
NOT: 1934 de planlı ekonomiye geçildi. 1934–1939 yıllarını kapsayan 1. Beş Yıllık Kalkınma Planı uygulandı. Böylece özel teşebbüsün yapamadığı yatırımlar devlet eliyle yapıldı.1937’ye kadar demir, cam, kâğıt fabrikaları açılmış ithal mallar yüzde 50 azalmıştır. 1939 da kabul edilen 2. Beş Yıllık kalkınma Planı ise 2. Dünya Savaşı nedeniyle uygulanamadı. 1933 de kurulan Sümerbank ve 1935 de kurulan Etibank sanayicilere kredi verdi. 1935 de Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) kuruldu.
6- Ulaşım Alanında Düzenlemeler
Demiryolları: Türkiye’de demiryolları yabancılara yap, işlet, devret sitemiyle yaptırılmış devlet bu yolları yabancı şirketlerden satın alarak millileştirmiştir. Tamamen yerli sermaye kullanarak 1938 yılına kadar
Karayolları: Karayolu ulaşımının güçlükle yapılması, üretilen malların taşınmasını zorlaştırmakta bu durum ticaret, sanayi ve tarımı olumsuz yönde etkilemiştir. Yurdun her yerinde yollar onarılmış ve yeni yollar yapılmıştır.
Denizyolları: Osmanlı denizcilikte geri kalmıştı. Yabancı şirketler taşıma işlerini yapıyordu. 1 Temmuz 1926 da Kabotaj Kanunu çıkarılarak Türk sularında taşıma hakkının Türklere ait olduğu ilan edilmiş ve 1 Temmuz Kabotaj Bayramı olarak kutlanmaktadır. Denizlerde yolcu taşıma devletin elinde olmuş, yük taşıma ise özel teşebbüse bırakılmıştır.
ATATÜRK DÖNEMİNDE DIŞ POLİTİKA
1–1920–1923 Yılları Arasındaki Dönem
TBMM’nin açılmasıyla yeni devlet kuruldu. İlk başta Kurtuluş Savaşı ve iç isyanlarla uğraşmak zorunda kaldı. TBMM Misak-ı Milli için sonuna kadar savaşacağı ve tam bağımsızlık istediğini dünyaya bildirdi. İtilafçılar TBMM’yi önemsememiş Kurtuluş Savaşı kazanılınca siyasi ilişki kurmak zorunda kalmışlardır. TBMM’nin açılmasından Lozan Antlaşmasına kadar olan süre içinde dış politika şöyle olmuştur.
ABD ile İlişkiler
1. Dünya Savaşına kadar Osmanlı topraklarında yüzlerce ABD kolejinin olması olumlu ilişkiler olduğunu göstermektedir. ABD 1. Dünya Savaşında Osmanlıya karşı savaşa girmiş Wilson’un Anadolu’da Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerde Yeni Türk Devletinin kurulmasına verdiği destek ABD’ye güveni artırmış fakat Ermenilere de Ermeni Devleti için destek vermişlerdir. Ermeni çetelerinin katliamları için ABD’li General Harbourd Anadolu’da incelemeler yapmış ve Harbourd Raporunu yayınlamıştır. Ermenilerin haksız olduğunu ve çoğunlukta olmadığını yazmıştır. ABD de Ermenilerden desteğini çekmiştir. Bu da Osmanlının ABD’ye sempatisini artırmıştır. Sivas Kongresinde ABD manda yönetimini isteyenler olmuş fakat kesin reddedilmiştir. ABD’nin 1920 den itibaren Asya ve Avrupa siyasetinde değişiklik olmuş daha çok iç politika ile uğraşmasından dolayı Lozan Antlaşmasına kadar yoğun ilişki kurulmamıştır.
Sovyet Rusya İle İlişkiler
1. Dünya savaşında Rusya itilafçılardan savaşa girmişti. Çarlık rejimi vardı. Almanya ve Avusturya’ya yenilgi almaya başlayınca ve itilafçılarda Boğazı geçemeyip Rusya’ya yardım gönderemeyince Rusya’da ekonomik kriz artmıştır. Bunu değerlendiren Bolşevikler 1917 de İhtilalle yönetimi ele geçirdiler. Bolşevikler önce 1917 de ateşkes ilan etmiş. 1918 de Brest Litowsk Antlaşması ile savaştan çekilmiştir. Rusya 1878 Berlin Antlaşmasında Rusya’nın aldığı Kars, Ardahan ve Batum’u Türkiye’ye bırakmayı kabul etti. Bolşevikler yayılmacı politika izlememişlerdir. Yeni rejim itilafçılar tarafından iyi karşılanmadı. Bu nedenle Rusya Kafkas ve Anadolu sınırlarını güvenlik altına almaya çalıştı. TBMM 1. İnönü zaferinden sonra 16 Mart 1921 de Rusya ile Moskova Antlaşması yaptı ve Rusya’nın silah ve maddi desteğini aldı. Sovyet Rusya’nın Kafkaslarda Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ı işgal etmesi ile bu sınırların tekrar düzenlenmesi gerekti. TBMM Sakarya Savaşını kazanınca Rusya’nın isteği ile Rusya’ya bağlı üç devletle 13 Ekim 1921 de Kars Antlaşması yaptı ve Türkiye’nin Doğu sınırı kesinleşti.
İngiltere İle İlişkiler
1.Dünya savaşı öncesi dünyanın en güçlü devletidir. Bunu sürdürmek için petrol yataklarına ve Osmanlı topraklarına sahip olmak istiyordu. Fakat İngiliz halkı savaş istemiyordu ve Lloyd George hükümetine baskı yapıyordu. Bu yüzden İngiliz hükümeti Anadolu’daki Türklerle savaşlarda Fransa ve Yunan ordusunu öne sürüyordu. Yunan ordusunu desteklemiş ve Anadolu’daki katliamlarına göz yummuştur. Yunanlıları Batı Anadolu’dan atan Türk ordusu Doğu Trakya’yı kurtarmak için Boğazlara yönelmiş ve ilk defa İngilizlerle savaş ihtimali doğmuştur. Fakat Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanarak Kurtuluş Savaşının silahlı mücadelesi sona ermiştir. İngiliz hükümeti halkın baskısıyla istifa etmiş. Mudanya Ateşkesinden sonra toplanan Lozan Barış Konferansında en sert tartışmalar İngiliz ve TBMM temsilcileri arasında yaşanmıştır.
Fransa İle İlişkiler
Fransa 1. Dünya savaşında Adana, Urfa, Antep ve Maraş’ı işgal etmişti. Buradaki Ermenileri kışkırtarak işgalleri kolaylaştırmak istemiş fakat kurulan Kuvayı Milli birlikleri işgalleri zorlaştırmıştır. Ve bu birlikler Fransızların bu bölgeden çekilmesini sağladılar. Fransızlar TBMM’nin Sakarya Savaşını kazanması üzerine TBMM ile 1921 de Ankara Antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşmadan Lozan’ kadar Fransızlarla silahlı mücadele olmamış Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmasında Fransa’nın arabuluculuğu etkili olmuştur.
İtalya İle İlişkiler
1. Dünya savaşında itilafçıların yanında savaşa girdi. Gizli antlaşmalarla Anadolu ve Doğu Akdeniz’de çıkarlar elde etti. Fakat savaştan sonra yapılan Paris Barış Konferansında daha önce kendisine verilen İzmir’in Yunanistan’a verilmesi sonucu İtilafçılarla arası açılmış ve işgallerde Türk halkına daha iyi davranmıştır. Antalya, Kuşadası ve Konya’ya asker çıkarmış fakat büyük bir silahlı çatışma olmamıştır. İtalya’da iç karışıkların artması ve TBMM’nin 2. İnönü Savaşını kazanması sonucu askerlerini çekmeye başlamış Sakarya Zaferinden sonra askerlerinin tamamını çekmiştir.
Yunanistan İle İlişkiler
1. Dünya savaşında gizli antlaşmalarda yer almamasına rağmen İngiltere’nin politikalarını uygulayabilmesi için Anadolu’da işgallere katılmıştır. Yunanistan’ın işgallere katılmasına ilk defa 1919 da Paris Barış Konferansında karar verilmiş bu durum İtalya ile itilafçıların aralarının açılmasına neden olmuştur. En büyük desteği İngiltere vermiştir. Bu destekle Batı Anadolu ve Doğu Trakya’yı topraklarına katmaya çalışmıştır. Türk nüfusunu azaltmak için katliamlar yapmıştır. Bu yüzden Yunan işgaline halkın tepkisi büyük olmuş ve ilk Kuvayı Milliye birlikleri Yunanlılara karşı kurulmuştur. Yunan işgalinin haksızlığı ve yapılan katliamları duyuran ilk uluslar arası belge Amiral Bristol Raporudur. Bu belge Mili Mücadelenin dış dünyada haklılığını gösteren ilk belgedir. TBMM’nin Yunanlılara karşı kazandığı zaferler TBMM’nin dış politikada saygınlığını artırmış ve tanınmasını sağlamıştır. Yunanlıların Anadolu’dan atılması Milli Mücadelenin sonuçlanmasını sağlamıştır.
LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI SONRASI DIŞ POLİTİKA
Lozan Antlaşmasıyla Yeni Türk devletinin bağımsız bir devlet olduğu kabul edilmişti. Lozan’dan sonraki dış politikanın temel ilkeleri şunlardır.
1- Lozan’dan sonra kalan sorunları çözümlemek
2- Bağımsızlığa saygılı devletlerle her alanda ilişki kurmak
3- Milli sınırlarımızın güvenliğinin artırılmasını sağlamak
4- uluslar arası sorunları çözerken hukuka dayalı ve barışçı bir siyaset izlemek
5- Diğer devletlerin iç işlerine karışmamak
6- İç işlerimize karışılmasını engellemek
7- Uluslar arası barışı sağlamaya çalışan kuruluşları desteklemek ve katılmak
8- Türkiye Cumhuriyetinin uluslar arası saygınlığını artırmak
9- “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” İlkesini uygulamak
1- 1923–1930 Yılları Arasındaki dönem
Bu dönemde TBMM genelde Lozan’dan kalan sorunları çözmeye çalışmış, ulusal egemenlik ve iç ilerimize karışılmasına ortam hazırlayan konularla uğraşmıştır.
Nüfus Mübadelesi Sorunu
Lozan’da Türkiye’deki ve Yunanistan’daki Türk ve Rum nüfusunun değiştirilmesi kararlaştırılmasıdır. Yunanistan İstanbul’da daha fazla Rum bırakmak için sorun çıkarıyordu. Türkiye durumu Milletler Cemiyetine şikâyet etti. Çözüm bulamayınca gerginlik arttı. Sonunda 10 Haziran 1930 da anlaşılarak Batı Trakya ve İstanbul’daki Rum ve Türklerin bölgenin yerlisi olması kararlaştırıldı ve nüfus değiştirmeden vazgeçildi. Bu sorunun barışçı yollarla çözülmesi ilişkileri olumlu etkiledi. Yunan Başbakan Venizelos Türkiye’yi ziyaret etti. Dostluk güçlendi. Fakat1954 de Kıbrıs Sorunu ilişkileri tekrar germiştir.
Yabancı Okullar Sorunu
19 yy da Osmanlı Avrupa tarzı yeniliklerin yanında yabancı öğrenci ve yabancı okula izin verilmişti. Kısa sürede ABD, İngiliz, Fransa, Avusturya ve İtalya okullar açmış. Zamanla bu okullar denetimden uzaklaşarak misyonerlik yapan okulları haline gelmiştir. Lozan’da TBMM bu okulların eğitim ve müfredatında tek yetkili kendisinin olduğunu kabul ettirmiştir. 1925 de TBMM bu okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından verilmesini, dini tören ve dini sembollerin kaldırılması ve kitaplarda Türkiye aleyhine ifadelerin olmamasını istemiş, uymayan okulların kapatılacağı belirtilmiştir. TBMM’nin bu kararına en büyük tepki Fransa ve Papalıktan gelmiş, ancak TBMM bunun iç sorunu olduğunu söyleyerek kararı uygulamıştır. Karara uymayan okullar kapatılmıştır. Bu durum Türkiye’nin iç ve dışta güçlü olduğunu gösterir.
Irak-Musul Sorunu
Atatürk zamanında Türkiye’yi en çok uğraştıran sorun Musul sorunudur. 30 Ekim 1918 de imzalana Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra 3 Kasım 1918 de İngiltere Musul’u işgal etti. Türkiye Mondros’tan sonra işgal edildiği için Musul’un Türkiye’ye verilmesini istedi. Bölgenin yeraltı zenginliği ve stratejik önemi nedeniyle İngiltere kabul etmedi. Bu yüzden ilişkiler gerginleşti. Şubat 1925 de çıkan şeyh Sait isyanını İngilizler desteklemiş ve bu isyanı Avrupa kamuoyunu Türklere karşı kışkırtmak için kullanmıştır. İngiltere Musul Sorununu Milletler Cemiyetine bağlı Lahey Adalet Divanına götürmüş, İngiltere haklı bulunmuştur. Bu durumda fazla bir şey yapılamayacağı anlaşılınca İngiltere ile Türkiye arasında
5 Haziran 1926 da Ankara Antlaşması imzalandı ve sorun çözüldü. Musul İngiliz yönetimindeki Irak’a bırakıldı. Musul’daki petrolün %10’u 25 yıl Türkiye’ye verilmesi kararlaştırıldı. Bu antlaşmaya Musul karşılığında Türkiye isterse nakit 500 bin İngiliz lirası alabileceği maddesi eklendi. Türkiye nakit parayı kabul etti ve Misak-ı Milli sınırlarındaki Musul’dan vazgeçti. Bu sorunda uzlaşmacı olan Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girişini kolaylaştırmıştır.
2- 1930–1939 Yılları Arasındaki Dönem
Milletler Cemiyetine Giriş 18 Temmuz 1932
Türkiye’nin dış politikasında Yurtta sulh cihanda sulh olduğundan birçok ülkeyle saldırmazlık ve dostluk antlaşması imzalamıştır. 1923–1930 yılları arasında 24 ülkeyle dostluk antlaşması imzalaması saygınlığını artırmıştır. Türkiye’nin uzlaşmacı tavrı ile Milletler Cemiyetine üye olan ülkelerin sempatini kazanmıştır.
İspanya Temmuz 1932 de Türkiye’nin üye olmasını istemiş Yunanistan destekleyince teklif kabul edilmiştir. Milletler Cemiyeti Türkiye’yi davet etmiş ve 18 Temmuz 1932 de üye olmuştur. Türkiye 1934 de Konsey üyeliğine seçilmiş 2. Dünya Savaşına kadar bu görevde kalmıştır.
Balkan Antantı 9 Şubat 1934
Türkiye Balkanlardaki problemleri yakından takip etmekteydi. 1. Dünya Savaşından sonra ekonomik ve sosyal yapılardaki dalgalanmalar ve Almanya ve İtalya’da ortaya çıkan aşırı milliyetçi yayılmacı yönetimler Balkanlar ve Ortadoğu’yu tehdit ediyordu. Bu durumun etkisiyle Türkiye önderliğinde Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya bu antantı imzaladı. Bu dört ülke birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı duyacaklarını, iç işlerine karışmayacaklarını ve ekonomik işbirliği yapacakları konusunda anlaştılar. Arnavutluk İtalya’nın baskısıyla, Bulgaristan ise katılan ülkelerle sınır anlaşmazlıları sonucu bu antanta katılmamıştır. Türkiye bu antantla batı sınırını güvenlik altına almış fakat 2. Dünya Savaşı çıkınca bu antant bozulmuştur.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi 22 Temmuz 1936
Lozan’ın Boğazlar ile ilgili maddesinde “Boğazlar Komisyonunun devam etmesi, Boğazın iki yakasının ve Marmara adalarının silahtan arındırılması ve Boğazdan20 km içerisinin askerden arındırılması kararlaştırıldı”. Bu durum hem Türkiye’nin egemenliğine gölge düşürüyor hem de Marmara ve çevresinin güvenliği tehlikedeydi. 1930’larda Almanya ve İtalya’nın saldırgan tutumu Boğazların güvenliğini tehdit ediyordu. Milletler Cemiyetinin Almanya, İtalya ve Japonya’nın işgallerini engelleyememesi sonucu Türkiye boğazlar sorununu tekrar gündeme getirdi. Türkiye 10 Nisan 1936 da Lozan Antlaşmasını imzalayan ülkelere bir nota göndererek boğazların statüsünün Türkiye’nin egemenlik ve savunma haklarına göre düzenlenmesini istedi. Bunun üzerine İsviçre’nin Montrö şehrinde bir konferans toplandı. Toplantıya Türkiye, İngiltere, Fransa, Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Yugoslavya katılmıştır. İmzalanan Antlaşmada şu maddeler vardır.
1- Boğazlar Komisyonu kaldırılarak bütün yetkiler Türk Devletine devredilecek
2- Boğazlar ve çevresinde Türkiye isterse asker bulundurabilecek, silahlandırabilecek
3- Ticaret gemilerinin boğazdan geçişi serbest olacak
4- Savaş gemilerinin boğazdan geçişi ağırlık ve zamanı Türkiye tarafından belirlenecek
5- Savaş tehlikesi karşısında Türkiye boğazları kapatabilecek
Önemi
1- Bu antlaşma Türkiye’nin dış politikada önemli bir başarısıdır.
2- Türkiye’nin tarafsız politikaları boğazlar konusunda kendisine güvenilmesi sonucu bu antlaşmanın imzalanmasını kolaylaştırmıştır.
3- Lozan’da Türkiye’nin egemenliğini sınırlayan hükümler kaldırılmış Türkiye boğazlara tam egemen olmuştur.
4- Türkiye’nin uluslar arası alanda önemi artmıştır.
Sadabat Paktı 8 Temmuz 1937
Almanya ve İtalya’nın yayılmacı politikaları Ortadoğu ve Balkanları tehdit ediyordu. Bu amaçla Türkiye Balkan Antantına benzer bir yapıyı Ortadoğu’da yapmak istiyordu. İtalya’nın Habeşistan’ı işgal etmesi üzerine Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalandı. Bu ülkeler ülkelerin sınırlarına saygılı olmayı, Milletler Cemiyetinin alacağı kararlara uyacağı ve dostluk ve işbirliğini geliştirme kararı aldılar. Bu paktta 2. Dünya Savaşı çıkınca dağılmıştır.
Hatay’ın Türkiye’ye Katılması 23 Temmuz 1939
Kurtuluş Savaşında Fransızlarla İmzalanan Ankara Antlaşmasıyla Hatay Fransız yönetimindeki Suriye’ye bırakıldı. Fakat Fransa halkın çoğunluğunun Türk olması sonucu Hatay’a özerklik vererek Hatay’da ayrı bir meclis kurulmasını kabul etti. Hatay Misak-ı Milliden verilen bir tavizdi. 1936 da Fransa 2. Dünya Savaşı öncesi Suriye’ye bağımsızlık vermiş, Hatay’da Suriye sınırları içinde kalmıştır. Atatürk’ün çalışmaları sonucu Milletler Cemiyeti ve Fransa’nın da onayı alınarak 2 Eylül 1938 de Bağımsız Hatay Cumhuriyeti kurulmuştur. 1939da Hatay Cumhuriyeti’nin aldığı bir kararla Hatay Türkiye’ye bağlanmak istemiş, Türkiye kararı olumlu karşılamıştır. Böylece 1921 Ankara Antlaşmasıyla verilen taviz 1939 da giderilmiştir. Hatay’ın Türkiye’ye katılması dış politikanın iyi izlenmesi sonucunda olmuştur.
ATATÜRKÇÜLÜK, NİTELİKLERİ VE İLKELERİ
Atatürkçülük: milletin bağımsız ve egemen olması, millet ve değerlerin muasır medeniyet seviyesine çıkarılması, milletin huzur ve refahı için gerçekçi düşünce ve ilkelerdir.
Nitelikleri
1- Milletimizin ihtiyaçlarından çıkmıştır.
2- Bağımsızlık, egemenlik, bilim ve akılcılık, sevgi, barış ve çağdaşlaşma değerlerini bünyesinde toplamıştır.
3- Milli düşünce sistemidir.
4- Sömürge milletler için model ve örnek olmuştur.
5- Sistem, milli ve evrensel değerlerin kaynaşması sonucu ortaya çıkmıştır.
6- Sistem, Milleti muasır medeniyetler seviyesine çıkarmayı amaçlar.
7- Uygarlık ve insanlık anlayışı ile ters düşen hiçbir düşünce ile bağlantısı yoktur.
ATATÜRK İLKELERİ
Atatürk ilkeleri, 1935 de CHP kurultayında kabul edilmiş ve 5 Şubat 1937 de anayasaya girmiştir.
Cumhuriyetçilik
1- Yönetim şekli cumhuriyetin benimsenmesidir.
2- Bu ilke bağımsızlığın olduğu bir ortamda uygulanır.
3- Cumhuriyete egemenlik kişi ve zümrenin tek elinde değildir. Milletin elindedir. Egemenliği seçimle seçilen kişiler millet adına kullanır. Cumhuriyet demokrasi için ideal bir yönetim şeklidir.
4- Bu rejimde Anayasa üstündür.
5- Bu ilke özgür ortam oluşturduğundan diğer ilkeler bu ortamda gerçekleşir.
6- Atatürk Cumhuriyetçilik ve Laiklik ilkelerini her türlü tartışmanın dışında tutmuştur.
NOT: Milliyetçilik, Halkçılık ve Laiklik Cumhuriyetçilik ilkesini bütünler
Milliyetçilik
1- Millet gerçeğine dayanmaktadır. Toplum hayatında ulaşılan son mertebedir.
2- Milletin oluşumunda vatan, dil, kültür ve ideal birliği olmalıdır.
3- Milletin varlığını sürdürmesi ve yücelmesi için çalışmanın kuşaklara aktarılmasıdır.
Atatürk’ün Milliyetçilik Anlayışında
1- Her milletin kendi devletini kurma hakkı vardır.
2- Irkçılık, din ve mezhep farkı yoktur.
3- Akılcı ve insancıl olma esastır.
NOT: Halkçılık ve Milli Birlik ve Beraberlik İlkeleri Milliyetçilik ilkesini bütünler
Halkçılık
1- Halk ülkede yaşayan vatandaşlardır.
2- Halkçılık Cumhuriyetçilik ve Milliyetçiliğin doğal sonucudur.
3- Halkçılık yönetimde halktan güç almaktır. Halkın kendini demokratik esaslara göre yönetmesidir.
4- Devletin rejimi halk tarafından halk yararına kullanılır. Halkçılık demokrasinin uygulanması ve yerleşmesine yöneliktir.
5- Halkçılık insanların üstün olmaması, kanun önünde herkesin eşit olması ve hiçbir zümre ve gruba ayrıcalık olmamasıdır.
6- Atatürk her türlü ayrıcalığa son verilmesi ve halk iradesinin geçerli olmasına dayanır.
Devletçilik
1- Geniş anlamıyla gerekli gördüğü ekonomik, sosyal, kültürel vb. alanlara müdahale etmesi ve vatandaşların gelişmesi ve yücelmesi için gerekli çalışmaları yapmasıdır.
2- Dar anlamıyla devletin ekonomiye müdahalesidir
3- Cumhuriyetin ilk yıllarında sermaye olmadığından özel teşebbüsün yapamadığı yatırımları devlet gerçekleştirmiş ve Devletçilik ilkesi doğdu.
4- Toplumsal refahı sağlamak için planlı ekonomi gereklidir.
Laiklik
1- Devlet düzeni ve hukuk kurallarının dine değil, akıl ve bilime dayandırılmasıdır.
2- devletin egemenlik gücü ilahi kaynaklara değil millet iradesine dayanmıştır.
3- Türk devleti aşamalı olarak laikliği gerçekleştirirken, din kurallarına müdahale etmemiştir.
4- Kişinin dini inanç, vicdan ve düşünce hürriyetinin sağlanmasıdır.
5- Kanun önünde her dinden olanın insanın eşit sayıldığı bir ilkedir.
6- Laiklik 1937 de anayasaya girmiş 1961 ve 1982 anayasalarının 2. maddesinde yer almıştır.
NOT: Bilimsellik ve Akılcılık ilkesi Laikliği bütünler
İnkılâpçılık
1- siyasi, sosyal, ekonomik vb. alanlarda yapılan köklü değişikliklerdir.
2- İnkılâpları benimsemek, korumak ve savunmaktır.
3- batılılaşma, çağdaşlaşma, ileriye ve çağdaş uygarlığa yönelmedir. İnkılâpları geliştirmeyi ve uygulamayı gerektirir.
NOT: Çağdaşlık ve Batılılaşma İnkılâpçılığı bütünler
BÜTÜNLEYİCİ İLKELER
Milli Egemenlik
1- Milletin kendini idare etmesi ve kendini yönetecek kişileri seçmesidir. Demokratik rejimler kayıtsız şartsız milli egemenliğe dayanır.
2- 1921 anayasasında egemenliğin millete ait olduğu belirtilmiş, Cumhuriyetin İlanı ile Milli egemenlik yönetim şekli olmuştur.
NOT: Milli egemenlik, Cumhuriyetçilik ilkesini bütünleyicisidir.
Milli Bağımsızlık
1- Hür bir şekilde yaşamayı gerektirir.
2- Hiç kimseye bağlı olmamak demektir.
3- Bağımsızlığın milletçe benimsenmesi ve amaç haline gelmesidir.
4- Atatürk bağımsızlık için “Ya istiklal ya ölüm” demiştir.
5- Milli bağımsızlık dış politikada temel ilkedir.
Milli Birlik ve Beraberlik
1- Milletçe birliği ve bir arada yaşamayı ifade eder.
2- Milliyetçilik ilkesinin doğal sonucudur.
3- Türkiye, milli bir devlettir. Millilik özelliği taşır. Milli devlet, bölünmez bir bütün olan milli sınırlarda yaşamak demektir.
4- Milli birlik ve beraberlikte ülke bütünlüğünün bulunması gerekir
Yurtta Sulh Cihanda Sulh
1- Yurt içinde huzur ve güven içinde yaşamayı ve milletlerarası barış ve güvenliği hedefler
2- Yurtta barış, Devlet ülke birliği ve bütünlüğü içinde vatandaşın huzur ve güvenliğini sağlamaya çalışır.
3- Dünyada barış, milletler arası barış ve güvenliğin sağlanmasını, devletlerarası anlaşmazlıkları barışçı yolla çözmeyi amaçlamıştır.
4- Bu ilke dış politikanın temel ilkelerindendir.
Akılcılık ve Bilimsellik
1- Türk İnkılâbının temel özelliği akla ve bilime dayanmasıdır.
2- Akılcılık, gerçeği arayıp bulmaya yarayan yoldur.
3- Bilimsellik ise, devlet ve toplumda bilime yer vererek hurafe ve önyargılar yerine aklın hâkimiyeti demektir.
NOT: Bu ilke Laiklik ve Cumhuriyetçilik ilkelerini bütünler.
Çağdaşlık ve Batılılaşma
1- Türk İnkılâbının amacı, medeni dünya içerisinde yer alma çabasıdır. Batıdaki çağdaş kurumlar benimsenmeli ve alınmalıdır.
2- Atatürk, batıyı taklit edilmesinden yana değildir. Batının deneyimlerinden yararlanarak çağdaş kurumlar örnek alınmalıdır.
NOT: Bu ilke İnkılâpçılık ilkesini bütünler.
İnsan ve İnsan Sevgisi
1- Türk İnkılâbının bir özelliği de insana ve sevgiye değer verilmesidir.
2- Demokrasi, sosyal adalet, insan hakları, din ve vicdan hürriyetine saygı bu ilkenin anlaşılmasıyla mümkündür.
3- Atatürk ” Biz kimsenin düşmanı değiliz, yalnız insanlığın düşmanının düşmanıyız.” Diyerek insan sevgisini göstermiştir.
Atatürk’ün Son Günleri
Atatürk’ün 1937 yılının sonlarında sağlığı bozulmaya başlamıştır. Bu sırada Hatay Sorunu ile uğraşıyordu.1938’in ocak ayında sağlığı iyice bozuldu. Ağır bir karaciğer hastalığına yakalanmıştı ve dinlenmesi gerekiyordu. Atatürk başkalarının hastalığını olumsuz değerlendirmemeleri için Mayıs 1938 de yurt gezisine çıktı ve güney illerini ziyaret etti. Böylece dipdiri ayakta olduğunu göstermek istiyordu. Ancak bu gezi sağlığının iyice bozulmasına neden oldu. Geziden 26 Mayıs’ta Ankara’ya döndü. Aynı gün akşamı da İstanbul’a gitti. Artık günlerini doktor kontrolünde geçiriyordu. Bir süre Savarona yatında kaldı. Burada devlet erkânı ve yabancı konuklarla görüştü. Dinlenmediği için sağlığı daha çok bozuldu. 1 Kasım 1938 de ilk defa TBMM’nin açışlına katılamadı. Atatürk’ün açılışı nutkunu Başbakan Celal Bayar yaptı.
10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 9’u 5 geçe komadan kurtulamayarak hayata gözlerini yumdu. 20 Kasım’da Ankara’ya getirilen cenazeyi on binlerce kişi karşıladı.
21 Kasım’da TBMM’nin önünde yapılan törenle naşı Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabrine konuldu. 10 Kasım 1953 de milletin onun için yaptırdığı Anıtkabir’e getirildi.
2. DÜNYA SAVAŞI 1939–1945
1.Dünya Savaşından Sonra Barışı Koruma Çabaları
1- Dünya barışı için Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) kuruldu.
2- Barış için birçok antlaşma yapıldı.
Küçük Antant 1921: Çekoslovakya, Romanya ve Yugoslavya arasında imzalandı.
Locarno Antlaşması 1925: Fransa ile Almanya arasında barış için imzalandı.
Kellog Paktı1928: Anlaşmazlıklara çözüm bulmak için Fransa ile ABD arasında imzalandı.
NOT: Türkiye de Dünya barışını korumak için Balkan Antantı, Sadabat Paktı, Montrö Boğazlar Antlaşması ve Hatay Antlaşmasını yapmıştır.
2. DÜNYA SAVAŞI
Nedenleri
1- 1. Dünya Savaşı sonucu Avrupa’da dengelerin bozulması
2- Almanya’ya Versay antlaşmasını kabul ettirilmesi
3- Sorunlar ve işsizlik sonucu Komünizm’in gelişmesi, buna Almanya ve İtalya’nın tepki göstermesi
4- Almanya ve İtalya’nın silahlanıp işgallere başlaması
5- 1. Dünya savaşı sonunda imzalanan antlaşmalarda milliyetçilik prensibine dikkat edilmemesi
6- Almanya ve İtalya’da aşırı milliyetçi akımların iktidara gelmesi
Savaşın Başlaması ve Yayılması
1- Almanya Rusya ile antlaşma yaparak 1 Eylül 1939 da Polonya’yı işgale başlamış, Rusya da Doğu Polonya’yı işgal etmiştir.
2- Polonya’ya güvence veren İngiltere ve Fransa Almanya’ya savaş ilan etmiş ve 2. Dünya Savaşı başlamıştır.
3- İtalya, Japonya, Bulgaristan, Macaristan ve Romanya Almanya safında yer almıştır. Bunlara Mihver devletler denir.
4- ABD; İngiltere, Fransa ve Rusya’ya ise Müttefik Devletler denilmiştir.
5- Almanya Fransa’yı işgal etti. Ayrıca Norveç, Danimarka, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’u da işgal etti. Rusya’yı da işgal edince Rusya Almanya’ya savaş ilan etti ve Müttefik Devletlere katıldı.
6- Almanlar bir süre sonra Yunanistan ve Yugoslavya’yı da işgal etti. Ayrıca Kuzey Afrika’da İtalya ile beraber Mısır’a kadar ilerlediler.
Savaşta Türkiye’nin Tutumu
Türkiye sınırlarına yığınak yapmış, Almanya’nın Bulgaristan’ı işgal etmesi üzerine Batı Cephesinde tehlike belirmiştir. Fakat Almanya ve Türkiye arasında Saldırmazlık Paktı yapıldı (1941). Türkiye bu pakta göre tarafsız kalacaktı. Müttefiklerin baskısı sonucu Şubat 1945 de Almanya ve İtalya’ya savaş ilan etmiştir. Bunun nedeni de savaş sonunda oluşacak uluslar arası kuruluşlara kolayca girebilmektir. Türkiye’de 2 milyon asker hazırdır. Askeri yatırımlar sonucu 2. ve 3. beş yıllık sanayi ve kalkınma planları uygulanamamıştır.
Savaşın sona Ermesi
ABD, Japonların Pearl Harbour’daki Amerikan üslerine saldırması üzerine 1941 yılı sonlarında savaşa girdi. Savaş kısa sürede Pasifik hâkimiyetine dönüştü. Almanlar gün geçtikçe güç kaybetti. Ruslar bütün cephelerde başarılı oluyordu. Hava üstünlüğünü de İngilizler ele geçirdi. Amerikanın desteği ile Almanları zor durumda bıraktı. ABD’nin çıkarmaları Almanları geri çekilmeye zorladı. ABD batı bu şekilde kontrol altına aldı. Doğuda ise Japonya’ya atom bombası kullandı ve Japonya teslim olmak zorunda kaldı.
Savaşın Sonuçları
1- İnsan kaybı ve ekonomik yıkıma yol açtı. 56 milyon insan öldü.
2- Savaşı Müttefik Devletler kazandı.
3- ABD savaşı kısa sürede bitirmek için atom bombası kullandı.
4- Aşırı milliyetçi akımlar (Nazizm, Faşizm) başarısız oldu.
5- Sömürgeciler sömürgelerini kaybetti. Hindistan, Mısır ve Cezayir bağımsız oldular.
6- Almanya ikiye bölündü.( 1990 da tekrar birleşti)
7- Milletler Cemiyetinin yerine dünya barışını korumak için Birleşmiş Milletler kuruldu 1945.
8- Yahudiler ABD ve İngiltere’nin desteğiyle Filistin bölgesinde İsrail Devletini kurdular 1948.
9- Savaştan sonra bloklaşma başladı. Sovyetler Birliği önderliğinde Varşova Paktı kuruldu. Avrupa ise ABD’nin de katılımıyla NATO’yu kurdular.
10- Türkiye’de çok partili hayata geçildi.